İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,6737
  • 4,3310
  • 151,29
  • 108.489
Reklamı Kapat

Bu yaz çok okunacak üç roman

Perşembe’nin gelişi çarşambadan bellidir derler. Yaza düşen romanlar da öyle. Kışta, baharda -hele ki baharda- belli bir ilgi gören romanlar adeta yazın nesnesi olurlar. Yaz ilgilerimiz böyle referanslarla oluşur. Moda, eğlence... ne yapalım böyleyiz. Bu yaz da böyle olacak, kitle tüketim kültürünü değiştirecek ne var?! Aslında yaza düşecek birçok kitap var, edebiyat, edebiyat dışı. Bunlardan üçünü, üç romanı işaret etmek istiyorum. Onların Türkçede yayımlanmalarının hikâyelerini de yazmadan edemedim.

Adnan ÖZER 
adnan.ozer@aksam.com.tr

KAVGAM/ KARL OVE KNAUSGAARD 

Yayıncılarımız Karl Ove Knausgaard’ı bekletmediler. Artık internet editörleri var, çıkışları iyi takip ediyorlar. Geçtiğimiz ay Kolombiya Bogota kitap fuarında görmüştüm, yığın yığın. Nordik delisi bakışıyla bir adam, üstünde Mi lucha (Kavgam) yazan kitabın kapağından insana direkt bakıyor. Satıyor da. Buna hiç kuşku yoktu çünkü şehrin merkezi olan Candelaria’da kaldırımlara da da korsan baskısı serilmişti. Meğer iyi bir romanmış, hem de çok iyi. Öyle her popüler sunumun ardında edebiyata çalım atan kitaplar olmuyormuş demek ki. İsveçli yazar Karl Ove Knausgaard Kavgam ile bir çalım atmasına atıyor ama asla edebiyata değil, aksine bestseller yapım tarzına. Knausgaard bunu planlamamış, içinden geldiği yazmış; girişte ağır anlatım, kişisel gelişim cümleleri yok (altını çizerek cahilleşemiyorsunuz) ama yakan cümleler var, sade ve yakıcı. Bir çalım da şu fiction (kurgu) takıntılı eleştirmenlere. Onlar ki özyaşam anlatısının romanda sefilane bir girişim olduğunu söyleyip durdular. Kötü yazılırsa elbette öyledir. Knausgaard, Proust’un belleğini sağması gibi yaşadıklarını bir bir yazmış. Onların/anların gerçekliğini tekrar yaşayarak. Edebi bakımdan övgüler düzülmekte şimdi bu romana. Günümüzün Marcel Proust’u katına çıkardılar. Knausgaard bu tür değerlendirmelere kapılacak biri değil. Röportajlarını bulup okuyun göreceksiniz... Şöyle bitireyim; Knausgaard şimdi 47 yaşında, on yıl önce, yani 37 yaşındayken ülkesinin elit okurları tarafından “dünyanın en kötü yazarı” olarak görülüyordu. İşte hayat, işte roman! Bu yaz onun 3.600 sayfadan oluşan 6 ciltlik/kitaplık Kavgam serisinin ilki (Monokl yay.) çok okunacak. 

MIDDLESEX/ JEFFREY EUGENIDES

Ya Jeffrey Eugenides’e karşı yapılanlara ne demeli. Eugenides 1960 yılında Amerika Detroit’te doğmuş ama ailesinin kökeni Bursa’ya uzanıyor. Dünyaca ünlü kaç yazar var ki böyle?! En azından, pek sevdiğimiz o “toprak” muhabbetiyle alır okurduk. Okurduk diyorum çünkü Eugenides’in şaşaalı çıkışından bu yana yıllar geçti. 1993 yılında Bakir İntiharlar adlı romanıyla elde ettiği başarıdan söz ediyorum. Amerika’da sinemaya da aktarıldı çok geçmeden. Bakir İntiharlar’ın Türkçede yayımlandığı tarihe bakıyoruz: 2007 (İnkilap yay.). İşte o yıl Rum kökenli yazar Pulitzer Ödülü’ne değer görüldü. Eugenides 9 yıl aradan sonra Middlesex adlı romanını yayımlatmıştı. Pulitzer’i kendisine getiren de o roman oldu. Middlesex geçtiğimiz yıl yayımlandı (Domingo yay.). Okurların birbirlerinin kulağına üflemesi diye bir süreç var, sonunda Middlesex bu eşiği aştı. Şimdilerde okur üstüne okur koyuyor ama asıl patlama yazın olacak. Göreceğiz. 

KARASEVDALILAR/ JAVIER MARIAS

Şu Javier Marias’ın Türk okurlarından ne çekeceği varmış. 1999 yılında Gendaş Kültür’den, onun Corazon tan blanco’sunu Beyaz Kalp adıyla yayımladığımda, hani on binler satmaz ama birkaç binlik bir ilgiye kavuşur diye düşünüyordum, çünkü bu İspanyol yazar ayrıntıcılığından mada kalemini derinlere batırıyordu. Fakat o da olmadı. Güzelim roman tek baskıda kaldı. Hemen ardından Yarın Savaşta Beni Düşün adlı romanı çıktı (Sistem yay. 1999). Okurda yine bir kıpırtı yok. Bir yıl sonra, o zaman yeni kurulan Everest Yayınları’ndan yayınladık bir tarihi macera parodisi olan Ufkun Öte Yanı’nını. Sonuç: her üç yayınevi de Marias’tan uzak durmaya karar vermişti... Sonra.. sonra  Yazınsal Yaşamlar  çıktı (Can, 2008), bir yıl ardından Duygusal Adam (Sel, 2009). Yayıncılarımız Marias’ı döne döne okurumuza sunuyorlardı. Nitekim bir romanı daha yayımlandı (Yarınki Yüzün, Metis yay.). Nobel Edebiyat Ödülü adayları arasında ismi  de geçmeye başlamıştı, Batı basınından bize doğru. Kimi Nobel alanların bile tutmadığı bir yerde aday olsan ne... Marias’ın çilesi sürüyordu; yok Allah yok çoksatarlar listelerimizde. Böylece geldik dayandık 2015 yazına. Bu yaz başka. Bu yaz Karasevdalılar okunacak. Belirtiler onu gösteriyor. 

ABD'den Rakka'daki Öcalan posteri açıklaması!

ABD'den Rakka'daki Öcalan posteri açıklaması!

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

Osmanlı eserleri Londra'da görücüye çıkacak

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Active Server Pages error 'ASP 0126'

Include file not found

/_codes/picomm_detay_sagframe_dyn.asp, line 2

The include file '/_data/main/home.txt' was not found.