• $13,4909
  • €15,3325
  • 766.218
  • 1877.39
13 Aralık 2017 Çarşamba

Kudüs bizim neyimiz olur?

Bazılarına bakılırsa açıkça söylemeseler de ‘Kudüs bizim neyimize, o Arapların meselesidir, biz kendi işimize bakalım; Arapların birçoğunun dahi ilgilenmediği bu işe karışıp başımızı belaya sokmayalım’ eğiliminde oldukları görülür. Oysa Kudüs, bizim yüz yıl önce elimizden aldıkları evimizdir ve Araplardan dan da başkalarından da önce bizim meselemiz olduğu kesindir; bu sadece bir hatıra ya da eski imparatorluk bakiyesi olma konusu değil, bölgesel barış ve siyasi sorumluluğunun bir sonucudur.

“Meselenin birkaç boyutu bulunmaktadır. Birincisi boyut, evvela Müslümanların ve diğer semavi dinlerin bu kutsal mekânını militarist yayılmacı bir işgalci devletin tekeline bırakıp bırakamayacağı meselesidir. İkincisi, küresel bir mesele olarak Batı sisteminin patronajının İsrail üzerinden bölgesel yayılmacılık ve istikrarsızlık meydana getirerek Ortadoğu’yu kontrol etme ve müdahale etme aracına dönüştürmesidir. Üçüncüsü ise, ABD’nin küresel sistemde yaşadığı sorunları, daha açık ifadesiyle dünya sisteminin değişmesi dolayısıyla yaşadığı ‘hegemonya kaybını’, Ortadoğu’ ülkelerini parçalayarak bu coğrafyadaki kontrolünü bu yolla tahkim etme çabasıyla ilgilidir.”

ABD ve İsrail sorunu

Burada Trump’ın ülkesinde gerçek iktidar elitleri karşısında yaşadığı ‘muktedir olma’ sorununu çözmek, Yahudi lobilerinin ve sermayesinin desteğini kazanmak için konuyu aceleyle bir gündeme getirdiği de düşünülebilir; oysa konu Trump’ın seçim vaatleri arasında yer aldığı gibi, ABD Kongresi’nin 1995’te kabul ettiği ‘Kudüs Büyükelçilik Yasası’ diye bilinen kararın sonucudur yani yeni değildir. O tarihten bugüne ABD başkanları ‘ulusal güvenlik’ gibi bir gerekçeyle bu kararı uygulamıyorlarsa da buna karar verilmiş olması başlı başına sorundur.

İsrail bu coğrafyadaki ‘din devletidir’ ve militarist işgalci bir devlet örgütlenmesine sahiptir; bu yapısı muhtelif Batılı ülkelerce sorun edilmemekte hatta açıkça desteklenmektedir. Bunlar arasında ABD’nin verdiği maddi ve siyasi destek sayesinde her türlü hukuksuzluğu pervasızca uygulamayı kural haline getirmiş bulunduğu açıktır. Bu politik tavrın, benim üzerinde durduğum en önemli neticesi, barışı bölgede imkânsız kılmasıdır ki bu, İsrail’de yaşayan Yahudilerin de var olmalarının meşru zeminini yok eden bir siyaset demektir. Başka bir halkı, yani Filistinlileri vatansız bırakarak ellerinden alınan topraklarda ‘devlet olmasına’ hiç kimse rıza göstermez; bu ancak zorbalık devam ettiği sürece mümkün olan bir durumdur ki, zorbalığın bitişi bunun da sonu olacaktır.

Gelecek ne söyler?

“O halde, sadece Kudüs’ün başşehir olarak ‘işgal’ edilmesine değil, Filistin’deki bütün işgale karşı çıkmak her şeyden önce burada yaşamak isteyen Yahudilerin de en önemli meselesi olmalıdır. Bölge barışından bahsetmeyi anlamsız olmaktan çıkaracak temel husus İsrail’i siyasi bakımdan yayılmacı terör devleti olmaktan caydıracak uluslararası bir siyasetten, bir kamuoyu baskısı yaratmaktan geçmektedir.”

Burada üzerinde yeterli miktarda duramayacağımız meselenin aslını oluşturan husus ise Batı sisteminin, Ortadoğu’daki hegemeonyasını (bunu yüz yıllık enerji kaynaklarını sömürme politikası olarak tanımlamak da mümkündür) ömrünü doldurmuş olmasına rağmen hâlâ sürdürmeye çabalamasıdır. Çelişki şuradadır, küreselleşme süreci bütün coğrafyayı petro-dolarlarıyla finansallaşmaya, insanlarını eğitime, küresel ilişkilere açmaya götürürken, sosyal yapıyı kendi içinde farklılaşmış toplumsal tabakalara ve ticaret yoluyla dünyaya açmıştır. Türkiye’nin yükselmesinin benzer dinamiklerle şekillendiğini düşünürsek, böyle bir coğrafyada ‘eski emperyalist siyasetin’ çelişkileri daha iyi anlaşılacaktır. Burada ne ABD’nin siyasetinin başarılı olması ihtimali ne de İsrail’in işgalci ‘terör devletinin’ geleceği olabilir!

<p class='MsoNormal'>Dizi; Deli Yürek ve Kurtlar Vadisi projelerini hayata  geçiren Osman Sınav imza

Yeni 'Kurtlar Vadisi' olmaya geliyor! Yalnız Kurt'un konusu ve oyuncuları neler?

Türkiye'nin en yüksek barajında geri sayım başladı!

Tahtaköprü Barajı'nda korkutan görüntü! Su seviyesi yüzde 2'ye düştü

Milli Deniz Topu'nun test atışı gerçekleşti! Tam isabetle vurdu