• $7,4779
  • €9,0802
  • 442.059
  • 1565.01
28 Eylül 2011 Çarşamba

Erkeklere yasak yazı

Yurtsan Atakan
Yurtsan Atakan
YAZARIN SAYFASI

Seyircisiz maç cezasını, erkek seyircilere yasak cezasına çeviren abuk sabuk, cinsiyetçi, adaletsiz, yaranmacı uygulama ile ilgili en iyi yorumu Tuna Kiremitçi yazdı.
'RTÜK'e teklif: Ceza alan dizileri sırf erkekler izlesin'.
Futbol Federasyonu'nun saçmalığını bundan daha iyi özetleyemem. Ama Tuna Kiremitçi'nin bir başka yazısıyla başlayan bir başka tartışmayla ilgili söylemek istediklerim var.
Kiremitçi'nin 'yerli dizilerde neden türbanlı karakter yok' sorusuyla başlayan tartışmada pek çok görüş dile getirildi. Tartışmada en çok takıldığım nokta, Fehmi Koru'nun Taha Kıvanç takma adıyla yazdığı yazıda yaptığı bir yorum oldu.
Koru soruyu çevirip şöyle soruyordu, 'Türbanlıyı bırak dizilerde dindar insan neden yok?'
Soru ilk bakışta masumane görünüyor ama aslında zaten her konuda tehlikeli bir biçimde kamplaşmaya başlayan toplumda yeni bir kamplaşma daha yaratacak kadar tehlikeli ve sorunlu bir tanım içeriyor.
Fehmi Koru 'dindar insan' diyerek toplumu kendi kafasındaki tanıma göre ikiye ayırıyor. Koru'ya göre toplum keskin çizgilerle birbirinden ayrılmış dindar ve dindar olmayanlardan oluşuyor. Bir tarafta İslam'ı Fehmi Koru'nun kafasındaki tanıma uygun olarak yaşayanların oluşturduğu dindar kesim var, diğer tarafta ise İslam'ı farklı yorumlarla yaşayanlar ve farklı dinlerden olanlar veya dine inanmayanlardan oluşanlar var. Koru'ya göre İslam'ı farklı yorumlarla yaşayanlarla farklı dinlere inanların dinsizlerden pek bir farkı yok ve onlara dindar demek mümkün değil.
Koru'nun bu ayrımcılığı bilinçli bir şekilde yapmadığını, kendi inancını tek dindarlık biçimi olarak görme naifliğiyle böyle davrandığına inanıyorum. Ancak ne nedenle yapılmış olursa olsun bu tanım riskli bir tanım. Sorunlu dindarlık tanımının yarattığı riski bu tanımdaki tuzağa düşen yazarların sayısının giderek artıyor olmasına bakarak görmek de mümkün. Daha dün Oray Eğin yazısında 'dindarlık'ı bu anlamda kullanmıştı. Birkaç gün önce Ahmet Hakan da aynı hataya düşmüştü. Öncesinde Ertuğrul Özkök'ün de 'dini bütünler' gibi aynı ölçüde sorunlu bir tanım kullandığına birkaç kez şahit olduğumu hatırlıyorum.
Dindar olmayı ya da dini bütün olmayı, sadece bir kesimin din anlayışına bağlamaya kimsenin hakkı yok. Neyi yapınca dindar olacağımızı Fehmi Koru'ya mı soracağız? Kim dindar, kim değil Fehmi Koru mu karar verecek?
Başını türbanla örtenin dini bütün olacağına, başörtüsüyle örtenin dini yarım olacağına kim karar verecek? Başını örtmeyene dindar değilsin demek kimin haddine olacak? Kimin haddine olacağına kim karar verecek?
On bir ay içki içip, Ramazan'da oruç tutan ve içki içmeyene sen dindar değilsin damgasını vurmaya hangi faninin yetkisi olabilir?
Allah'a Arapça dualarla ibadet edene dini bütün, Türkçe içinden geldiği gibi yakaranlara dini yarım mı diyeceğiz?
Müslüman'ım diyen ama ne oruç tutan, ne hacca giden, ne namaz kılan birinin dini yüzde bir mi, binde bir mi yoksa milyonda bir mi?
Başını örten, oruç tutan, namaz kılan, hacca giden ama Şeker Bayramı'nda vişne likörü içen ninem zındık mıydı?
Bırakın bu işleri Allah aşkına... Herkesin dinini kendi istediği gibi yaşamaya hakkı var. Bir insanın ibadet biçimini doğru bulmayabilirsiniz. Doğru bulmadığınız ibadet biçimini eleştirebilir, taciz sınırlarını aşmadan telkinde de bulunabilirsiniz. Ama dinini sizin gibi yaşamıyor diye kimseye dindar değilsin damgasını vurmaya hakkınız yok.
Ne kendini dindar görenlerin kendileri gibi olmayanları, ne kendini dindar görmeyenlerin kendi gibi olduğunu düşündükleri insanları, dini yarım olarak etiketlemesi haddine.

<p>Trump Destekçileri Kongre Binası’nı bastı hayatını  kaybedenler ve gözaltına alınanlar oldu

ABD'de devir teslim töreni nasıl olacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yusufeli Barajı'nda sona yaklaşıldı

Mandaların eksi 10 derecede yemek arayışı