İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,5400
  • 4,1277
  • 142,82
  • 106.843

Cahilsiniz siz, hem de zır cahil

Hala “Yüksek Seçim Kurulu” diyorlar. Kanun maddesinden, hukuktan bahsediyorlar. Bir “mühürsüz oy” söylemi tutturmuş gidiyorlar. İçlerinde “sözde hukukçular” da var. Bağırıp, çağırıp, ortalığı ayağa kaldırmaya çalışıyorlar.

Cahil bunlar, hem de alabildiğini cahil…

Hukukçu değilim, ama hukuku en az bunlar kadar bilirim. Sanırım, hepsini toplayıp bir hukuk dersi vermenin zamanı geldi.

Ben alkışlıyorum Yüksek Seçim Kurulu’nun aldığı kararı. Bu kararla, hem Roma Hukuku, hem Çağdaş Hukuk, hem yürürlükteki kanun, hem vicdan, hem de yüzyıllarca oluşturulan kadim değerler ne diyorsa, o yerine getirilmiştir.

Bu kararı eleştirmek için gerçekten zır cahil olmak gerekir!

***

Şimdi derse baştan başlayalım…

Kanunların bir “lafzı”, bir de “ruhu” vardır. “Lafzı” dediğimiz, görünen ve maddede yazılı olandır. “Ruhu” ise lafzın ilerisidir. Özdür, esastır ve ulaşılmak istenen hedeftir.

Hukukta bir karar alınırken, genel kural şudur:

“Kanunun ruhu ile bağdaşmayan bir sözel anlatım (lafz) kabul edilemez.”

Var mı buraya kadar bir itirazı olan? Olamaz, çünkü bu evrensel bir kuraldır. Bizim Yargıtay’ın da 27 Mart 1957’de aldığı bir “içtihadı birleştirme” kararı var. Bakın orada ne deniyor:

“Metne verilmesi gereken mana, hükmün kanuna konulmasıyla güdülen gayeye aykırı neticeler doğuracak olduğu takdirde, lafzından çıkan mana yerine, ruhundan çıkan manaya göre hüküm verilmesi gerekir.”

Demek ki, sadece kanun metnine bakmak yetmez. Bir karar verilirken, o metinle ne amaçlandığını da anlamak gerekir!

İşte YSK bunu yapmıştır. Son derece doğru bir karar almıştır.

***

Anlamayanlar, anlayamayanlar ve anlamak istemeyenler için devam edelim…

Kanun koyucu (Meclis), oy pusulalarının sandık kurullarınca mühürlenmesi düzenlemesini, milli iradeyi korumak için yapmıştır. Daha önce YSK ve ilgili seçim kurullarınca damgalanan pusula ve zarfların bir de sandık başında mühürlenmesi, kanunla alınan ek bir tedbirdir. Tıpkı sağlam çatısı bulunan bir binanın içine yağmur girmemesi için üste bir de şemsiye açılmasına benzer.

Tekrar altını çiziyorum. Amaç, sahtekârlığın, yolsuzluğun önüne geçilmesi ve tek bir oyun ziyan olmamasıdır. Açın kanunun gerekçesini ve TBMM zabıtlarını bunu göreceksiniz.

Buna karşılık, içlerinde CHP’li üyelerin de bulunduğu bazı sandık kurulları görevlerini yerine getirmemiş ve mühürleme işlemini gerçekleştirmemiştir. Suç kimin burada, vatandaşlık görevini yapıp sandık başına giderek oylarını kullanan seçmenin mi? Tabii ki değil!

CHP kalkmış buna rağmen, başkasının suç ya da ihmali yüzünden seçmenin cezalandırılmasını istiyor. Kanunun ruhuna aykırı bir talepte bulunuyor, seçmen iradesinin cezalandırılmasını istiyor!

Elbette YSK bunu kabul etmeyecekti ve etmedi de.

Ayrıca, Roma Hukuku’ndan bu yana geçerli bulunan ve çağdaş hukukun temel taşlarından olan bir kural var: Suçlar şahsidir. Kişiler, bir başkasının işlediği suçtan dolayı cezalandırılamazlar. İslam Hukuku da bütün dinler de bu esas üzerinde birleşir.

Demem o ki, bazı sandık kurulu üyelerinin hataları yüzünden bazı seçmenlerin oyunun iptal edilmesi, evrensel hukuk kurallarına göre cinayet olur!

Ayrıca, kimse kalkıp “Dün şöyle denilirken, bugün burada böyle karar verilmiş” gibi söylemlerle ortaya çıkmasın. Hukukta her olay kendine has değerlendirilir. Bu durum da Latince “Clasula rebus sic stantibus” kelimeleriyle ifade edilir. Yani, koşullar değişirse doğal olarak kararlar da değişir.

Anlaşıldı mı şimdi?

***

Artık lafı hiç evirip çevirmeden söyleyeceğim. Seçim öncesi Grup Başkanvekili Özgür Özel’in “Merak etmeyin, öyle bir sistem var ki, tek bir oy bile çalınamaz” dediği CHP, bugün çamura yatıyor. “Hukuk da hukuk” diyerek, hukuku da milli iradeyi de ayaklar altına almaya çalışıyor.

Üzerinde “evet” ya da “hayır” mührü varmış fark etmez. CHP, vatandaşın sandığa gidip kullandığı o tertemiz oyların çöpe atılmasını istiyor. Bu sadece hukuksuz bir talep değil, aynı zamanda vatandaşa saygısızlık ve milli irade düşmanlığıdır.

Ayrıca kimse kimseyi kandırmasın, iptal edilmesi istenen o oy pusulalarının üzerinde hem YSK’nın, hem de ilgili seçim kurullarının mühürleri var. Filigranlı ve hiçbiri de sahte değil. Tek eksik, işini yapmayan sandık başındaki görevlilerin mühürleri.

Bunun için ve başkasının hatası yüzünden benim oyun çöpe atılacak öyle mi? Hadi oradan, Taş Devri’nde mi yaşıyoruz?

Zaten YSK gereğini yaptı. Halkın oylarını çöpe atmak yerine, görevini ihmal edenlere savcılığın yolunu gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 'Alman ekonomi bakanının hiçbir mesnede dayanmadan, dolaylı mesajlarla ülkemi

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Almanya kendine çekidüzen versin

Haşlanmış yumurtanın suyunu sakın dökmeyin!

Harun Kolçak son yolculuğuna uğurlandı

Bodrum’da tüm hekimler göreve çağrıldı

En Çok Okunanlar