• $8,4363
  • €10,2091
  • 493.224
  • 1441.33
15 Mart 2018 Perşembe

Muhalefet fikrinin çöküşü

Muhalefetin zayıflığından bahsederken muhalefet partilerinin hatta Ana Muhalefet Partisi’nin etkisizliğinin dışında bir tehlikeye dikkat çekmek istediğimin altını çizmek isterim. Türkiye’nin geleceği açısından, demokrasi bakımından büyüyen bir tehdit olarak gördüğüm olay, muhalefet fikrinin yaşadığı çöküntüdür!

“Muhalefet fikrinin çöküntü yaşaması, birincisi kolay düzeltilemeyecek bir mahiyeti olduğu için önemlidir; ikincisi de, düşünce hayatının kısırlaşmasına, siyasetin tek düze hale gelme tehlikesine işaret ettiği için mühimdir. Üçüncü bir sorun ise, muhalefet fikrinin çökmesi sonucu siyaset başta olmak üzere, toplumun fikir düzeyinde ortaya çıkacak marjinalleşme ve lümpenleşmeye yol açma ihtimalidir. Bu bahsettiğimiz üç alanda yaşanabilecek sorunların; ülkenin bugünden geleceğe önüne koyabileceği engelleri düşününce, meselenin sadece politik endişelerin ötesine geçen bir boyutu olduğu daha iyi anlaşılabilir.”

MUHALEFET NE İŞE YARAR?

Demokrasinin ‘iktidarların olduğu yerden çok, muhalefetin bulunduğu yer’ olarak tanımlanması çok söylendiği kadar, söylenmekte ısrar edilmesi ve inanılması gereken bir görüştür. Bir başka deyişle, devletin olduğu her toplumda iktidar vardır fakat muhalefet ancak demokratik devlet düzenlerinde bulunmaktadır. Eğer bir toplumda muhalefet güçsüzse, muhalefet partileri toplumsal muhalefeti örgütleme kabiliyetinde değillerse, muhalefet ettikleri konuları ‘politik bir problematik’ haline getiremiyorlarsa, orada demokrasi zaaf içindedir.

Burada üzerinde durulması gereken husus tam da Türkiye’nin yaşadığı muhalefet krizinin giderek ‘muhalefet fikrini’ tahrip etmesine, çöküşüne sebep olmasıyla ilgilidir. Bunun çeşitli kaynaklarından bahsetmek mümkündür ki bunlar arasında Ana Muhalefet Partisi’nin kendi yetersizliğini toplumsal muhalefete umutsuzluk olarak yansıtması, eleştiri yerine ‘artık yapacak bir şey yok, battık batıyoruz’ edebiyatıyla zihinsel olarak muhalefet etme fikrini köreltmesidir.

Muhalefet partilerinin ‘ekonomi batıyor, kriz geliyor’, ‘ülke demokrasiden uzaklaştı diktatörlük kuruluyor’, ‘kutuplaştık, mezhep ve etnik ayrımcılık yapılıyor’, ‘beyin göçü hızlandı, ülkeden gençler kaçıyor’ gibi artık sloganlaşmış iddialarının ötesine geçmeyen karalamaları, elbette siyasi bir çaresizliğin ifadesi olarak kalabilirdi. Siyasi muhalefet olarak, eleştirel bir değer dahi taşımayan bu basit saldırgan dilin, ümitsizlik ifade eden söyleminin sadece muhalif parti dilinde kalmayıp bunun medya ortamıyla aydın-bürokrat-gazeteci vb. zümrelerce de paylaşılıp çoğaltılması, esas yıkıcı etkiyi meydana getirmesi/getirecek olması sorunun büyümesine sebep olmaktadır.

AYDINLAR NEREDE?

Aydınların eleştirel bir tavır ortaya koyması ‘besleyici bir yankı yapması’ çok önemlidir fakat bırakınız bunu yapmayı söz konusu siyasi dili içselleştirdikleri için eleştiri fikrinin çöküşüne sebep olmaları söz konusudur. Bu durumda, egemen aydın çevreler siyasetin gerisinde kaldıkları, siyasi muhalefetin diline hapsoldukları için eleştirel tavra, sivil muhalefet diline yeni bir söylem katmaları zaten beklenemez.

“Toplumsal muhalefetin aydınlar siyasetçiler tarafından bir fikir etrafında örgütlenme imkanına sahip olmamasının yıkıcı etkileri, fikri sefaletin, lümpen edebiyatın yaygınlaşması, argo bir dilin çoğalması, marjinal davranışların ‘normalleşmesinin’ yanı sıra elbette ki siyasetin seviye kaybetmesine yol açacaktır.”

Muhalefet dilinin, slogan düzeyinde kısır döngüye hapsolması, toplumun muhtelif tabakalarında, çeşitli grup ve meslek topluluklarında yaşanan sorunların, başta gençler olmak üzere muhtelif nüfus kategorilerinde karşılaşılan meselelerin, memnuniyetsizliklerin siyasi bir problematiğe dönüşmesinin önünü kapatmakta dahası eleştirel muhalif bir aydın dilinin oluşumunun önünü kesmektedir. Muhalefet fikrinin çöküşü ise sadece siyasette değil, her alanda ‘domino etkisi’ yapıp yıkıntıya sebep olabilir.

<p>Yoğun diplomasi trafiği yürüten Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün  Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin

Bayram sonrası kontrollü normalleşme nasıl olacak?

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu

Bayram alışverişinin kalbi Eminönü ve Mısır Çarşısı sessiz

Toroslar'da baharla yeşile bürünen yaylalar görenleri kendine hayran bırakıyor