• $8,4705
  • €10,2921
  • 501.151
  • 1441.33
18 Şubat 2019 Pazartesi

Dünyanın dengesi nasıl değişti veya Soçi’yi anlamak

Yüz yıl önce İmparatorluğu parçalanıp tarih sahnesinden tasfiye edildiği düşünülen Türkiye ile yine yaklaşık yetmiş yıllık Soğuk Savaşın başaktörü Rusya o dönem karşı kutuplarda yer almalarına rağmen bugün nasıl bir araya gelerek Batı’ya rağmen ortak bir siyaset takip etmektedirler? Bütünüyle Batı sisteminin kontrolünde olan, yapay bir ‘şahlık rejimiyle’ ABD’nin kuklası konumundaki İran, İslam Devrimi’nin kırkıncı yılında bu ittifaka nasıl katılmıştır?

Bütün bu sorular, aslında yaşadığımız dünyanın bütün dengelerinin bozulduğunu yeniden kurulmaya çalışıldığının cevabını içerisinde saklamaktadır. Soçi zirvesi, görünürde sadece Suriye ile ilgili bir mesele gibi durmaktadır fakat Suriye’nin kendisi, bu ülkede yaşananların hepsi sadece Suriye ile ilgili olmadığı içindir ki bu zirve de başka bir olaya işaret etmektedir.

DOĞU’NUN UYANIŞI

Sorunun Batı sisteminin Türkiye ile olan ilişkilerini kurulduğu gibi devam ettirmedeki ısrarıyla başladığını söyleyebiliriz fakat sadece bu değildir. Elbette Türkiye’de yaşanan değişmeler, Türk ekonomisinin Batı’yla ve dünyanın başka coğrafyalarıyla kurduğu ilişkilerin başka bir aşamaya geçmesi; devlet yapısında yapılan reformların meydana getirdiği demokratikleşme süreci, toplumsal değişmelerin ortaya çıkardığı yeni toplumsal güçler Batı’yla olan ilişkilerin eski yapı içinde yani ‘bağımlılık ekseninde’ sürdürülmesini imkânsız hale sokmuştu. Türkiye değişirken, Rusya’nın, Hindistan’ın, Çin’in Uzak Asya’nın yaşadığı değişmeleri gözden kaçırmadığımız zaman, değişimin küresel ölçekte bütün eski dengeleri sarsacak şekilde yaşandığını anlamak daha kolay olacaktır.

Doğu’nun uyanışı, Batı sömürgeciliğinin getirdiği tortuları atmasıyla başlayıp, ekonomide, teknolojide, bilimde, toplumsal hayatta yeniliklerin artışıyla devam etmektedir. Kesin olan şudur ki Batı’nın çıkarlarına göre kurulmuş dünya dengelerini sürdürmek artık mümkün değildir.

BÖLGENİN İRADESİ

Türkiye, Rusya, İran ittifakının Suriye konusunda başarılı olması, giderek bölgesel bir işbirliğinin daha önemlisi bölgesel barış ve istikrarın yayılmasının imkanlarını ortaya çıkaracaktır. Bölgesel çatışmaların, terörün kaynağında hangi sebepler bulunursa bulunsun, sorun bunlar üzerinden terör örgütlerinin yapılanması ve bölge ülkelerinin terörle istikrarsızlaştırılıp, Batı’nın müdahalelerine açık hale getirilmesidir. Dolayısıyla bu ittifak, Batı’nın Ortadoğu’ya yönelik müdahalelerin nasıl etkisiz hale getirileceği konusunda da öğretici olacaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirvede ortaya koyduğu hedefler, bütün terör örgütleriyle mücadeleyi ve bölgenin terörden temizlenmesini; sivil halk için güvenli bölgenin oluşturulmasını ve elbette Suriye’nin toprak bütünlüğünü kapsamakta ve bu ülkenin geleceği için yeni bir siyasal yapının kurulması için Anayasa Komitesi’nin oluşumu gibi hususları amaçlamaktadır. Bu görüşlerin zirvenin esasını oluşturmuş olması anlayış birliğinin derinleştiğinin ifadesidir. Uluslararası siyasette yeni dengenin ağırlık noktalarından biri birlikte inşa ediliyor, farkında mısınız?

<p>Bedir Acar: </p><p>'Kur'an'da iki yerde geçen ve Hz. Ya'kūb'un ikinci adı veya lakabı olan İ

Vicdan öldüğünde geriye ne kalır?

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi