• $ 5,7096
  • € 6,3167
  • 271.612
  • 107726
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Çakma muhafazakârların anlamadığı…

Muhafazakâr kesimden bir arkadaşı demiş ki, “Bizim cenahta hâlâ en büyük kompleks, kültürel alanda iktidar olamamak sıkıntısı… “Evet doğrudur, 1950’li yıllara kadar bu ülkede egemen olan ‘CHP despotizmi’, sadece ithal kültürü dayatmakla kalmamış, yerli kültürün de çanına ot tıkamıştır. 
O günden bu yana, hiçbir şekilde sandıkta iktidar olamayan CHP her dönemde darbecilerle kol kola girerek iktidarda kalmayı başarmış ve Türkiye’yi kendi medeniyet köklerinden kopartarak kültürel bir sefalete mahkum etmiştir. 
Ve yüzünü medeniyetimize ve kültürümüze çevirmek isteyen insanlar, çağdaşlığa karşı mücrim ilan edilmişlerdir. En acısı da, bu ülkenin medeniyet köklerini yoklayarak kültürünü tanımanın ve üzerinde durduğu medeniyet zeminine yeni bir neşve katmanın imkânsız olduğu kanısı beyinlere adeta kazınmıştır. 
Dolayısıyla, şimdilerde bazı çakma muhafazakârların, “Gezi’de patlayan yeni kültürü” dindarların anlayamadığını söylemesi hiç şaşırtıcı değil. Zira dindarlar, muhafazakârlar, İslamcılar hayatlarının hiçbir döneminde ‘küfür edebiyatıyla’, vandalizmle aynı dalga boyutunda hiç buluşmadılar. 

TÜRKİYE’YE KARŞI KOL KOLA

Oysa bugün, tam bir sömürge aydını mantığıyla hareket eden sol ve liberal elitlerin özellikle Gezi olayları ve Mısır’daki darbe bağlamında nasıl bir faşizan zihniyetle ittifak halinde olduklarını çok iyi gördük. Gezi’de Batılı faşistlerle Türkiye’ye karşı kol kola girmekten çekinmediler. Mısır’da masum insanları katleden cuntacıları yalamayı fazilet bildiler. 
Son dönemde, bir demokrasi sınavı niteliğinde yaşadığımız olaylar, Batı’nın ve Türkiye’deki üçüncü sınıf kopyalarının demokrasiye ne denli bağlı olduklarını, eşitlikçiliğe atıf yaptıkları söylemlerinde ne kadar samimi olduklarını çok net bir şekilde ortaya koymuş bulunuyor. 

SİZ DEMOKRATTINIZ DEĞİL Mİ?

Kendi dünyası dışındaki insanların, insan olup olmadıklarını bile tartışabilecek kadar süfli bir tavır sergileyen Batı’ya ve Türkiye’deki üçüncü sınıf kopya aydınlara sormak gerekiyor. Sahi, siz demokrattınız değil mi, insan haklarına da inanıyordunuz… Peki, nasıl oluyor da Mısır’da darbeciler insanları katlederken suskunsunuz, kılınız bile kıpırdamıyor? 
Yine aynı şekilde Taksim’de halk iradesine karşı kalkışma içinde olan, şehrin merkezine vandalizm hançeri saplayanlara karşı şefkat gösterirken nasıl bu kadar iğrenç olabiliyorsunuz? 
Halkın değerlerini ve özgür iradesini küçümseyerek, “Oy çıkıyor… Koltuk çıkıyor… Sağlam bir iktidar çıkıyor… Ama sanatta ve kültürde iktidar çıkmıyor…” cümleleriyle muhafazakâr değerleri itibarsızlaştırma telaşına kapılanlar boşuna yorulmasınlar. 
Bizim medeniyetimiz şiirde, mimaride, müzikte ve bütün estetik alanlarda zirve isimler yetiştirmiştir. Bugün, Gezi’deki ‘küfür sözcükleri’ne heves eden çakma muhafazakârlar da, birtakım gevşek liberaller de Batı’ya fazla bakmaktan boyunları ağrıdığı için kendi medeniyetimizin zirvelerini göremez haldedirler. 
Gezi’de ‘edebiyat iktidarı’ arayanlar, Şeyh Galip’ten Yahya Kemal’e, Necip Fazıl’dan Sezai Karakoç’a, Cahit Zarifoğlu’ndan İsmet Özel’e uzanan Türk şiirinin atardamarlarını iyi izlerlerse, “sanatta ve edebiyatta iktidar olmanın” nasıl bir şey olduğunu daha iyi anlarlar… 
Yani, dünya çakma muhafazakârların küçük dünyasından ibaret değildir. Onların sanattaki, edebiyattaki, düşüncedeki ufku plazalardaki tekaüt yayın yönetmenlerinin ufku kadardır. 

<p><em style='color: rgb(16, 16, 16); font-family: pt_sansregular; font-size: medium; margin: 0px; p

Cambridge Üstün Başarı Ödülü´nü Kazanan KAİHL´li Rümeysa Hakyemez Konuştu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Başkan Erdoğan ile Devlet Bahçeli arasında kritik görüşme