İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,5693
  • 4,0092
  • 144,25
  • 97.546
Reklamı Kapat

Reform olmazsa sistem çürür

Satır arası...

Birleşmiş Milletler (BM) 68’inci Genel Kurulu’na katılmak için geçen hafta New York’a giden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun gündemindeki önemli başlıklardan biri de örgütte reform yapılması idi. Çünkü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesinin veto yetkisi nedeniyle örgüt pek çok önemli meselede karar alamıyor. Bunun son örneğini Suriye meselesinde gördük. Türkiye’nin de aralarında olduğu Oydaşma İçin Birlik Grubu bakanlar toplantısına katılan Davutoğlu 2014 yılı başlarında İstanbul’da yapılacak bir toplantıya ev sahipliği yaparak, konuyu gündemde tutmaya devam edecek. Birleşmiş Milletler’de reform tartışmaları Güvenlik Konseyi’nin veto yetkisini elinde bulunduran 5 daimi temsilcinin onayına mahkûm olduğu için oldukça yavaş ilerleyen bir süreç. Konunun geçmişini, bugününü ve reform olmazsa ne olacağını 2000–2004 yılları arasında Türkiye’nin BM Daimi temsilcisi olarak görev yapmış olan Emekli Büyükelçi Ümit Pamir’le konuştum.

ŞENAY YILDIZ / senay.yildiz@aksam.com.tr

Reform olmazsa BM sistemi çürür

Türkiye’nin BM eski Daimi Temsilcisi Ümit Pamir: “Birleşmiş Milletler’deki mevcut düzen bugünün ekonomik ve siyasi gerçeklerini yansıtmıyor. Reform yapılmazsa BM sistemi zamanla çürüyecektir. Mahallenin polisi işini yapmazsa, mahallenin kabadayılarının hâkim olduğu bir düzene doğru gideriz!” 

- Cumhurbaşkanı Abdullah Gül son BM Zirvesinde Türkiye’nin örgütte reform isteğini yeniden gündeme taşıdı. BM’de neden reform yapılmasına ihtiyaç var?
BM düzeni İkinci Dünya Savaşı sonunda San Francisco Konferansı’nda kuruluyor. İkinci Dünya Savaşı’nın galibi olan ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa tarafından öncülük edildiği için Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı elde ediyorlar. Japonya, Almanya gibi muhaliflerin olmadığı bir denklem bu. Ama 1940’ların ortasından 2000’li yıllara kadar dünyadaki dengeler ekonomik ve siyasi açıdan köklü değişikliklere uğradı. 1946’da BMGK’ya girmemiş Almanya bugün Fransa ve İngiltere’nin ekonomik güç olarak önünde ve Avrupa’nın geleceğini en fazla etkileyen ülke. Hindistan nükleer güç olmuş, önümüzdeki dönemde süper güç olmaya aday bir Brezilya var… BM kurulduğunda AB yoktu, bugün BMGK’da hem Fransa, hem İngiltere olarak iki Avrupa ülkesi var. Lüzum var mı buna? Afrika’dan bir tane bile temsilci yok üstelik! BM’deki mevcut düzen günümüzün gerçeklerini yansıtmıyor. Bu arkaik sistemin reforme edilmesi şart.

ÇAKALLIK YAPIYORLAR
- Tabii BM’de reform talebi veto hakkını elinde bulunduran 5 daimi üyenin işine gelmiyor. Örgüt içinde reform yapılmasına karşı duran sadece BMGK üyeleri mi?

Aslında reforma karşı olan hiç kimse yok, herkes istiyor. Çin, Rusya, ABD, Fransa ve İngiltere’den oluşan BMGK üyeleri “Biz de istiyoruz” diyor. Ama onların söylenmiş veya söylenmemiş iki istekleri var: 

1) Mevcut veto hakkımız korunsun
2) Yeni daimi üyeler olabilir ama onların veto hakkı olmasın. BM’nin yapılanması bugünkü dünyanın gerçeklerini yansıtmıyor ve reform gerekiyor. BM Genel Kurulu’nda belli bir demokrasi var ama Güvenlik Konseyi’nde yok. Veto hakkı demode olmuş bir şeydir. Fakat ellerindeki imkân gitmesin diye, onlar da reformdan yanaymış gibi görünüyorlar. Şu anda daimi üyeler tabiri caizse çakallık yapıyor. Hem lafta “Reformdan yanayım, Güvenlik Konseyi’ni genişletebiliriz” diyorlar, hem de “Benim veto hakkım kalsın. Yeni gelecek daimi üyelere de veto hakkı verilmesin” diyorlar.

- Örgütte reform gerçekleşmezse komplikasyonları ne olur?
BM üyeleri örgütten ümitlerini keserlerse, yavaş yavaş bazı gelişmeler gündeme gelir, ciddi meseleleri BM’ye getirmemeye başlayabilirler. Irak meselesinde olduğu gibi bölgesel düzenlemelerle, 3–5 ülkeyle ortak hareket edebilir. “Madem BM Ruanda’daki katliamı önleyemedi, Suriye’de bir işe yarayamadı biz de bölge ülkeleri olarak konuya müdahale edelim” yaklaşımı öne çıkabilir. Oysa BM “dünya sorunlarına çözüm bulunsun, dünya barışına hizmet etsin” diye kuruldu. Mahallenin polisi işini yapmazsa, mahallenin kabadayılarının hâkim olduğu bir düzene doğru gideriz! Yani, reform yapılmazsa bu sistem yavaş yavaş çürümeye kendisini terk eder. Uluslararası toplumun büyük çoğunluğun arzusuna, isteklerine göre reform yapmayanlar, BM sisteminin çürümesinden en fazla zarar görenler olur. Neden? Çünkü o zaman ellerinde demode olmuş bir veto hakkıyla ortada kalacaklar.

Bölgesel örgütler güçlenir

Pamir, “Artık itimat edilmeyen bir BM uzur süre ayakta kalamaz. BM’nin yerini zamanla bölgesel örgütler alacaktır. Bu da dünya siyasetinde parçalanmayı artıracak” diyor.

- BMGK’daki daimi üyeler mevcut statükodan faydalandığı için ellerindeki bu imkândan vazgeçmek istememeleri şaşırtıcı değil. Onları ikna edecek bir argüman var mı ortada cidden?
Daimi üyelerde “BM artık güncelliğini kaybeden bir örgüt haline dönüşüyor” şeklinde ciddi bir endişe var. Biliyorsunuz, siyasette boşluk hep doldurulur. BM artık tamamen randıman vermeyen, işlevsiz bir örgüt haline gelirse, yerine başka şeyler kurulur. Bir süre sonra alternatif örgütler türer ve güç kazanır.

İŞLEVİNİ YİTİREBİLİR
- Örgüt işlevini kaybedebilir mi? Böyle bir ihtimali gerçekten görüyor musunuz?

Tabii ki görüyorum! Pek çok konuda veto nedeniyle karar alamaz hale geldiler zaten. Mesela Irak konusunda Rusya veto etti, ABD Irak’ta isteklilerin olduğu bir komisyon kurarım dedi ama herkes uluslararası ilişkilerde belli bir meşruiyet, hukuki temel arıyor. BM bunu sağlayamazsa, o zaman herkes başka bir örgüt arayacak. Evrensel düzeyde bir örgütten verim alamıyorsanız, bölgesel düzenlemelere gideceksiniz. O da yoksa gücünüz yetiyorsa bir şey yapacaksınız. Aksi takdirde Güvenlik Konseyi’nde bağırıp çağırmaya devam edeceksiniz…

- BM’nin yerini alabilecek örgütler var mı?
Şu anda bire bir böyle bir örgüt yok. Ama BM’nin meşruiyetini kaybetmesi, üye ülkelerin alternatif düzenlemelere gitmesine neden olacak. Bu, bugünden yarına bir süreç değil ama BM’ye itimat azaldıkça ASEAN gibi, Şanghay İşbirliği, Afrika Birliği, Pasifik İşbirliği Girişimi gibi örgütler bölgesel düzenlemelerde giderek öne çıkacaktır.

PARÇALANMA ARTACAK

- Bölgesel örgütlerin ön plana çıkması nasıl bir etki yaratır?
Dünya siyasetinde bölünmüşlüğü, parçalanmayı geliştirir. Eğer dünya meselelerini konuşacağınız evrensel bir örgüt yoksa bölgesel örgütler yoluyla herkes kafasına göre çözümlere başvuracak. Belki de bölgesel örgütler aşamasına geçilirken mevcut BM sistemi de yıkılacak. Çünkü artık kimsenin itimadı kalmamış bir örgüt uzun süre ayakta kalamaz. Üçüncü aşamada ise deniz hukuku, kutupların erimesi gibi tüm dünyayı ilgilendiren konuları kapsayan bir başka evrensel düzenlemeye gidilecek. Nasıl ki Milletler Cemiyeti dağıldıysa, bu sistemin de yıkılıp, başka bir forma kavuşması mümkün.

EN AZ 10 YILLIK BİR MACERA

- Türkiye ne zamandır BM’de reform talebini gündeme getiriyor?
Bu konunun geçmişi 2000’lerin başına kadar gidiyor. O zaman BM’de Türkiye’nin Daimi Temsilcisi’ydim ve bu girişimlerin içinde bizzat yer de aldım. BM Genel Kurulu’nda Türkiye adına girişimlerim olmuştu. Yani en az 10 yılık bir maceradan söz ediyoruz. Bu sadece Türkiye’nin istediği bir şey değil, konunun çıkış noktası da biz değiliz. BM’de reform talep eden pek çok ülkeyle birlikte hareket ediyoruz. Türkiye’nin bu konudaki talepleri son derece haklı ve desteklenmesi gereken taleplerdir

ORMAN KANUNLARI SÜRECEK..

- Bu haliyle BM daha ne kadar işlevini yerine getirebilir peki?
Böyle aksak köstek yapıyor işte. Gerek Irak’ta, gerek Ruanda’da, gerek Libya’da işlemediği için ikili düzenlemeler yapıldı, ABD kendisini destekleyen ülkelerle bir koalisyon kurdu… Şimdi Suriye konusunda karar aldırmıyorlar. Güçsüz ülkeler Birleşmiş Milletler’in kapısını çalmaya devam edecekler. Çünkü başka şansları yok. Gücü olan ülkeler, BM’nin kapısını çalacaklar. Aldırabilirlerse, BM kararı aldıracaklar. Kendi istekleri kabul edilmez ve istedikleri karar alınmazsa, orman kanunlarını sürdürmeye devam edecekler!

DEĞİŞİM ZAMAN ALACAKTIR

- Birleşmiş Milletler’de reform beklemek gerçekçi mi tüm bunların ışığında sizce?
Kısa zamanda böyle bir şeyin olacağını sanmıyorum. Bu kavga daha uzun süre devam edecektir. Bunun anahtarı Güvenlik Konseyi üyesi 5 üyenin “Artık ciddi meseleler için hiç kimse BM’nin kapısını çalmayacak” kanaatine varması. Aksi takdirde, bu iş değişmeyecek. Daimi üyelerin “Örgütün reformunu sağlamadıkça elimizdeki veto hakkı devalüe olmuş para konumuna düşecek” fikrine inanmadan bu reformun gerçekleşmesi çok zor görünüyor.

 

 

Terör örgütü DEAŞ'a bağlılık yemini eden Ebu Sayyaf örgütünün saldırısına sahne olan Filipinler'den

DEAŞ kiliseye saldırdı! Dünya şokta!

Aç karnına su içmenin faydaları saymakla bitmiyor

Amerika saldırının kanıtları sızdırdı! İngiltere hükümeti öfkeli...

Jandarmadan definecilere suçüstü

En Çok Okunanlar