HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 5,3363
  • 6,0767
  • 209.534
  • 93.616
SON DAKİKA HABERLERİ
Tümü
Reklamı Kapat

Mahmut Yesârî’den acı-tatlı hikâyeler

Türk edebiyatının ‘yitik definelerinden’ Mahmut Yesârî’yi ölümünün 67. yıldönümünde, 1938’de ilk basımı yapılan, öyküler ve izlenimler derlemesi ‘Yakacık Mektupları’ ile analım. Çoğunlukla acı, biraz neşeli, bazen trajikomik hikâyeleriyle...

x

Orçun Üçer  / orcun.kant@hotmail.com

“En taze rakıların
En ıssız kuytularından
Sırılsıklam tefrikalar çıkaran
Mahmut Yesârî Bey’i
Kim arar, kim sorar”
(Attilâ İlhan; ‘Kim Arar, Kim Sorar’)
    
Bu yazımda, 16 Ağustos 1945’te kaybettiğimiz yazarımız Mahmut Yesârî’den ve onun ‘Yakacık Mektupları’ adlı eserinden bahsetmeye çalışacağım. Bu vesileyle, vefatının 67. yıldönümünü olan içinde bulunduğumuz 2012’nin Ağustos ayında, bu yazarımızı anmış ve belki de hatırlatmış olacağım…

Üstat Behçet Necatigil’in sıkça başvurduğum kitaplarından ‘Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü’ne, “Merhum Necatigil, Mahmut Yesârî için ne yazmış?” diye baktığımda, şunu gördüm: “İstanbul Lisesi’nde okurken, resme olan yeteneği dolayısıyla devlet hesabına Avrupa’ya gidiyordu ki I. Dünya Savaşı çıktı. Mahmut Yesârî, Güzel Sanatlar Akademisi’ne girdi; sonra da Avrupa’ya değil, yedek subay olarak Çanakkale’ye gitti. Savaş bitince İstanbul’a döndü, basın hayatına atıldı. Geçimini kalemiyle sağladı. Otuz yılı aşkın sürekli çalışması sonunda, Yakacık Sanatoryumu’nda veremden öldü. Çamlıca’da, Çakaldağı’ndaki aile mezarlığına gömülü.” (Varlık Yayınları, 1985)

Hattat Yesârî Mehmed Esad’ın torunu, Hattat Yesârîzâde Mustafa İzzet’in oğlu olan Mahmut Yesârî, soyadını sol eliyle yazdığı için Yesâri lâkabıyla anılan hattat dedesinden alır.

Arapça bir kelime olan ‘yesar’, ‘sol taraf- sol’ anlamlarına gelmektedir. (Bkz: İlhan Ayverdi, ‘Kubbealtı Lûgatı/ Misalli Büyük Türkçe Sözlük’, cilt 3, sayfa 3459) Ziyaret etmek isteyenler olur diye şu notu da düşeyim: Murat Belge’nin ‘İstanbul Gezi Rehberi’ kitabının 202. sayfasında (İletişim Yayınları, 2008) yazdığına göre, hattat Yesârîzâdeler, Fatih Camii haziresinde medfundurlar.

‘Yakacık Mektupları’ adlı eser; ‘Çoban Yıldızı’, ‘Çulluk’, ‘Pervin Abla’, ‘Ak Saçlı Genç Kız’, ‘Kalbimin Suçu’, ‘Ölünün Gözleri’, ‘Tipi Dindi’, ‘Sevda İhtikârı’, ‘Aşk Yarışı’, ‘Bir Kadın Geçti’, ‘Kanlı Sır’, ‘Yakut Yüzük’, ‘Dağ Rüzgârları’ gibi, onlarca kitap yazmış olan Mahmut Yesârî’nin, ‘anı-hikâye’ diyebileceğim, temiz ve selis bir Türkçeyle yazılmış bir kitabı: ‘Yakacık Mektupları’, Çaprazın Romanı, Bir Keçiye Bir Adam, Kahvecinin Derdi, Kür Saatleri, Düğünsüz Köy, Ziyaret Günleri, Akşam Garipliği (“Sabahları iyi, hem çok iyi! Ama bu saatler yok mu? Bu saatler çok fena!” Bu hikâyeye yürek dayanmaz!), Hasta Arkadaşım, Beklenen Dostlar, Bir Kahkahanın Suçu, Yaşamak Kaygısı isimli on iki kısa hikâyeden; daha doğrusu, ‘anı-hikâyeden’ oluşuyor…

Hayatını, yakalandığı verem hastalığı nedeniyle Yakacık Sanatoryumu’nda yitiren Mahmut Yesârî’nin; çoğunlukla acı, azıcık neşeli, bazen de trajikomik ‘anı-hikâyeler’i. Tıpkı hayat gibi…

HALK ROMANCISI
Selim İleri, Yesârî’nin yazı sanatını “Mahmut Yesârî’nin romancılık anlayışı Hüseyin Rahmi’den uzak izdüşümlerle, Reşat Nuri yatkınlığı ve Aka Gündüz kardeşliğiyle, okura roman sanatını adeta bir an önce sevdirmek arzusunda odaklandırılabilir.” diyerek tanımlar. Ardından da ekler: “O yıllarda böylesi romancılara ‘halk romancısı’ denmiş. Romanın, roman okumanın toplum hayatına, ferdin hayatına anlam katacağına gerçekten güvenilmiş.” (Selim İleri, ‘Unuttuğumuz Mahmut Yesârî’, 11 Nisan 2009, Zaman) İleri, aynı yazısında, Yesârî’nin eserleri arasında en sevdiğinin, ‘Yakacık Mektupları’ olduğunu söyler: “En sevdiğim Mahmut Yesârî kitabı ise Yakacık Mektupları’dır. 1938’de ilk basımı yapılan, öyküler, gözlemler, izlenimler derlemesi, adından da anlaşılabileceği gibi, o zamanki sayfiye yöresi Yakacık’ın, bu arada Yakacık Sanatoryumu’nun topografyasını çıkarır. Yakacık, dingin, pastoral bir görünümle anılmıştır. ‘Yakacık Mektupları’nda, vereme yakalanmış küçük bir çocuğun bekleyişini, yalnızlık acısını dile getiren ‘Akşam Garipliği’ öyküsü, bence, edebiyatımızın en yalın, en dokunaklı öykülerinden biridir. Sadece ‘Akşam Garipliği’ Mahmut Yesarî’yi yarın da okunur kılacak.”

Selim İleri’nin, 23 Mart 2012 tarihli ‘Yitik Yesârî’ (Radikal Kitap) yazısının sonundaki tespit ve uyarıyla bitiriyorum yazımı: “‘Yakacık Mektupları’ küçük bir başyapıttır. Her türlü abartıdan uzak, içe işleyici, ‘hasta insan’ın ruh dünyasını yansıtmak açısından ‘Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’ kadar derin... İşte sönüp gitmiş ‘Yakacık Mektupları’. Mahmut Yesârî’nin dergilerde, gazetelerde kalmış sayısız güzel yazısı var. Kim okuyacak, kim okur kaygısıyla günümüz yayıncılarının hiç yüz vermeyeceği yazılar. Fakat yazık ediliyor. Benden söylemesi, yitik Mahmut Yesârî bir definedir.”

Son dakika haberleri, son dakika haber, son dakika gelişmeleri
Son dakika haberleri
Amerikan New York Times gazetesinin internet sitesinde yayınlanan videoda, Suudi gazeteci Cemal Kaşı

New York Times´tan ´Kaşıkçı cinayeti´ videosu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Hastanelerde yeni konsepte geçildi

İmar barışı sonrası konut fiyatları en çok değerlenen ilçeler

En Çok Okunanlar