• $13,478
  • €15,2443
  • 800.677
  • 1945.07
8 Aralık 2018 Cumartesi

Gezicilerin “Sarı Yelek” hevesi

Fransa sokakları sarı yeleklilerin durdurulamayan kaosunu yaşıyor.

Bu satırlar kaleme alındığında Fransız basınının bugün gerçekleşecek olan protestolara ilişkin kaygısı çok büyüktü. Darbe teşebbüsünün olabileceğini ileri sürenler bile oldu.

Giydikleri salı yelekleriyle, kullandıkları yöntemlerle kitlesel psikolojiyi tetiklemeye yönelik Fransa’daki sokak eylemleri; son yılların çok tanıdık tablosunu yansıtıyor. Benzer görüntüler Gezi kalkışmasında da yaşanmıştı. Ritüeller, kitlesel refleksler, aynı merkezlerden tasarlandığı izlenimi veren çok benzer eylem türleri, sıklıkla şehir meydanlarını tahkim etme, eylem alanına dönüştürerek, sembolleştirme çabaları, kırmızı elbiseli kadın, meydanda, sokakta piyanosuyla konumlanan figür, renklerle, kullanılan materyallerle özdeşleştirilen kitleler hep tanıdık, hep benzer çabanın yapay mahsulleri, laboratuvar ürünleri.

İlk kıvılcım, daima sınırlı ve masum kılıflı talepler. Sonrasında kurulu düzeni yıpratmaya, kaosla yıkmaya çalışan kitlesel çılgınlık, cinnet üretme çabası.

Aslında bu yol ve yöntemlerin farklı versiyonunu daha öncesinde yaşanan ve adına kadife devrimleri denilen rejim değişiklerinde görmüştük. O zaman yaşananlar; ABD’li Yahudi finans spekülatörü Soros’un Açık Toplum Vakfı’nın başrol oynadığı senaryonun ürünüydüler. Şimdiler de yaşananların geçmiştekilerin yeni sürümü olarak kabul etmek mümkün.

Yenilenen gerekçeler ve başvurulan yöntemlerle güncelleştirilmiş senaryolarla sahneye konulduğunu saptamak gerek.

Gezi kalkışmasını tasarlayanlar, rolleri dağıtarak sahneye koyanlar ve bu rolleri oynayanlar nihai hedeflerine ulaşana dek, sokakları, semtleri yaşanmaz kılmanın kirli senaryosunu icra ettiler. “Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ anlamadın mı? diyerek, sokak haydutluğundan, vandallıktan, kaostan sonuç almayı hedeflediler. Soros ve uzantıları yine büyük roller üstlendiler.

Şimdilerde Gezicilerin Fransa’nın sarı yeleklileriyle içlerinin adeta kıpır kıpır ettiklerine şahit oluyoruz. Gezi kalkışmasının özlemini, başaramadıklarının burukluğunu yaşıyorlar. Sarı yeleklilerin kaos arzusunu, Türkiye’ye yeniden aşılamanın çabasındalar. Kimisi, “Paris sararırken, Ankara yeşil kalamaz” kışkırtıcı mesajlarla, yeni kalkışmanın şerrini yaymaya çalışırken, kimisi medyada sarı yeleklilerin meşruiyeti öne çıkarıp, yeni Gezi kalkışması hayalini tetiklemeye gayret ediyor.

Bu noktada Gezi davasının seyri ve bu davanın sanıkları üzerinden Türkiye’ye yönelik yeni senaryoları devreye sokabilme çabası göz ardı edilmemeli. Soros’un Türkiye’deki legal görünümlü faaliyetlerini görünürde durdurması kimseyi yanıltmasın.

Deşifre olmak, tamamen yok olmak değildir. Daha derin bağların, daha ince, daha filtre ilişkiler ağının mahremiyet kazanması önceliğinin benimsenmesidir.

Yakında seçim sandığı vardır ve 2023’e kadar son sandıktır. Bugüne değin her türlü melaneti üretenlerin Türkiye’yi durdurabilmek için sandıkla ilgilenmeyeceklerini düşünmek saflık olur.

Bu arada; Can Dündar sonrası yeni yönetime kavuşan Cumhuriyet Gazetesi’nde bugünlerde Soros’u, Gezi davası, Osman Kavala’yı eleştiren yazarının yazılarının kesilmesi düşündürücüdür.

Bir kez daha hatırlatmak gerekir ki; küresel sömürü baronlarının hedefe koyduğu ülkeye yönelik yaptığı hamlelerinde başarısız olması, hedeften vazgeçeceği anlamına gelmez. Aksine yeni yöntemlerle hedefine ulaşabilmenin her yolunu dener.

Onlar dener ama esas olan biziz. Bizim inancımız, direncimiz, istiklal tutkumuz tunç oldukça deneyenin hüsranı bir kez daha mutlaktır...

<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uzmanı  Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı araç içinde

Yolda kalan sürücüler araç içinde ne yapmalı?

256 yaşında ölen adamın sırrı açıklandı!

Rusya'nın en korkutucu köyü! Kimse gitmeye cesaret edemiyor

Akbabalar evcil köpeklerin peşine düştü! Korku dolu anlar