• $ 5,7637
  • € 6,5302
  • 243.322
  • 99.835
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

2007’de EVET 16 Nisan’da da EVET...

Halkoylamasının tarihi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onaylaması ve YSK’nın da anayasaya göre 16 Nisan Pazar gününü belirlemesiyle netleşti.

Her şeyden önce 16 Nisan’ın “EVET” ile milletimizin, ülkemizin önünü açacak bir milat olmasını temenni edelim.

Başbakan Binali Yıldırım’ın tespitiyle, aslında bu yapılacak olan değişiklik, 2007 yılındaki Ekim halkoylamasında yarım kalan işin tamamlanması manasına geliyor.

2007 yılında her Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi bir rejim krizi yaşanmıştı. Önce muhtıra, sonra yargı vesayetinin müdahalesiyle 367 gibi bir icat uydurulmuş ve AK Parti’nin, yani o gün 363 milletvekiline sahip iktidar partisinin Cumhurbaşkanı seçme hakkı gasp edilmek istenmişti.

Yapılmak istenen şey, aba üstünden sopa gösterilerek, bir önceki Cumhurbaşkanı’nın seçiminde olduğu gibi, kapalı kapılar arkasında, Meclis iradesi çiğnenerek müesses nizam ile aday üzerinde pazarlık yolunun açılmasıydı.

Yani bugün, “Rejim değişiyor, Meclis kapanıyor” diye yalanlar uyduranlar, o gün rejimin temel kaidelerini çiğnemiş, halk iradesinin arkasından dolanarak vesayet üretmek istemişti. CHP hem muhtıraya, hem de 367 icadına sahip çıktı. Şimdi de “hayır”a sahip çıkıyor.

Şimdi hangi yüzle bu iddialarda bulunuyorlar anlamak mümkün değil.

Cumhurbaşkanlığı krizi AK Parti’nin dik duruşu ve erkene alınan 22 Temmuz genel seçimlerinde oylarının patlamasıyla aşıldı. Yani taşları yine millet yerine oturttu. Unutmayalım ki, Türkiye’de her Cumhurbaşkanlığı seçimi bir krize, hatta darbeye gerekçe olmuştu. 1980 darbesinin bir nedeni de Demirel ve Ecevit’in Korutürk’ten sonra seçilecek Cumhurbaşkanı üzerinde anlaşamamış olmasıydı. Meclis 130’u aşkın turda Cumhurbaşkanı’nı seçememişti. Sonrasında darbe yaşandı.

AK Parti bu riski ortadan kaldırmak için emaneti sahibine, yani doğrudan millete teslim etmenin en iyi çözüm olacağını öngördü. 2007 Ekim’inde yüzde 70 “EVET” oyu ile kabul edilen anayasa değişikliğiyle Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi kuralı kabul edildi. Türkiye ciddi bir demokratikleşme hamlesi yapmış oldu.

Ancak, 1982 darbe Anayasası’nda Kenan Evren’e göre parlamenter sistemin dışına çıkılarak Cumhurbaşkanı çok geniş yetkilerle yürütmeye ortak edilmiş, üstelik sorumsuz kılınmıştı. 2007 halkoylamasında Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi kararlaştırıldı ama çift başlılık ve geniş yetkilerle sorumsuzluğun getirdiği karmaşa ve riskler hala mevcuttu. İşte bugün bunu normalleştirmeye, kuvvetleri gerçekten birbirinden ayırarak, birbirine karşı sorumluluk noktasına getirmeye çalışıyoruz.

2007’de “EVET” diyen tüm kesimler, 16 Nisan’da da “EVET” diyecektir.

Üç kuvvetin ikisini doğrudan artık millet seçecek. Yürütmede çift başlılık sona eriyor. Cumhurbaşkanı’nın sorumsuzluğu ortadan kaldırılıp, her eyleminden ötürü yargı yolu açılıyor. Üçüncü kuvvet olan yargı kurumlarının üyelerini ise atanmışlar değil, seçilmişler seçiyor. Böylelikle üç kuvvet de doğrudan millete hesap verme, millet tarafından tayin edilme noktasına getiriliyor.

Yaklaşık 58 milyon seçmenimiz var. Bir kişi Cumhurbaşkanı seçilmek için bu seçmenlerin yarısından bir fazla oy almak durumunda artık. Bu durumun kendisi tek adamlığa da, marjinal kesimlerin iktidara gelmesine de manidir. Cumhurbaşkanı olmak isteyen kişi ve partisi, milletin sağduyusuna seslenmek, 30 milyona yakın seçmene güven vermek, ikna etmek, oyunu almak zorundadır.

Milletin kararına da her ne olursa olsun güvenmek, saygı göstermek gerekir. Çünkü milletimiz her seçimde ve 15 Temmuz gibi her kritik anda rejimin asıl güvencesi, koruyucusu olmuştur.

Ben aktüel tüm siyasi, bölgesel gelişmelerin, parti aidiyetlerinin üzerindeki bir mesele olarak, CHP’li ve HDP’li vatandaşlarımızın da, kendi iradelerini güçlendirecek bu değişikliğe “EVET” diyeceklerini düşünüyorum. 2007’de “EVET” diyen Kürt vatandaşlarımızın da o günün “Hayır”cılarının yanında yer alabileceğini düşünmüyorum.

Çünkü iki Hayır cephesinin birbirinden hiçbir farkı yok.

İtalya´nın yer gözlemi için geliştirdiği PRISMA uydusu ESA’nın Vega roketi ile yörüngesine gönderild

İtalya´nın gözlem uydusu yörüngesine gönderildi

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Terörle mücadelede yeni konsept: Yaşam alanlı güvenlik kuleleri

İşte SIM kart yerine gelecek teknoloji