• $8,2637
  • €10,0691
  • 487.231
  • 1449.21
18 Haziran 2013 Salı

ILO’dan övgü aldık ama yine kara listeden kurtulamadık

102. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda Türkiye yine kara listede yer aldı... Birçok alanda övgüler de alan Türkiye’nin Çad, Kamboçya ve Zimbabwe gibi ülkelerle aynı kefede yer almasında ‘siyasi oyunlar’ın yanı sıra Gezi Parkı olaylarının da payı var

Yaklaşık bir haftadır İsviçre’nin başkenti Cenevre’de 102. Uluslararası Çalışma Konferansı için bulunuyoruz. Türkiye gibi tüm ülkeler ILO (Uluslararası Çalışma Teşkilatı) Konferansına üçlü bir yapı içerisinde, yani işçi – işveren ve devlet temsilcilerinden oluşan bir heyetle katılıyorlar. Konferansı ayrıca benim gibi akademisyenler de ülke danışmanları olarak takip ediyor. ILO Konferansında temel olarak, üye ülkelerin ILO Sözleşmelerine uyup uymadıkları kontrol ediliyor. Bu işi konferans organizasyonunda “Aplikasyon Komitesi” yerine getiriyor. Aplikasyon Komitesi gündemine alınacak ülkelerin ilk olarak geçici listesi 
(yaklaşık 50 ülke) her yıl Konferans başlamadan birkaç gün önce belirleniyor. 

YUNANİSTAN VE  HONDURAS DA VAR 
Konferans başladıktan sonra bu geçici listedeki 50 ülkenin yarısı eleniyor, geriye kalan 25 ülke kısa liste ya da “kara liste” olarak adlandırılan listede yerini buluyor. Daha sonra bu “kara liste”de yer alan ülkeler ILO Konferansında söz alarak savunmalarını yapıyorlar. Bu yıl Türkiye kara listeye örgütlenme ve toplu pazarlık alanındaki yetersizlikleri gerekçesiyle alındı. Bizim dışımızda Honduras ve Yunanistan da aynı gerekçeyle kara listede. 

YİNE KURTULAMADIK
Geçen yılki konferansta işçi ve işveren kesimleri “grev hakkı” konusunda anlaşmazlık yaşadıkları için, ILO tarihinde bir istisna yaşanmış ve hiçbir ülke kara liste olarak adlandırdığımız listeye girmemişti. Bu istisna dışında Türkiye neredeyse bütün konferanslarda kara listede. 

LOBİ ÇALIŞMALARI ETKİLİ
Türkiye’nin sicilinin ILO nezdinde bu denli düşük olmasının arkasında, yetersizliklerimizin yanı sıra birtakım şanssızlıklarımızın ve Türkiye’ye karşı siyasi t avırların da etkisi olduğu muhakkak. Diğer yandan Türkiye’nin bölgesinde güçlü bir aktör haline geliyor olması da birtakım ülkeleri rahatsız ediyor ve çalışma yaşamı dışındaki farklı gerekçelerle ülke notumuz kırılıyor.  
25 ülkenin yer aldığı kara listede bizim dışımızdaki ülkelerin neredeyse tamamı az gelişmiş ülkeler. Sadece Kanada, İspanya ve Yunanistan bu sene bu ülkelerin dışında kara listeye girdi. İspanya ve Yunanistan’da yaşanan ekonomik krizin çalışma yaşamında olumsuz etkilerinin ortaya çıkması bu listede yer almalarını açıklıyor. 

ÇAD İLE AYNI KAFEDEYİZ
Son anda yaşanan olaylar ve küçük işyerlerinde sendikal güvencenin olmaması, taşeronlaşma gibi konular nedeniyle Türkiye, Bangladeş, Kamboçya, Çad, Zimbabwe gibi ülkelerle aynı kefede değerlendirildi. ILO’nun Türkiye’ye yönelttiği eleştiriler de haklılık payı var. Ama bazı noktalarda da ‘zorlama’ eleştiriler yaptıklarını söylememiz doğru olur. Örneğin, çalışma yaşamı kriterlerini denetleyen ILO’nun, çalışma yaşamıyla doğrudan ilgisi olmayan ve Türkiye’de yaşanan siyasi tutuklamalar gibi konuları da göz önüne almasıyla, kara listede yer bulmamızı kolaylaştı.  

NEDEN LİSTEDEYİZ?
Aplikasyon Komitesi’nin sıraladığı eleştiriler kara listeye girmemize neden olmakla beraber, konferansa gitmeden önce yine bu köşeden yazdığım haklı nedenlerden biri, özellikle THY ve Çay–Kur Grevleriydi. Bu konularda da ILO tarafından eleştirildik. Ayrıca 30’un altında çalışanın bulunduğu işyerlerinde sendikal güvencenin kanunun çıkarılacağı sırada verilen bir teklifle yok edilmesi, tahmin ettiğim gibi, kara listeye girmemiz için bir başka gerekçe oldu. 

GEZİ OLMASA YİNE GİRER MİYDİK?
Diğer yandan bu yıl son anda yaşanan Gezi Parkı olayları ve 1 Mayıs gösterilerinde yaşananlar da ülkemize yöneltilen eleştirilerdendi. Kanaatimce bu son olaylar yaşanmamış olsaydı, Türkiye’nin işsizlikte yakalamış olduğu başarı, yeni Sendikalar ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yasalarının çıkarılmış olması gibi son derece olumlu adımlarımız nedeniyle bu yıl kara listede yer almazdık. 

ELEŞTİRİLER NELER?
- Kamu kurumlarında çalışanların sendikal faaliyetleri ve özgürlükleri yeterli düzeyde değil. Şikayetlerle ilgili istastistik tutulmamakta. 
- Sendikalar Yasası genelinde olumlu düzenlemeler getirmiştir, ancak ülke çapında sendikalı üye sayısının yaklaşık 1 milyon olduğu ülkede, sadece 600 bin işçinin toplu sözleşme imkânından faydalanabilmesi düşündürücüdür. Diğer yandan işkolu barajının düşürülmesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de, bu barajın kademeli bir şekilde yüzde 3’e çıkarılacak olması olumsuzdur. 
? Memurlar için imzalanan toplu sözleşmelerde hükümetin karar verici olması, 30’dan az işçi çalıştıran işletmelerde sendikal nedenle işten çıkartılma durumunda, sendikal tazminat hakkının bulunmaması örgütlenme özgürlüğü önünde bir engel olarak görülmektedir.

<p>İsrail polisi, işgal altındaki Mescid-i Aksa'da baskınları önlemek için nöbet tutan Filistinliler

İsrail polisinden Filistinlilere yeniden müdahale

NATO tatbikatına katılacak askerler yola çıktı

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti