İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

Reklamı Kapat

Ekonomide psikolojik savaş yaşanıyor

Satır arası...

Haftalardır devam eden döviz kurundaki çalkantılı yükselişin ardından, Merkez Bankası’nın faiz artırma kararı ile karşı karşıya kaldık. MB’nin dövizdeki artışı dizginleme amacıyla attığı bu adımın ardından ABD Merkez Bankası FED dolar musluğunu 10 milyar dolar daha kıstığını açıkladı. Kesin olan şu ki, dolar kuru hafta boyunca kayık gibi sallandı. Peki, tüm bunlar ne anlama geliyor? Dolardaki artışın ne kadarı kaçınılmaz? Ne kadarı engellenebilir? Batı ve Avrupa ekonomileri ne kadar istikrarlı? Dünyayı ve Türkiye’deki ekonomik gidişatı Morgan Stanley’in Türkiye eski CEO’su Kaan Sarıaydın’a sordum. 2008’deki küresel kriz sonrası bankanın Türkiye ofisinin kapanması nedeniyle kariyeri darbe alan Sarıaydın söyleşi boyunca “ekonomik kriz” lafını bir kez bile ağzına almadı ve sıkça “Tüm bunları aşabiliriz doğru hamleler atılırsa” diye vurguladı. 


Ekonomide psikolojik savaş yaşanıyor
-Morgan Stanley’in Türkiye eski CEO’su Kaan Sarıaydın: “FED’in dolar musluğunu kısacağı mayıstan beri biliniyordu. O tarihten itibaren Merkez Bankası yavaş yavaş faiz artırsaydı dolar bu karar yükselmezdi. Ekonomide her şey beklenti ve algıdır. Şimdi psikolojik savaştayız. Çünkü algı öyle oluştu ki, yurtdışından özellikle saldırmaya başlandı. Dolar yükselmeye başlayınca pek çok yatırımcı Türk Lrası’nı satarak dolara geçti.”

Şenay YILDIZ/ senay.yildiz@aksam.com.tr
Fotoğraflar: Ferhat ULUDAĞLAR


Merkez Bankası’nın geçen hafta aldığı faiz yükseltme kararı ekonomi dünyasını adeta ikiye böldü. Sizin yorumunuz nedir bu konuda?
Ben faiz artışına taraf bir kişi değilim. Bununla beraber, Merkez Bankası’nın faiz adımını şu andaki mevcut küresel statükoya göre doğru bir davranış olarak algılıyorum. Fakat buradaki sorun bu kararın çok gecikmiş olmasıdır.  

Neden geciktiğini düşünüyorsunuz? 
ABD Merkez Bankası FED 2009 krizinden sonra dolar arzını artırarak, düzenli olarak yüksek miktarlarda para basmaya başladı. 2012 Kasım ayından itibaren piyasaya ayda 85 milyar dolar sürüldü. Bu bol para dünyasından en büyük nasibi alan ülkelerden biri bizdik. Neden? Çünkü en yüksek cari açık veren ülkelerden biri biziz ve bu para bize sıcak para olarak geldi. Değişik kalemlere bölersek 2011 başından beri Türkiye’ye aşağı yukarı 165 milyar dolar para girmiş. Bu Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamlarından biridir. Türkiye’nin durumu biraz cırcırböceği ile karınca hikâyesine benziyor. 
 
Ne kastediyorsunuz? 
Karınca hep kötü günlere hazırlanırken cırcır böceği devamlı müzik yapıyor ve kışın aç kalıyor maalesef... FED 22 Mayıs’ta parasal genişlemenin biteceğini zaten açıkladı. FED’in açıklamasının ardından aslında bütün gelişmekte olan piyasalarda satış dalgası geldi. Hem borsalarında hem de dövizlerinde zayıflama başladı. Çünkü piyasada para azalırsa doların yükselmesi normal. Buna karşı önlemler almak gerekirdi, bu süreç yapısal reformlar için bir fırsattı ama yeterince hazırlanamadık. 

POPÜLİST DAVRANILDI
Piyasadaki bu dalgalanma hep Gezi, 17 Aralık operasyonu eksenli değerlendiriliyor. Bunların etkisi nasıl?

FED’in 22 Mayıs’taki bu açıklamasının üstüne 10 gün geçmeden Gezi olayları geldi. Tabii o da bizi biraz daha fazla hareket ettirdi ama asıl hareket 22 Mayıs’tan sonra başlamıştı zaten. Biz de küresel ekonomik hareketin içindeki o türbülanslara yakalandık. Bu sefer de ilginç bir şekilde 18 Aralık’ta ilk 10 milyar dolar azaltma açıklamasının bir gün öncesinde bizde 17 Aralık Operasyonu oldu... Bu tesadüf mü değil mi? Onu yorumlamak bana da düşmez ama piyasadan dolar çekileceği zaten bekleniyordu. Biz ne yaptık? MB devamlı faiz enstrümanını kullanmaya direnerek çok popülist bir yol seçti. 

Ne yapılması gerekirdi? 
FED para arzının azalacağını açıkladığı günden itibaren düşük oranlı bir faiz adımı atması gerekirdi. Böylece kendi dövizinizi saldırıya karşı korumaya başlarsınız. Burada pragmatik olmak yerine popülist olmak seçildi. Bugün Türkiye’yi kırılgan 5 ülke içinde gösteriyorlar. Evet, tüm gelişmekte olan ülkelerde döviz yükseliyor, kendi para birimleri değer kaybediyor. Ama hepsi bizden önce küçük küçük faiz adımı attı ve hazırlandı. Hepsinin dövizi zayıfladı ama bizdeki gibi aşırı harekete maruz kalmadı. FED’in hareketi nedeniyle en çok kaybeden Arjantin ve Türkiye oldu. Gelelim sonraki hataya... Sonra bir gecede tamamen 180 derece dönerek, yapılan bütün hataları ört bas etmek için bir anda faiz aşırı derecede yukarı çekildi. Böylece karşı olunan faiz lobisine tam bir servis yapılmıştır.

DOLARDAKİ OYNAKLIK NORMAL DEĞİL 
Bizde yaşanan dolardaki bu oynaklık normal mi peki? 

Normal değil ama MB geç kaldığı için bir algı oluştu. Ekonomide her şey beklenti ve algıdır. Ekonomi sosyal ve psikolojik bir bilimdir. Şimdi Türkiye olarak psikolojik bir savaştayız aslında. Çünkü algı öyle oluştu ki, yurtdışından özellikle saldırılmaya başladı. Bir ülkede Merkez Bankası pasif kaldı mı, saldırılır. Dolar yükseliş eğilimine girince pek çok yatırımcı Türk Lirası’nı satarak dolara geçti. MB’nin faiz kararından sonra faiz lobisi denilen bu ejderhanın mensuplarından “Türkiye’yi tebrik ediyoruz” dendi. Buna ihtiyacımız yok! Şunu da unutmayalım: Dünya ticaretinin binde 7’si TL ile yapılıyor. Ama yüzde 60’ın üzeri dolarla. 

Yani?  
Siz ona karşı savaşamazsınız. Sadece hareketleri azaltabilirsiniz. Bu da tedbir alarak olur ve bu tedbirler alınmadı bugüne kadar. Bundan sonra doğru tedbirler alınması gerekiyor. FED 65 milyar daha kısacak. Para azaldığı sürece kırılgan 5, kırılgan 8, kırılgan 15... diye devam edecek.  

Bunca yıl finans sektöründe çalıştınız. Faiz lobisini siz nasıl tanımlıyorsunuz?
Uluslararası finans organizasyonları diyelim. Dünyada faiz lobisinin üzerinden para kazanılan sadece biz değiliz. Bütün dünyadaki merkez bankalarının yapılarını incelemenizi tavsiye ederim. Kimler sahipleri? Bizimkilere de bakın, araştırın hissedarlarının kim olduğunu. FED’in hissedarları olduğu gibi özel şirketler, büyük bankalar. Bu bankaların arkasındaki büyük hissedar aileler ve kurucularının kimler olduğuna bakın. Bunların hangi sektörde ellerinin olduğuna bakın, ondan sonra diken diken olacak tüyleriniz. Türkiye’de kimlerin nerede ne payları tutuğunu keşfedince zaten cevabı alıyorsunuz. Burada hammadde şirketleri de aynı organizasyonların içindedir. Aynı ailelere gider bunların hepsi.  

Türk Lirası’na saldırı spekülatif miydi sizce? 
Bu nüansı nasıl anlayabiliriz? Cevabını çok güzel geçen hafta aldık. Birkaç gün önce dövizimiz 2.39’a uçtu çok ani bir hareketle. MB çıkıp “Gece 12’de açıklama yapacağım, olağanüstü toplantı yapıyoruz” dediği anda oradan hemen 14 kuruş düştü. Bu ne demek? O 14 kuruş spekülatifti. Bu 92’de Soros’un İngiliz Sterlini’ne saldırısındaki taktik. FED para musluğunu kısma sinyallerini verdiğinde faiz adımlarını atsaydık, diğer tüm gelişmekte olan piyasalarda olduğu gibi dolar yükselirdi ama bu kadar ciddi bir şekilde sallanmazdık.  

Türkiye için faiz yükseltmek mi daha riskli, dövizin uçup gitmesi mi? 
Faiz artışı tüketiciyi doğrudan etkiliyor tüketici kredileri nedeniyle. Türkiye’de son yıllardaki büyüme mucizesi tüketimin artışıydı. Tüketimi nasıl finanse ettik? Tüketici kredileriyle. Özel sektör nasıl büyüdü? Kredilerle. Özel sektörün çoğu hangi kredileri kullanıyor? Yabancı döviz kredileri. İnşaat sektörünün yüzde 70’i döviz üzerinden kredidir. Aynı zamanda kullanılan hammaddelerin çoğunu dövizle alıyorsunuz. 
 
Faiz MB’nin en hızlı silahı
Peki, gelinen koşullarda MB’nin başka şansı var mıydı? 

Kendisini köşeye öyle sıkıştırdı ki faiz artışı dışında hiçbir silahı kalmadı açıkçası. Bazı silahlar daha var ama ani reaksiyona yol açmaz onlar. MB’nin faiz artırım kararının ardından FED para musluğunu 10 milyar daha kıstı. Ne oldu? Dolar 2.16’lara kadar düştü ama aynı gün tekrar 2.29’lara çıktı ve şu an yine 2.28’lerde. Bizde TL’nin yüzde 10 değer kaybı enflasyona yüzde 1,5 katkıda bulunur. Faizin artışı büyümeye etkisi yıl üzerinde çok ciddidir. Olay sadece Türkiye’nin iç dinamikleriyle ilgili değil. Tedbirleri buna göre almak lazım artık. MB’nin önümüzdeki günlerde daha yaratıcı adımlar atması gerek ama faiz kadar güçlü silahı yok. 
 
2015’te küresel borç krizi yaşanacak
ABD ekonomisinin göründüğü kadar iyi olmadığını belirten Sarıaydın “2015’te Avrupa’da bankaların battığını görebiliriz. Kimse parasını Avrupa’da tutmasın, Türkiye’ye getirsin. 2015’te küresel borç kirizi yaşanacak” diyor.

Önümüzdeki dönem gelişmekte olan ülkelerin kaybedeceği bir dönem mi? 
Dolar muslukları kapatılacağı için gelişmekte olan ülkelerin eskisi kadar bol parası olmayacak. Faizler her tarafta arttı. En az 2-2,5 sene yüksek faiz dönemine girdi dünya. Şu anda Amerika ve Avrupa’daki banka sisteminin kaldıraç oranı 2009’den çok daha yüksek. 2015’te yıkılmanın Avrupa’da olacağını görüyorum. Bankaların çoğu iflas riskiyle karşı karşıya kalacak. FED’in kurtarma için finans verdiği bankaların yarısından fazlası Avrupa bankaları. FED parayı çekerse yıkılacak o bankalar.

AVRUPA’DA PARA TUTMAYIN
Çeker mi peki? Birliğin ayakta kalması ABD’nin lehine... 

Şu anda dolar arzını azaltıyor değil mi? Azaltmadan sonra çekmesi gerekir. Çekmeyip de bırakayım, kendi haline süzülsün derse, çözülmeyecek. Gittikçe büyük sorunlar olacak Avrupa’da. G. Kıbrıs’ta geçen sene yaşanan krizde insanların bankadaki mevduatlarına el konuldu. Mülkiyet haklarını kaybetmelerine rağmen insanların güveni sarsılmadı, hâlâ Avrupa bankalarında para tutuyorlar. Şimdi IMF’nin tavsiyesi üzerine mevduatların yüzde 15’i vergi olarak kesilecek. Bu yasayı hazırlıyorlar Avrupa’daki bankaları kurtarmak için. Ben olsam Avrupa’da bir kuruşumu tutmam. İnsanlar getirsinler Türkiye’de tutsunlar, bizim bankacılık sistemimiz daha sağlam. 

ABD ekonomisinde toparlanma sinyalleri geliyor. Dünya ekonomisine bunun nasıl yansımasını bekliyorsunuz? 
Amerika’daki büyüme bir hayal ve göreceksiniz 2015’in son çeyreğinde dünyada küresel bir borç krizi olacak. Benim gördüğüm bu. İlk özel sektörün bir krizi oldu, bankaların, sigortaların. Onu kurtarmak için paralar basıldı, kemer sıkma politikaları yapıldı. Ondan sonra Avrupa’daki devlet borçlanmaları sorunu çıktı. Yani kriz kamuya geçti. Ondan sonraki, yani şimdiki krizin adı da “gelişmekte olan ülkeler krizi”. Dünya böyle isimlendiriyor bu süreci. Para kısıldığı müddetçe bu sürecek. Dünyada krizlerin aralığı da giderek kısalıyor. Çünkü mevcut sistem kriz üretmek ve buradan beslenmek üzerine kurulu. ABD’nin durumu da hiç iyi değil. Eskiden her aileden bir kişi çalışarak aileye bakabiliyor; ev, araba alabiliyorlardı. Bugün hem anne baba çalışıyor, hem borçlanıyor, hem de geçinilemiyor. Dünya gerçekten büyük bir transformasyonun içinde. Bizim artık yapısal reformlara başlamamız gerek. 

RANT DEĞİL; ÜRETİME GEÇMELİ
Neler yapılmalı? 

Katma değeri düşük, montaj üretimden katma değeri yüksek üretime geçiş planlanmalı. Bu dediğim uzun vadeli planlama gerektiriyor. Eğitim sisteminde reformla ezbercilikten sorgulayıcılığa geçip, beyin göçünü engelleyip, arge imkânlarını geliştirmek, girişimciliği desteklemek, yatırımcılık ve finansal sektörünü de öğretmek. Ama Türkiye ekonomisi hep rant üzerinden büyümüştür ve büyümeye de devam ediyor. Rant değil; gerçek üretimle büyümemiz lazım. Avrupa’nın işçiliğini yapmaktan kurtulmak için bunları yapmamız şart. Bugün daha çok inşaat projelerinden güç alıyor ekonomi. 

EMLAK BALONU PATLAYABİLİR
İnşaat sektörü nasıl etkilenecek içinde bulunduğumuz bu türbülanstan? 

Faizlerin yükselmesiyle beraber konut sektöründe ciddi bir sallanma olabilir. Bence sektörde ciddi balon ve arz fazlalığı var. Balon var diyorum, çünkü orta gelir düzeyine göre bu fiyatlar çok çok yüksek. Girdi maliyetleri ve kredi faizleri yükselecek diye fiyatlar artacak diye pompalanıyor ama bence emlak balonunun patlaması daha muhtemel. 

Parası olan acele etmesin
Siz bu koşullarda kendi paranızı ne yapardınız? 

Ben fırsat kovalardım. Parası olan tasarrufçu şu anda beklesin, fırsat kollasın. Acele etmesin. Emlaktaki balon sönerse büyük fırsatlar doğar cebinde parası olana. Dikkatli olsunlar borsada da. Yükselen faiz ortamında alternatif yatırımın getirisi yükseldiği için alternatif yatırıma bakarız biz. Bana mevduat yüzde 11-12 veriyor ve daha da yükselecek gibiyse orada tutarım paramı, çünkü borsada ne olacağını bilmiyorum. İleriyi göremiyorsun belirsizliklerin yüksek olduğu ortamda hisse senetleri risklidir. Yatırımcı ya da tasarrufçularda “Bir fırsatı kaçırıyorum” korkusunun boyutu “Paramı kaybedebilirim” korkusunun iki katı. Finansal piyasadaki tüm oyunlar bu psikoloji üzerinde oynanıyor, herkes dikkat etsin. 
 
 

 

Batman'da, Edip Solmaz bulvarı üzerinde yürüyen iki kız kardeşin tartışması daha sonra bıçaklı kavga

Batman'da kız kardeşlerin kavgası kanlı bitti

Kalem uçlarını sanat eserine dönüştürdü

PKK'nın elindeki silah bakın hangi ülkeye ait!

Mutfakta yapılan 12 amatör yanlış

En Çok Okunanlar