• $8,4136
  • €9,9873
  • 489.264
  • 1408.81
14 Mayıs 2014 Çarşamba

Demokrat olmak zor mu?

Kolay olmadığını almamak için, çok uzağa gitmeye gerek yok. Adamlar konuşmaya başlayınca sık sık “hukuk devletinden, çağdaş dünyadan, çağdaş uygarlıktan” söz ederek konuşuyorlar. Hatta “gerçek demokrasi” bizim istediğimiz gibi olan yönetim şeklindir, anlamına gelecek bir biçimde konuşurken de ‘seçimlerin, seçilmişlerin, Meclis’in hiçbir işlevi olmasın’ içeriğinde bir söylemi seslendirdiklerinin dahi farkında değiller. Bu sebeple zaman zaman dönüp “biz demokrasiye karşı değiliz, gerçek bir demokrasi istiyoruz” demekten de kendilerini alamıyorlar.
Türkiye’nin resmi söylemi içinde yetişmiş, resmi eğitimin benimsettiği ölçüde, sıkı ya da gevşek bir biçimde resmi ideolojiyi içselleştirmiş olanların temel sorunu, bu ideolojinin parametreleri içerisinde normalleştirilmiş bir siyaset anlayışında, hatta olması gereken veya ideal olarak gördükleri, bir toplum anlayışında toplanmaktadır.

Demokrasi karşıtı zihniyet

Bu anlayışa göre, Meclis ve Meclis’te temsil edilen başta hükümet olmak üzere, bütün siyasi topluluklar, partiler devletin kurumsal yapısını ve elbette ki dayandığı ideolojik anlayışı benimseyip, onun çerçevesinin dışına taşmak şöyle dursun, onun gereklerini yerine getirmelidirler.
Bu anlayışa göre din camiden dışarıya çıkarılmamalı mümkün olduğu ölçüde muhafazakâr insanlar kamusal alanda varlık dahi göstermemelidirler.
Yine bu anlayışa göre toplumun çoğunluğu, kendi kimliğiyle Selçuklu-Osmanlı geleneği arasında irtibat kuruyor bütün ” laisist devrimlere” rağmen İslam’la bağlarını koruyorsa, hatta muhafazakâr-sağ partilere oy vermeye devam ediyorsa, onların siyasete katılmasının önü alınmalıdır. Bu anlayışa göre devletin kuruluş felsefesi tek parti döneminde şekillenmiş ve 1961 Anayasasıyla en mükemmel şeklini almıştır.
Devlet, bir MGK devleti olsa da, anayasal kurumlar denilen bütün kuruluşlar ‘devleti Meclis’e karşı dokunulmaz bir kurum’ haline getirmekle yani “demokrasi yoluyla idare edilen bir devlet” olma ihtimaline karşı korumakla “güvence altına almak” üzere örgütlenmiş olsa da, egemen söylem üzerinden bakınca, bütün bu ucube yapıda bir problem görmemek alışkanlık eseridir. İdeoloji bu çarpıklıkları normalleştirmiş olmaktadır.

Demokrat olmak

Demokrat olmak zor mudur? Öncelikle bu ideolojinin demokrasiye karşı örgütlenmiş devlet elitlerinin ideolojisi olduğunu görmeyip, bunu benimseyerek bu anlayışla siyaset yapıldığı zaman demokrat olmak zordur.
Türkiye’de demokrat olmak zordur, çünkü devlete karşı toplumu; topluma karşı sivil yapıları, toplumsal farklılaşmaları, çoğulcu bir kültürü, örgütlü-örgütsüz bütün sivil yapıların kamusal alanda var olma hakkını savunmanın bedeli olduğu bir siyasal kültürden gelinmektedir. Demokrat olmak hiç de kolay değildir, çünkü bireyin içinde bulunduğu toplumsallıklara rağmen kendi varlığını ve farklılığını ifade etmesi, kendisini muhtelif biçimlerde gerçekleştirme iradesine ve taleplerine karşı önüne çıkan engelleri aşması kolay değildir. Bu durumda bireyin önüne iki yol çıkmaktadır. Ya özgürlüklerini savunmak ve bireyselliğine sahip çıkmak ya da içinde yer aldığı toplumsallığa yani kabileye, cemaate, zümreye veya sınıfa ve onların kolektif ideolojisine, zihniyete hapsolmak. Birincisi zordur komformizmi kırmanın maliyetine katlanmayı gerektirir, İkincisi ise özgürlükten kaçmayı gerektirir.
Kısaca vurgulamak gerekirse, Türkiye’de esas sorun demokratik bir zihniyeti benimseme, onu içselleştirme ve anti demokratik yapılara o yapılar içerisinde örgütlenmiş “tahakküm geleneğine” karşı mücadele etmeyi zorunlu kılmaktadır.

<p>Türkiye'nin gurur kaynağıydı. Pek çok başarılı işe imza attı. Ama nasıl olduysa 'Türk Hava Kurumu

Türk Hava Kurumu nasıl batırıldı?

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor