• $ 5,8254
  • € 6,5069
  • 279.477
  • 97550.3
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Kaçak otorite merkezlerine son!

Yakın tarihimizde ve bugün, siyasi, sosyal, ekonomik tartışmaların verimsiz olmasına ve çatışmalı geçmesine dair birçok neden var mutlaka. Bu alanlardaki nihai görüntüler sadece birer sonuç. Temelinde Batılılaşma sürecimizde yaşadığımız “kazalar” var. Tanzimat ile sadece askeriyeyi değil, devletin idari ve toplum yapısını kapsayan ilk ciddi girişim yapıldıktan sonra, ortaya garip bir bölünme çıkmaya başladı ve bu zamanla esas haline geldi.

Bunun birinci nedeni tabii ki Batılılaşma’nın şizofrenik etkisiydi. Batılılaşma bize dair bir paradigma değil, yenildiğimiz bir siyasi/kültürel yapının taklit edilmesine dayanıyordu. Osmanlı bir yenilgi sonrası, yenildiği şeye dönüşerek kendisini yenenleri yenmeyi umdu. Bunun kendisi zaten yeteri kadar sorunlu bir nörotik hali bize dayatıyordu.

Batılılaşma birkaç on yılı kapsayan, belirli coğrayfaları etkisine alan ve kısa süren arızi bir süreç olmadı. Tüm dünyayı, uzun süre ama öyle ama böyle etkisi altına aldı ve dönüştürdü. Bunu Japonya başka türlü, Rusya başka türlü, Mısır başka türlü, Afrika başka türlü yaşarken, Batı ile Doğu’nun tam kesişme noktasında bulunan Osmanlı/Türkiye çok başka türlü yaşadı.

Osmanlı ve Türkiye’de, Batılı olmayı olduğu gibi alıp giyinenler ile Batılılaşmayı kendi kültürüne harmanlayan, onun etkilerinin bir kısmını olduğu gibi alıp kullanan, bazı etkilerini de kendi kültür, inanç ve geleneklerine uyduran iki siyasi yapı ve toplumsal kesim oluştu. Bunlar maalesef birbirlerine karşı rakip, hatta düşman olarak konumlandı(rıldı)lar.

İki mahallede de yekpare değildi. Batıcıların içinde dine ve geleneğe daha yumuşak bakan kesimler olduğu gibi, gelenekselcilerin içinde de Batı’yı yekpare kötü olarak kodlamayan kesimler oldu. Batıcıların içinde, bu sürecin zararlandırıcı sapmalarına karşı uyanık olanlar olduğu gibi, gelenekselcilerin içinde Batılılaşmaya olduğu gibi teslim olanlar da yer aldılar.

2. Abdülhamid’den sonra iktidar ve onun kaynaklarına Batıcıların hakim olması çoğunluk gelenekselci olan geniş kesimleri çeperde tutmakla, haklarını gasp etmekle kalmadı; onları rejimin düşmanları olarak kodladı. Bu kritik hata, halkı devlete, mahalleleri birbirine yabancılaştıran, ortak üst kimliği bozan bir virüsü içimize soktu.

Osmanlı Batılılaşmasını, devleti ve toplumu dönüştürme yapılarını kuran, bilgiyi elinde tutan, Batılılaşmaya hevesli kesimleri devşiren yabancı ülkeler istedikleri gibi manipüle ettiler. Ülkenin seçkinlerini yetiştiren prestijli okullar/kurumlar üzerinden, maalesef kendi kültür ve özüne yabancı, ona karşı önyargılarla dolmuş, halkı küçümseyen ve tehdit gören bir yarılma yaşandı. Bu aslında klasik anlamda sömürgeci böl/yönet yönetminin sonucuydu. (Ve ele geçirme işini FETÖ gibi hep eğitim üzerinden yapıyorlardı.)

3 Kasım 2002, Menderes ve Özal döneminden sonra gelen ve bir türlü engellenemeyen millet iktidarı sürecini yeniden başlatınca, “kutuplaşma”nın yüzeye vurduğunu gördük. Hep muktedir olmuş Batıcı siyasi seçkinler ve etkiledikleri sosyolojik kesim, normalleşmeyi bir felaket olarak yaşadı.

Bugün cumhurbaşkanlığı sistemine karşı çıkılmasının temel duygusu bu hikayeye yaslanıyor. Millet iradesinin sistemleşerek kalıcı olması anlamına gelecek bu değişim, ölümüne reddediliyor. Çünkü toplumun devasa bir oran olan “yüzde elli artı biri”nin kendi hükümetini doğrudan seçmesi, artık halkın takdiri dışında kaçak bir otorite merkezinin oluşamayacağı anlamına geliyor. Hasılı artık FETÖ’yle, PKK ile, küresel sermaye vd. ile oynaşarak halka rağmen hiçbir yapı muktedir olamayacaktır.

Gelişmeler hangi yönde olursa olsun, sömürgeci böl/yönet operasyonunun içimizde yarattığı bu sıkıntının demokratik yöntemlerle giderilmesi en öncelikli konumuz olmalıdır.

Çünkü hepimiz bu ülkenin eşit vatandaşları ve sahipleriyiz. Benzer şeyleri talep ediyoruz ve birbirimizin hiç de düşmanı değiliz.

<p>Suriye´nin Kamışlı kentinde çekilen ve sosyal medyada paylaşılan görüntülerde ise, Suriye´den çek

Irak´a Geçen ABD Askeri Konvoyunu PKK/YPG Yandaşları Taşladı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Yeni Toyota Yaris çok iddialı geliyor

Mafya filmi değil gerçek! Sinaloa'yı yakan büyük kardeşmiş