• $ 7,8964
  • € 9,3056
  • 484.531
  • 1205.37
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Darbecilerin beyni farklı mı?

Bu ülkede darbe tartışmaları neden bitmez? Cevabı açık olan bir sorudur bu; eğer darbe beklentisi içinde olanlar, darbe heveslileri ya da darbe severler varsa, darbecilik geleneği varsa bu tartışmalar kolay kolay bitmeyecektir. O zaman soruyu yeniden sormak gerekmektedir: Darbe heveslileri, darbeden çıkar umanlar ve ya siyaseti darbe gölgesinde yapılacak faaliyet olarak görenler neden vardır?

Bu soruları çoğaltmak mümkündür fakat 21. Yüzyılda, Türk modernleşmesi artık 60’lı, 70’li yılları bir tarafa bırakın, 2000’li yılların siyasal ve kurumsal hastalıklarını bile demokratikleşme reformlarıyla, kaydettiği toplumsal ve ekonomik gelişmelerle aştığı, geride bıraktığı halde neden darbeden medet umanlar bunu göstermekten, belli etmekten utanmazlar, neden hala ortadadırlar. Bütün bunların sebebi, bu darbeci takımının beyin yapılarıyla ilgili olabilir mi?

BANA DARBECİNİ SÖYLE

Eğer Türkiye’de 27 Mayıs darbesinden başlayıp, 12 Eylüle ve diğer darbelere, nihayet 15 Temmuz darbe girişimini yapan alçaklara kadar uzanan güruhun, darbecilerin beyin yapıları laboratuvar ortamında nörolojik olarak incelenseydi ortak bir yapısal problem bulunabilir miydi?

Sanmıyorum, insan davranışlarının nörolojik/genetik olmadığı daha doğrusu biyolojisiyle açıklanamayacağı varsayımı bütün sosyal bilimlerin temel kabulüdür. O halde meseleye toplumsal düzeyde analiz edilip açıklanacak bir olay olarak bakmak gerekmektedir.

Bunun anlamı ise açıktır, darbecilik, darbe severlik, darbe beklentisinde olmak doğrudan doğruya ideoloji, zihniyet, siyasal gelenek, mensup olunan toplumsal zümre, sınıf ve bireysel olarak ise kişilik yapısıyla yani sosyal psikoloji ile bağlantılı olarak açıklanması gereken bir konudur.

DEMOKRASİ KORKUSU

Geçtiğimiz günlerde Ana Muhalefet Partisinden bazı yöneticilerin darbeden söz etmesi, Cumhurbaşkanı ve AK Parti yönetimini darbe ile tehdit eden bir yazıyı üstelik ‘solcu’ olduğu söylenen çapsız birinin bir gazetede yazması demokrasi karşıtı bir zihniyet yapısının hala canlı olduğunu göstermektedir. Demokratik değerleri içselleştirmiş toplumlarda, siyasetçilerin, gazeteci, yazar sıfatı taşıyanların darbeye ümit bağlaması durumunda ‘burada demokrasi düşmanı faşizan bir zihniyet var’ diye herkesin ayağa kalkması beklenirken; ne yazık ki Türkiye’de hala bu faşizan zihniyetin temsilcisi siyasetçilere ‘sosyal demokrat’; gazetecilere ise ‘solcu’ muamelesi yapılmaktadır.

Batılı istihbarat örgütlerinin Türkiye’yi istikrarsızlaştırma faaliyetlerinin ‘solcu/devrimci’ gibi kavramlarla kolayca maskelendiğini düşünürsek darbe sevicilerin aynı zamanda kimlerle yan yana durduğunu da kolayca görebiliriz. Benzeri bir şekilde, zaman zaman ‘ulusalcı’ ya da muhtelif kılıkta ‘sağcı’ diye taktim edilenleri de unutmamak lazımdır; nitekim 15 Temmuzun alçakları tam da bu rolü üstlenmişlerdi. Kısaca şunun altını çizelim, bu coğrafyada yaşamanın bedeli güçlü bir devleti, bu ise güçlü bir demokrasiyi gerektirmektedir. Bu millet darbe severlere karşı nasıl cevap vereceğini ortaya koymuştur; heveslenenler varsa gelsinler bakalım.

Vedat Bilgin Diğer Yazıları

Bir asır

23.04.2020

Corona politik

20.04.2020

Başkan Erdoğan'dan Ersin Tatar'a tebrik telefonu

Başkan Erdoğan'dan Ersin Tatar'a tebrik telefonu

Kilosu 800 liraya satılan çam fıstıklarının hasadı

Kilosu 800 liraya satılan çam fıstıklarının hasadı başladı

Başı beladan kurtulmayan hayvanlar

Başı beladan kurtulmayan hayvanlar

Balık pişirirken yapılan hatalara dikkat!

Balık pişirirken yapılan hatalara dikkat!