• $7,4102
  • €8,9919
  • 445.644
  • 1569.35
26 Mayıs 2011 Perşembe

Bedeli ödemeye hazır olmalıyız

Siyasete mahrem dünyamızın görüntüleri dahil midir? Sahi, siyasete ne dahildir? Elbette edep dahildir. Edep, insanların mahrem dünyalarına saygıyı gerektirmez mi? Peki, siyasetçinin mahrem dünyası olabilir mi? Her insanın mahrem dünyası vardır. Nasıl iç dünyası varsa. İç dünyaları, mahrem dünyaları istila edilenlerin iç özgürlükleri yoktur. İç özgürlüğü olmayanların diğer insanlarla birlikte yaşarken de özgürlükleri olamaz. Özgürlükleri olmayanların karar verme güçleri olmaz. Karar verme güçleri olmayanlar, siyaset yapamaz. Sürü yaşamının bir parçası olurlar. Sürü halinde yaşam, demokrasiye aykırı bir yaşamdır.
Bir insanın özgürlüğünü onu tutsak ederek elinden alabilirsiniz. Bu alışılagelen bir yoldur. Özgürlüğün dıştan yok edilmesini engellemek için hukuk düzeni, ahlak düzeni kurulmuş. Bu düzenin şimdiki yaşam deneylerimize, bu deneylerimizden devşirdiğimiz bilgilere göre en iyi korunabileceği düzen demokrasidir. Demokrasi işleyebildiği, etkin olabildiği durumlarda, o düzende yaşayanlara gönüllerince yaşayabilecekleri bir dünyanın bir ölçüde olanaklarını sağlar.
Peki, iç özgürlüğümüzün; iç dünyamızın, ona bağlı olarak mahrem hayatımızın özgürlüğünün, dünyanın bu koşulları içinde güvencesi nedir? Demokrasidir yine. Demokrasi, demokrasi olduğunda, iç dünyalarımızı, yakın ilişkilerimizi, özel hayatımızı da özgür yaşayabilmemizin en güçlü destekçilerinden olur.
Demokrasi yalnızca biçimde, görünüşte, içselleştirilmemiş kurallarda kaldıkça, adı art niyetli gizli diktatörler tarafından kolayca sömürülebilir. Salt kurallar koyarak, yasalar çıkararak demokrasi yaşanamaz. Bizim gibi ülkelerin insanlarının büyük yanılgılarından biridir bu: Şekle sahip olduğumuzda muhtevaya sahip olduğumuzu sanırız. Demokrasi, bir yaşam biçimidir. Belli bir ruhla yaşanır. Bu ruhu oluşturan temel öğe, insana, onun hayatını geliştirecek değerlere saygıdır. İnsana saygı, onun iç dünyasına, mahrem dünyasına saygıdan geçer.
Siyaset kamu alanında, meydanda, aleni dünyada yapılır. Siyasi iktidar kamu alanının iktidarıdır. Düşlerimin, duygularımın, özel hayatımda içtenlikli ilişkiler kurduğum dünyam bana ve dostlarıma aittir. Orada ben izin vermedikçe siyasal iktidarın işi ne? O dünyanın kamuya açılması, yara alması, örselenmesi anlamına gelir.
İnsan olmak, gizlilikleri ile insan olmaktır. Özel hayatımın gizliliklerinden, kutsallığından söz ediyorum. Yoksa özel hayatların sömürüsüyle iktidar elde etmeye kalktığımda, özel hayatıma elbette müdahale edilebilir. Kamu alanında yapılması gereken siyaset savaşını özel hayatlara, mahrem olması gereken dünyalara taşırsam, bu insanı sömürmek, özel hayatları ele geçirerek, insan özgürlüğünü ortadan kaldırmak anlamına gelir.
Gizliliğim, kamusal düzende birlikte yaşadığım insanlara zarar veriyorsa, deyim yerindeyse, kamusal gizlilikse, bu gizliliğe müdahale edilebilir elbette. Peki, siyaset içinde olanların gizliliği kamusal mıdır, özel midir? Onların gizli kalması gereken özel hayatları yok mudur? Kamuya zarar vermeyen, kamuyu doğrudan ilgilendirmeyen özel yaşamın gizliliğine saygı, demokrasiye saygıdır. Demokrasi, demokrasi olduğunda ona has demokrasi diyelim. Henüz dünyada yaşanmışlığı yok belki. Belki bazı ülkeler, diğerlerine göre has demokrasiye daha yakındırlar. Bizimse epey uzağında olduğumuz tartışılmaz.
Nedeni açık: İnsanımızın yetişmesinde, yaşamasında, demokratik ruhu özümseyebildiğini gösteren işaretler pek zayıf. Siyasetçilerimizin çoğunlukla hayata bakışında, yaşayışında, sorunlar karşısındaki tutumunda, bir ruh istiklali, ufuk genişliği, kendinden farklı olanı damgalamadan dinleme anlama isteği pek yok. Demokrasi bir maske olarak duruyor üstlerinde. Demokrasi şeklini kullanarak, gücü ele geçirerek, demokrasi gemisiyle, yalnız kendinden olanların 'özgür' olabileceği düşlerindeki denizlere açılmak istiyorlar. Zaman zaman niyetlerini ağızlarından kaçırdıkları oluyor.
Öyle bir iktidar kavgası içindedirler ki,  sürekli karşısındakilerin açıklarını arıyorlar. Kendi erdemlerinden çok rakiplerinin erdemsizliklerinden besleniyorlar. İktidara giden yolda engel olanları bir bir tasfiye etmeyi planlıyorlar. Görüntü alma akıllarınca böyle bir tasfiye yöntemidir. Sürekli olarak karşılıklı suçlamalar, hakaretler, görüntü kayıtlarıyla süren bir mücadelenin galibi olamayacağını unutuyorlar. Siyasi mücadele, siyaset dünyası denilen bir dünyada gerçekleşiyor. Bu dünya sürekli kirlenmektedir. Tıpkı hırslı patronlar havayı, toprağı kirletip çevreye zarar vermelerinin bedelini, kendi çocuklarının kanser oluşu ya da ölümüyle ödedikleri gibi, demokrasi terbiyesini mahvetmeye yönelik iktidar mücadelesi de, bedeli siyaset dünyasını kirleterek öder. Ülkenin manevi iklimini, uzun yıllar sürecek bir radyasyon kirliliğin yapacağı tahribata benzer ağır dengesizliklerle karşı karşıya getirir.
Has demokrasinin çok uzağındaki ülkemiz, seçimler sonrası bu çirkin kavganın bedellini muhalefeti ve iktidarıyla ağır biçimde ödeyecektir. Hazır olalım.

<p>Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve Genel  Kurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in IrakR

Sincar'daki PKK Varlığı Nasıl Son Bulacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Çanakkale Savaşları Araştırma Merkezi ve Kütüphanesi açılıyor

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar