• $13,4842
  • €15,2533
  • 800.512
  • 1945.07
5 Ocak 2017 Perşembe

Ekonomide operasyon mu var?

Ekonomi sadece ekonomik olanla açıklanamayacak nitelikte olduğu içindir ki daha kapsayıcı olan ekonomi-politik kavramını tercih etmek uygun olacaktır. Ekonomik rasyonalite ekonomik davranışı açıklamaya yetseydi doğrusu işimiz çok daha kolay olurdu. Bu bakımdan ekonominin zaman zaman operasyonlara maruz kalması uluslararası politik mücadelenin araçlarından biri olması şaşırtıcı sayılmamalıdır.

Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu sürecin iktisadi ve siyasal boyutlarını ortaya koymaya çalışırken yapısal olanla konjonktürel olan arasındaki ilişkileri belirlemeye çalışarak, ekonominin dış ticaret hadleri, yabancı para ihtiyacı, dış borç ve cari açık ilişkileri üzerinden bir müdahaleye maruz kalabileceğini bu yönde yapılan veya yapılacak operasyonlara karşı yeni bir stratejik tutum belirlenmesi gerektiğinin üzerinde duruyorum. Nitekim hükümetin açıkladığı bir dizi karar ve politikalar bu yöndeki ‘operasyonel girişimlere’ karşı bir direnç oluşturarak ekonominin büyümesinin sürdürülebilir olmasına katkı yapacak uygulamalardır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı dış ticaret başta olmak üzere bütün kamu alacaklarının, ihalelerin ve özelleştirme gelirlerinin milli parayla yapılmasına dönük hamleler, sadece dolardaki dalgalanmalarla sınırlı kalmayarak, uzun vadede de etki yapacak yeni bir yaklaşım olarak üzerinde durulması gereken bir konudur.

IMF neye yarar?

Cumhurbaşkanı’nın ‘ülkemizi yeniden IMF’in kucağına atmak istiyorlar’ uyarısı tam da bu bağlam içinde anlamlıdır; çünkü Türkiye IMF programlarının cenderesinden çıkınca hamle yapma, üç yüz milyar dolarlık ekonomik büyüklükten, sekiz yüz milyar dolarlara doğru yükselme fırsatı elde etmiştir.

Bazıları ‘IMF dediğiniz nedir ki, ihtiyacınız varsa gidersiniz ekonominizi yeniden yapılandıracak kredileri verir veya almanızı sağlar, size bir reçete sunarak ekonominizin düzelmesine yardım eden bir kurumdur, bunu bir komplo nesnesi haline getirmemek gerekir’ diyorlar. IMF, Dünya Bankası, DTÖ gibi kurumları böyle saf bir şekilde değerlendirmek oldukça sorunludur, çünkü bu kurumlara müracaat etmiş bunların reçeteleriyle neredeyse iflas etmemiş bir ülke ekonomisinden bahsetmek oldukça güçtür. “IMF ve diğer ikiz kardeşleri neo-liberal süreçte bütün milli ekonomileri Batı’ya bağımlı kılıp, Batı hegemonyasının yoğunlaştırılması amacıyla hareket etmişlerdir. Türkiye’nin IMF kıskacından çıkmasının yarattığı öfkeye buradan bakmak anlamlı olacaktır.”

Dünya ekonomilerinde yaşanan son büyük krizin etkilerinin Batılı ülkelerin toparlanmasına bir türlü fırsat vermemesi, şimdilerde dolar fiyatlarındaki dalgalanmalarla birlikte yine o tartışmayı gündeme getirmiştir. Yıllardır tekrarlana tekrarlana neredeyse doğru kabul edilen ‘ekonomi görünmez ele bırakılsın ki her şey kendiliğinden doğru dürüst işlesin, ekonomi yolunda gitsin’ türünden bu sloganı henüz kimse unutmamıştır.

Demokrasinin eli ve piyasa

Hatta bu görüşü savunanların ekonomide ‘düzenleyici bir elin olmaması gerektiğini’ savunurken sık sık demokrasiye referans vererek bir de demokrasiden söz etmelerine ne demeli! Bizim ülkemizde siyasal liberalizm ile ekonomideki neo-liberalizm arasında var zannedilen bağ aslında gerçekte tamamen tersine bir şekilde işlemektedir. ‘Neo-liberal piyasacılık’ anlayışının temelinde ‘birey sadece sermayeyi kontrol ederek piyasa üzerinde güç sahibi olan kimselerdir’ anlayışı bulunmaktadır ki, bu yolla sadece siyasi tercihte bulunan demokratik sürece katılan insanların tercihleri değil, pazardaki tüketicilerin bireysel tercih haklarının da bu güç sahipleri tarafından ortadan kaldırılması işten bile değildir.

“Demokratik sistemlerde devlet düzenleyici bir mekanizma olarak, ortaya çıkan dengesizliklere hem siyasi alanda hem de ekonomik alanda müdahale ederek demokrasinin işlevlerini yerine getirmektedir. Yaşanan sorunların temelinde dar anlamda neo-liberal ekonomi politikaları, geniş anlamda neo-liberal küreselleşme vardır.” Bunların yarattığı krizlerin derinleşmesi bir dönemin sonunu göstermektedir. Türkiye bu süreçte demokrasisi güçlendikçe bunu piyasaya yansıtan bunu yaptıkça da sorun çözme kabiliyetinin arttığını gören bir ülkedir.

<p>İstanbul Ticaret Üniversitesi Ulaştırma Sistemleri Uzmanı  Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı araç içinde

Yolda kalan sürücüler araç içinde ne yapmalı?

256 yaşında ölen adamın sırrı açıklandı!

Rusya'nın en korkutucu köyü! Kimse gitmeye cesaret edemiyor

Akbabalar evcil köpeklerin peşine düştü! Korku dolu anlar