• $8,2782
  • €10,0194
  • 482.865
  • 1427.73
21 Şubat 2019 Perşembe

Çağ değişimini anlamak

Çağ nasıl değişiyor? Şimdi neredeyse herkesin ‘Endüstri 04’ten bahsettiğini görünce ister istemez aklımıza ‘sanayi çağını’ kaçırmış bir ülkenin insanlarının sanayide yaşanan bu yeni dönemi önemsediklerini düşünüyoruz daha doğrusu böyle bir hassasiyetin oluştuğunu ümit ediyoruz.

Geçtiğimiz günlerde Abdülhamit Han ölümünün yüz birinci yıldönümünde anıldı. Tarihimizin en sorunlu bir zaman kesitinde hükümdar olan İkinci Abdülhamit yakın tarihin en tartışmalı şahsiyetidir. Onu kendi zamanının şartları içinde yaptıklarıyla, takip ettiği siyasetle ele almak; objektif olarak somut tarihsel durum içinde analiz etmek gerekir. Türk modernleşme tarihi açısından Abdülhamit hanın ayrı bir yeri olduğunu bunun da onu sanayi çağının yükselişi karşısında İmparatorluğu ayakta tutacak politikalara götürdüğünü tespit etmek, görmek gerekir.

SANAYİ NEDİR!

O dönem uygulamaya sokulan çok önemli projelerden biri teknik eğitimin kapsamlı bir şekilde devreye sokulması, mühendislik okullarının açılmasıdır. Teknolojinin diline hâkim olmadan sanayi kurmak belki mümkün olabilirdi fakat onu sürdürmek, üretimi devam ettirmek mümkün olmayacağı için teknik eğitim bir mecburiyetti. İkinci bir mesele ise demiryolu yapımıdır. Abdülhamit Han demiryolunu iki sebepten önemsemiştir ki birincisi askeri bakımdan hareket kabiliyeti sağlaması diğeri ise ekonomik bakımdan kaynakları harekete geçirmesidir. Fakat geç kalınmıştır!

‘Sanayi çağı’ denilen büyük olayın dünyada nasıl bir değişim yarattığını, toplumları nasıl değiştirdiğini en iyi anlaması gereken toplumlardan biri Türk toplumudur. Bu çağ başlamadan önce dünya üzerindeki en güçlü en uzun ömürlü imparatorluklardan birine sahip olan Türklerin, on dokuzuncu yüz yıldan itibaren nasıl derin bir kriz yaşadığını ve daha o yüz yıl bitmeden dağılma sürecine girdiğini biliyoruz. Sanayinin gücünü arkasına alan Batı’nın, dünyayı bıçakla ikiye ayırdığı bir tarafta sanayileşmiş zengin ve güçlü ülkelerin yer aldığı, diğer tarafta yoksul ve sömürge ülkelerin bulunduğu, farklı sömürü ve vahşet biçimlerinin yaşandığı yeni bir dönemi başlattığı gözlenmiştir.

YENİ OLAN

Türkiye parçalanmış ve yağmalanmış imparatorluktan bugün üzerinde yaşadığımız topraklarda bağımsız bir devlet kurarak ayakta kalmak için ağır bir bedel ödemiştir. İstiklal Harbimiz, tarihsel birikimin, devlet bilincinin elbette başta Gazi olmak üzere Milli Mücadeledeki liderliğin eseridir; fakat nereden bakarsak bakalım Türkiye yirminci yüzyılı ‘azgelişmiş ülkeler’ kategorisinde yaşamaktan kurtulamamış bir ülkedir. Yirminci yüzyılda ekonomiden toplumsal hayatın her sektörüne kadar gelişmeyi sağlayacak, toplumu harekete geçirecek birçok yol denenmiş, büyük fedakârlıklarla başta alt yapı olmak üzere önemli tesisler kurulmuş, tarımın modernizasyonuyla başlayan kalkınma hamlesi sanayileşmeye dönük projelerle desteklenmeye çalışılmıştır.

Bugün Türkiye kalkınmasında yeni bir aşamaya gelmiştir fakat yeni sanayi dalgasını, yeni teknolojilere dayalı üretim örgütlenmesini gerçekleştirmeden çağın yakalamak orada iddialı olmak mümkün değildir.

<p>AK Parti tarafından 'CHP yalan üretim merkezi' adıyla yayınlanarak '128 milyar dolar nerede?' tar

CHP'yi sarsan çizgi film: İlham kaynağı Muharrem İnce

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı