• $8,7339
  • €10,3751
  • 497.091
  • 1391.06
15 Haziran 2020 Pazartesi

Post-politik durum

Dünya kapitalist sisteminin neo-liberal rüzgârlarla içine girdiği dönem kapandı; bu süreç aynı zamanda geleneksel ‘sol’ politikaların da sonunu getirmiştir. Neden mi? Neo-liberal dalganın yükselmeye başladığı 1980’li yıllarda dünya solu önce kendi bulunduğu yerden buna cevap vermeye çalışsa da 1990’larda Sovyetlerin çöküşüyle yaşanan şok Avrupa solunun da neo-liberal rüzgâra kapılmasının önünü açmıştı.

Bunun en bilinen neticesi Batılı sol/sosyalist ve sosyal demokrat partilerin hızlı bir biçimde kendi toplumsal temellerinden, onların örgütlerinden, sendikalardan uzaklaşmaları olmuştur. Bu, söz konusu partilerin neo-liberal politikalara yönelmesini onların programlarına ‘benzer biçimde yeni programlar ve politikalar hazırlamalarına yol açacaktır. Başta İngiltere olmak üzere Avrupalı sol/sosyalist partilerde yaşanan bu değişim bu ülkelerin toplumsal sorunlarının artmasına yol açtığı gibi, ekonomide de yeni sorunlara sebep olarak 2008’de başlayan krizin ortasına düşmeleriyle neticelenmiştir.

ÇÖKÜŞ

Bilinen bu durumun fazla görünürde olmayan en mühim sonucu; Batılı sol partilerin girdiği krizdir. Bir defa neo-liberal politikaları destekledikleri, onları sözde ‘sol bir dille’ telaffuz ettikleri için daha önce bağlarını kopardıkları toplumsal ilişkileri yeniden kurmaları kolay değildir. Diğer önemli bir sebep ise siyasal dilin dayandığı ideolojik sorundur.

Neo-liberal söylemi benimseyen sol partilerin, sağ partilerle beraber Avrupa Birliğini neo-liberal politikalarla birlikte kurma girişiminde yaşanan hüsranlar ve Batılı sol partilerin dayandıkları sosyal sınıflarla ittifaklarının ideolojik düzeyde çözülmeye uğramasıyla yeni ittifaklar kurmada başarısızlıkla karşılaşmaları sürpriz değildir. Nitekim 2008’de başlayan Küresel Finans krizinin olumsuz etkilerine en fazla maruz kalan bu gruplarla bütünleşmek kolay bir şey olmayacaktır; İngiltere’de İşçi Partisi’nin bütün çabalara rağmen yeniden eski gücüne ulaşması için daha epeyce bir emeğe ihtiyaç olduğu da bunun göstergesidir.

YENİ BİR ŞEY VAR

Öncelikle artık eski ‘sol dilin’ bu yeni örgütlenmeyi gerçekleştirecek sahiciliği kaybolduğu gibi, parti yapılarının da bu insanları kapsayacak ya da içine alacak niteliğinin olmadığını dahası eski müttefik sınıflarının da ‘eski durumda’ olmadıklarını görmek gerekmektedir. Bugün Batı toplumlarında yaşanan kriz sadece neo-liberal politikaların çökmesinin eseri değildir; bu aynı zamanda başarısızlığı tescillenmiş neo-liberalizmin karşısında dahi ciddi bir varlık gösteremeyen sol siyasetin krizidir.

Bütün bunları, bizde kendisini solda konumlandırmaya çalışan ve dünya solunun sorunlarının farkında olmayan ‘CHP için mi anlatıyorsunuz’ diye sorulabilir. Bir bakıma evet; Türkiye sol iddiasında ortaya çıkan hareketler kurdukları ilişkiler bağlamında, hem başta işçiler olmak üzere sol toplumsal temellerden uzak oldukları için hem de ideolojik söylemlerinde, anti demokratik bir siyaset anlayışını sürdürdükleri için, zaten siyasetin ötesinde kalmış bir dille ayakta durmaya çalışmaktadırlar. Oysa bırakınız ‘sol’ olmayı, siyaset yapmak için de bu yeni durumu anlamak gerekmez mi?

<p>Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Ahmet Davutoğlu, Ali Babacan ve Abdullah Gül üç

Karamollaoğlu: Ayrılıkların, AK Parti tabanında çözülmeyi sağlayacağını düşünüyordum ama olamadı

Gaziantep'te UNESCO listesinde bir açık hava müzesi: Yesemek

İstanbul'da sağanak yağış hayatı olumsuz etkiliyor

İngiliz Kraliyet ailesi de Türkiye'den sipariş ediyor: Kilosu 50 lira!