• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
14 Ağustos 2017 Pazartesi

Sistemin son günü

Olayları arka arkaya sıralayalım ve düşünelim… Brezilya’da seçilmiş devlet başkanı düşürülüyor, Venezuela’da Chavez’e akılalmaz saldırılar başarısızlığa uğratıldıktan sonra Başkan Chavez’in ölümünden sonra yerine seçilen Maduro’nın nefes dahi almasına fırsat bırakmayan adeta taarruz şeklindeki saldırılar yükseliyor. Bunlar, ABD’nin Latin Amerika’sında kendi iradesinin dışındaki gelişmelere nasıl tahammülsüz olduğunu göstermektedir. Sadece Latin Amerika’da mı?

“Afganistan’dan, Yemen’den gelmeye devam eden katliam haberleri, dökülen kan, Körfez ülkelerinde yaşananlar, Katar ambargosu, Pakistan’ın seçilmiş başbakanına yargı darbesi, Kuzey Irak’ta bölünme provası, Suriye’de PKK/PYD üzerinden terör devleti kurdurma girişimi, FETÖ darbe teşebbüsü, Türkiye’ye yönelik saldırı ve tehditler…” Ya Suriye, Libya ve Irak’ın durumu? Bunlar yetmezmiş gibi Kuzey Kore, Çin ve Rusya ile Batı sisteminin patronajı arasında yaşanan gerilimin tırmanması… Bütün bunların tesadüf olması ihtimali ne kadardır dersiniz? Uluslararası sistemde yaşanan değişim sancısı giderek büyümektedir.

Sistem nereye

“Batı sistemi erken yaşlandı diyebiliriz. İmparatorluklar çağında önce Roma’nın yüz yıllarını, Osmanlı döneminin altı yüz yıllık dönemini göz önünde tutarsak yaklaşık iki yüz yılda Batı sisteminin sonunun görülmesi, elbette kısa bir süre sayılabilir.” Kapitalist Batı sisteminin tahakkümünün başladığı ilk dönemin mutlak hâkim gücü İngiltere’dir. Sömürgecilik çağının kapanıp, emperyalist sürecin yükselişiyle birlikte kapitalist dünyanın lideri ABD olmuştur ki, bu ülkenin ‘sistemin patron koltuğuna’ oturması için ikinci savaşın eski uluslararası sistemi geçersiz kılması yeterli olmuştur.

Kısaca belirtmek gerekirse Batı sisteminin patronajının ABD’ye geçmesi bir anlamda emperyalizmin kurduğu ilişkilerin neticesidir. Bu ilişkiler içinde savaşın fonksiyonu emperyalizmin yapısal mekanizmalarını yerleştirmek için yol açmak şeklinde tanımlanabilir.

ABD emperyalist süreçte karşısına çıkan, sorun çıkaran güçleri ‘bölüp, parçalayıp, yönetmeyi’ başaran ‘emperyalist bir savaş stratejisini’ uygulayagelmiştir. “Bu sürecin diğer bir özelliği ise sisteme sokulan ülkelerin dünya ekonomisiyle yani dünya kapitalist sistemiyle farklı düzeylerde bağımlılık ilişkileri kurmalarıdır. Bir bakıma sisteme katılmak, kapalı ekonomileri kapitalist sürece katmaktır. Bu yüzden Batı sistemi içinde savaşların bir rolü de savaşa girilen, açıkçası savaş açılan ülkeyi belli düzeylerde bağımlılık ilişkisine mahkûm etmesidir.”

Kaçınılmaz son

Şimdi yeni bir çağ yaşanmaktadır. Üstelik bu yeni süreç bir planın, bir senaryonun sonucu olarak değil, dünya sisteminin kanatları altında ortaya çıkmıştır. Küreselleşme diye ifade edilen dinamikler aslında önce derinden Sovyetler Birliği’nin altını oyarak, dünya sistemine eklemlenmiş fakat farklı özellikleri barındıran bu ‘siyasal ekonomiyi’ tasfiye etmiştir ki sürecin bundan sonra daha hızlanarak aktığı açıktır.

“Şimdi sıra Batı sistemindedir; küresel dalgalar sistemin bütün kalelerini şimdiden sarsmaya devam etmektedir fakat Batı sisteminin bunlara verdiği cevaplar sarsıntının durdurulmasına yetecek nitelikte değildir. Sistem eski usul cevaplar vermeye, bölgesel savaşlar çıkarmaya, böl-parçala-yönet taktikleri uygulamaya çalışmaktadır fakat bölüp parçaladıklarında ortaya ‘yönetim’ değil ‘kaos’ çıkmaktadır.” Durum ortadadır: Batı sistemi, küresel sürecin yarattığı uyarıcı etkilere, ülkelerin sistemin periferi/ yarı periferi ilişkilerini tasfiye etmeye dönük dinamiklerine karşı, gerici bir konumda kalmıştır; bunlara eski yöntemlerle cevap verdikçe kendi krizini kaçınılmaz olarak büyütmektedir.

Bugünkü tablodan şunu söylemek kehanet sayılamaz. “Emperyalizm döneminde savaşlar, Batı sistemine yeni bağımlılık ilişkileri üretip sistemi büyütürken, bugün savaşlar Batı sisteminin krizini derinleştirmekte, sistemsel değişimi hazırlayan bir rol oynamaktadırlar. Bu durumda ABD’nin, Kuzey Kore veya bugün ihtilaflı olduğu herhangi bir güç merkeziyle savaşa girmeye kalkması sistemin son gününün habercisi olacaktır.”

<p>Futbol, sahaları aşıp evlerimizdeki televizyonlara, günlük  aktivitelere ve tabi ki son olarak oy

Neden PES Atarız?

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi