• $9,5956
  • €11,172
  • 556.833
  • 1472.73
24 Ağustos 2017 Perşembe

Demokrasi, kutuplaşmaları uzlaşmaya götürür

Türkiye’nin giderek ‘kutuplaştığı’ söyleminin, zaten var olan ve tarihsel derinliği olan bir kutuplaşmayı hatta bölünmeyi en azından görmezden geldiğinin daha önce altını çizdim. Türkiye’deki kutuplaşmaların meydana getirdiği bölünmeler, bir yanda devleti ‘Batılılaşma ideolojisi’ ile kontrol altına alan, devlet vasıtasıyla siyasal bir tahakküm kuran ‘Batıcı aydın/bürokratik elitler’, öbür tarafta ise ‘muhafazakar halk ve yerli aydınlar’ şeklinde ortaya çıkmıştı. Bu meseleyi farklı kavramlarla ele alan muhtelif düşünürlerden bahsedilebilir, fakat burada sadece Küçükömer Hoca’nın olayı ‘Batıcı/laik elitler’-‘doğucu/İslamcı halk’ diye tasnif ettiğini hatırlatmak isterim.

“Milli Mücadele başta olmak üzere, Birinci Meclis’in kompozisyonu hatta Cumhuriyetin demokrasi arayışları olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası, Serbest Fırka süreçleri, İmparatorluğun siyasal bölünmelerini çözmeye dönük bir uzlaşma imkânı olmasına rağmen, bunların akim kalması, bu kutuplaşmaların Cumhuriyet döneminde de derinleşerek devam etmesine sebep olmuştur.”

Özetlediğim tablo; bize kutuplaşmadan uzlaşmaya giden yolların demokrasiye geçilemediği için kapandığını söylemektedir. Şimdi soru şudur: Kutuplaşmanın AK Parti döneminde yükseldiği hadi açık söyleyelim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir ‘kutuplaşma siyaseti’ izlediği iddiası ne anlama gelmektedir.

Kutuplaşmadan çatışmaya

Bu konuda söylenmesi gereken hususlar vardır; bu iddianın bir siyasal hatta kültürel tahakküm biçiminin sürgit devam etmesini isteyen bir anlayışı dile getirdiği açıktır. “Türkiye’de Batıcı ideoloji üzerinden devleti topluma karşı bir saldırı aracına getirdikçe kendi konumlarını güçlendiren kadroların ‘anti-demokratik siyaset geleneği’, Türk toplumunun modernleşme süreciyle yaşadığı ekonomik kalkınma, üretim yapısının tarımdan sanayiye dönüşümü, toplumsal hayatın belirleyici konumuna gelen şehirler ve özellikle bu olayların neticesi olarak güçlenen orta sınıflaşma gibi sosyal dinamikler tarafından tehdit edilmeye başlamıştır.”

Bir anlamda siyaset sürecinde anti-demokratik yapı, toplumdan yükselen yeni sosyal güçlerin siyasal talepleriyle karşılaştıkça çelişkileri artacak, Türkiye demokratikleşme sürecinde ilerlemeye devam edecektir. İşte, sorun burada ortaya çıkmaktadır. Devlete egemen olan siyasi anlayış, bu sivil dinamiklerin değişim taleplerini reddederken ‘toplum kutuplaştırılıyor’ iddiasına sarılmaktadır. Kısaca tek kutuplu, monolitik tarihsel iktidar yapısının, demokratikleşme süreciyle değişime uğratılmasını ‘kutuplaşma’ diye takdim etmek doğru değildir; doğrusu ‘tarihsel iktidar blokunun tek kutuplu yapısının’ değişimidir ve onun sancılarıdır.

Bütün bu değişimler yaşanırken sivil hayatta ortaya çıkan farklılaşmalar, demokratikleşme süreci elbette tek partili dönemin uygulamaya soktuğu kurumlarda da değişmelere sebep olacaktır. Bunları ‘Cumhuriyetin kurumları değiştiriliyor’ diye takdim etmek yanlıştır, çünkü hukuk devleti olmanın şartı ‘demokratik değerlere’ bağlı kalmaktan geçmektedir.

Çatışmayı aşmak

Mesela, ‘laiklik ilkesi’ demokratik sistem içinde, hukuk devletinin inanç ve düşünce özgürlüklerini temellendirirken, anti-demokratik gelenek içinde dine, inançlara hatta düşüncelere müdahale aracı haline getirilmiştir. Türkiye bugün modernleşme sürecinde aldığı mesafeyle olduğu kadar demokratikleşme süreciyle, seküler ve dini-sivil hayatların hukuk devleti tarafından teminat altına alınmasıyla da İslam coğrafyasında farklı bir yerde durmaktadır. Bu bakımdan demokratikleşme sürecinin kutuplaşmaları uzlaşmaya dönüştürecek bir imkân ve diyalektik bir işlevinin olduğunu anlamak gerekir.

Bu aşamada, demokrasi içinde meydana gelen siyasal mücadelelerin uzlaşma kültürüne katkı yapacak bir özene sahip olmasından elbette bahsedilebilir. Siyasette ‘uzlaşmacı dili’ kullanmak, siyasal çatışmaların kutuplaşma yerine ‘müzakere edilebilir’ olmasına katkı yapacaktır ki bunun ilk şartı karşıtlık ekseninde üretilen ‘çatışma dilini’, ‘siyasi mesaj/siyasi anlam’ taşıyan bir dile dönüştürmekten geçmektedir. Bu, tarihsel kutuplaşmanın demokrasi içinde aşılmasının da yoludur. Bugün gelinen yer tam da burasıdır.

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi

Kuraklık nedeniyle Van Gölü'nde yeni adacıklar ortaya çıktı

NBA tarihinin en iyi 75 oyuncusu açıklandı! İşte listede yer alan isimler