• $7,5462
  • €8,9981
  • 414.108
  • 1541.98
23 Aralık 2010 Perşembe

Yenilenen CHP üzerine bazı düşünceler

Dünyayı okuyup, gerekeni yaptığını, ülkede büyük bir açılım ve değişim başlattığını söyleyen kibirli, yüksek perdeden konuşan, kendilerinden olmadıklarını düşündükleri seslere kulaklarını kapamış bir iktidara karşı, bu iktidarın giderek daralan bakış açısına ve düşünme ufkuna karşı nasıl bir muhalefet gerekir?

Herhalde öncelikle bu 'milletin teveccühünü' büyük çoğunlukla kazandığını, ne yapsa 'milletin' kendisini desteklediğini düşünen bu iktidarın zihniyetini, bu zihniyeti taşıyan bireylerin oluşturduğu partinin 'içyapısını', neden ve nasıl böyle bir güç kazandığını, çözümlemekle başlayan bir muhalefet gerekir. Gerçekten dünyayı okuyabiliyorlar mı? Hangi dünyayı ve neden? Bu kibirleri, bir korkunun, bir aymazlığın sonucu mudur? Yoksa kendilerine bunca güveni destekleyen başka dayanakları mı var? Geliştirdikleri düşünceler, günübirlik düşünceler mi? Düşünceleri ve eylemleri arasında bir boşluk var mı?

Nedense muhalefet, rakibinin kafasının nasıl çalıştığına, zihniyetine, savunduğu değerlerin kaynağına pek bakmıyor. Söylediklerine karşı çıkıyor, eylemlerinde yasadışı bir yan olup olmadığına, yolsuzlukların, sahteciliklerin gerçekleşip gerçekleşmediği konusunun üzerine gidiyor, çoğu kez.

CHP'nin yenilenen kadroları, ülke insanının,  diğer siyasi partilerin zihniyetini okuyabilecek midir? Bu zihniyet okumaları ona ne yapması gerektiği konusunda yol gösterecektir.

Uyanık iş bilir iktidar görüntüsüne karşı, dürüst ama iş bilmez, sakar bir CHP görüntüsü ortaya çıkmıştı Kılıçdaroğlu'yla şimdiye değin. Kılıçdaroğlu öncesi CHP'nin dar bir çerçeveye sıkışmış bakışı, hareketsiz, heyecansız, dünyayı ve Türkiye'deki oluşumları okuyamayan, kendini yenileyemeyen kadroları, sürekli itiraz edip, iktidarın yaptıklarına çomak sokmaya çalışan tavrı, iktidarın giderek güçlenmesine yol açtı.

Ülkemizin farklı bakışları, farklı yaşam biçimleri, siyasette yerini alamıyor. İktidarın açılımı bu dar siyaset alanını açamadı. İktidarın temel zihniyeti böyle renkliliğe, çeşitliliğe, bu çeşitliliğin yol açabileceği eleştirilere pek açık görünmüyor. Kendilerine yapılan eleştirilere çoğunlukla büyük bir şiddet içeren karşı saldırıyla karşılık veriyorlar.
CHP ülkedeki renkliliği ve çeşitliliği kucaklayabilecek mi? Nasıl bir tavırla yapacak bunu?
Kılıçdaroğlu'nun son kurultay konuşmasında altı doldurulmayan slogan sözler vardı. 'YÖK'ü kaldıracağız'. Peki yerine ne koyacaksınız? Halkın iktidarı olacaklarını söylüyorlar: Hangi halkın? Yine bu konuşmasında, daha önceki bazı konuşmalarında olduğu gibi, başbakan üslubuna yakın görüntü verdi. Tehditler, alaylar, her şeyi biliyormuş, duruma tamamen hakimmiş gibi bir havayla bezenmiş bir üslup, Kılıçdaroğlu'nu yavaş yavaş eritir. CHP'nin yüreğindeki halkın çoğunluğu, bana göre Kemal Bey'de ikinci bir Tayyip Bey görmek istemiyor. Tayyip Bey bu üslubuyla siyasetimizdeki yumuşaklığa zarar veriyor. Kendisine oy verenlerin çoğunluğu bu üslubu benimseyebilir. Oysa uzun vadede bu üslup kendisine de partiye de zarar verebilir. Bu üslupla açılım bana ülke siyasetimizin tuhaf bir paradoksu gibi görünüyor. (Döve döve demokrasi paradoksu!) Aynı partinin diğer üyeleri de Tayyip Bey üslubuyla konuşmaya çalışıyorlar. Üslup, bir zihniyet yansımasıdır. Ülke insanı, çoğunlukla buyurucu, yüksek perdeden konuşanları tarihi boyunca çok gördü.

Siyasetimizin,  ülke kültürünün, renkliliği, çeşitliliğine yakışan, anlamaya, dinlemeye, özeleştirisini yapmaya hazır, partilere, liderlere ihtiyacı var. Kürtlerin sesi olduğunu söyleyen BDP'nin de kavgacı, ölçüyü kaçıran üslubu, partinin adına hiç yakışmıyor.
CHP üslubuna dikkat etmeli. İktidarın sert, alaycı tavırlarına karşı, daha içten, daha sıcak, daha anlayışlı olmaya çalışmalı. Halk anlayacaktır. Halkı yumuşak ve anlayışlı siyasete alıştırmak gerek. Ülkenin yaşadığı zor günlerin üstesinden başka nasıl gelinebilir?

Halkın iktidarı olacaksa, halkı anlamak, halkı oluşturan toplulukların hayata verdikleri anlamları, beklentilerini, sahip oldukları değerleri kavraması gerekiyor. Diğer yandan, kendi iç sorunları hala bitmemişe benziyor. Galiba hiç bitmeyecek de. Parti yaşadığı değişimler sonucu kimi üyelerini, bir kısım seçmenini kaybedebilir. Buna karşın yeni seçmenler de kazanabilir. Bu kazanç, hamarat, girişken, partinin ilkelerine gönül vermiş, egosunu parti için yok etmiş, araştırıcı, farklı bakışları öğrenmeye, öğrenerek kendini aşmaya çalışan partililerin varlığıyla anlamlı olabilir. O zaman bu kazanç, ülkenin kazancı olacaktır.

<p>Samsun'da eski eşi E.M.'yi sokak ortasında 5 yaşındaki kızlarının önünde öldüresiye döven İbrahim

Samsun'daki caninin ifadesi ortaya çıktı: Bir anda gözüm döndü ve sinir krizi geçirdim

Sosyal medyadan servis ettiler... Haftanın yalanları

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Iğdır'da esnaf ziyareti yaptı

Mavi Vatan 2021 Tatbikatı'nın Seçkin Gözlemci Günü başladı