İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 4.0673
  • 4.9908
  • 174.45
  • 110.932

Batı ve Türk dünyası

Sakın yazılanları bir casusluk hikâyesinden alıntı diye düşünmeyin. Batı Türk dünyasıyla Türkiye arasında kurulmaya çalışılan ilişkileri, doğrudan Batı sisteminin kurumlarıyla birlikte hareket eden onların servisleri tarafından devşirilmiş olan devlet içindeki adamlarla birlikte etkisiz hale getirip bu coğrafyaya kendisi yerleşmiştir.

“Özbekistan’da o zamanki devlet başkanı Kerimov’a karşı darbe planını, Azerbaycan’da Aliyev’e karşı hazırlanan darbeyi planlayan Batılı servislerin uygulayıcıları arasında devşirmeler ve gönüllü Batı sömürgesi zihniyetli adamlar yer almıştı. Bu operasyonlarda Özbekistan’da yapmak istediklerini yapıp Türkiye’yi suçlayarak neredeyse yirmi yıl bu coğrafyadan uzaklaştırmayı başarmışken Azerbaycan’da Demirel’in ve Aliyev’in önceden hareket etmeleriyle bu ihanet planı önlenebilmiştir. Ya diğer ülkelerde neler olmuştur?”

1990’ların başında büyük bir coğrafyanın Türklerin önüne açılacağını kimse beklemiyordu; hatta o zamana kadar Sovyetler Birliği’nin bir gün çökeceğini ve Türk topluluklarının özgürleşeceğini söyleyenlere Turancılık idealiyle yaşayan, en iyimser ifadesiyle ‘hayalciler’ diye bakılıyordu.

Nerede durduğunu bilmek!

Araştırıldığında arşivlerde çokça rastlanabilecek çizgiler arasında at üstünde başında börküyle elinde kılıç ya da mızrağıyla, sırtında sadak ve okuyla Alpaslan Türkeş beyi karikatürize etmek için yapılmış birçok çizime rastlamak zor olmayacaktır. İşin ilginç tarafı bir yandan Turan, Gökalp’in ünlü şiirinden kalkarak ‘büyük ve müebbet bir ülke’ zannedilirken öbür yandan Sovyetlerin çökeceğini söyleyenler dâhil çöküşün bu kadar hızlı olacağını tahmin edememişlerdir.

Oysa o coğrafyaya gidenler bilecektir ki Turan hayali bir yer değil bir bölgenin yerin adıdır. Bir röportajında Demirel Sovyetler çatırdarken dahi ‘ne oluyor ne olacak’ diye ısrarla soranlara ‘çocuklar bana koskoca Sovyetler Birliği çökecek dedirtmezsiniz!’ diyerek çıkışacaktır.

İşin ilginç yanı devletin de ne böylesine bir değişim tahmini, öngörüsü ne de herhangi bir politik hazırlığı söz konusudur. Sovyetler’in çöküşüyle önce Azerbaycan arkasından diğer Türki topluluklar arka arkaya bağımsızlıklarını ilan edip siyasi tarih sahnesine çıktılar, kendi bağımsız devletlerini kurdular. O toplulukların aydınları veya elitleri üzerinden görünür olarak gerçekleştirilen ilk ilişki ‘Türk Dünyası Kurultayları’ vasıtasıyla olmuştu fakat özellikle Alpaslan Türkeş’in vefatından sonra bu kurultayların sembolik ‘örste demir dövmenin’ ötesinde bir derinlik kazandığını söylemek kolay değildir.

Gelecek ve sorumluluk

Rusya’nın Bağımsız Devletler Topluluğu yapısı içinde yeniden toparlanması, neredeyse tamamında eski Sovyet elitlerinin işbaşında ya da etkin siyasi konumda bulunduğu Türki devletlerin Rusya ile yeniden bir vesayet ilişkisi içine girmesinin ekonomik siyasal kültür bakımından zeminin olduğunu söylemeye dahi gerek yoktur.

Burada meseleyi Rusya ya da Türki topluluklar ekseninde açıklamanın çok fazla anlamının olduğunu söylemek doğru değildir; çünkü Türkiye’nin hem Özal hem Demirel döneminde cumhurbaşkanlarının bütün arzu ve gayretlerine rağmen Türk dünyasıyla ilgili uygulamaya soktukları birçok proje; daha çok içeriden engellenmiş veya yürütülmesinde sorunlar çıkmıştır. Bu sorunların nedenini, yapısal boyutunu devletin ideolojik ve politik olarak Batı ile ilişkilerinin niteliğinde ve Batıcı devlet elitlerinin tavrında aramak daha doğru olacaktır.

“Netice itibarıyla varmak istediğim husus dün altını çizmeye çalıştığım Batı’nın hedefinin ‘Bugün İran, yarın Turan’ olduğu hususudur. Türkiye sadece Ortadoğu’nun, büyük bir coğrafyanın kaderiyle ilgili değil, bütün doğunun geleceğiyle ilgili politik bir mücadelenin merkezindedir, burada ‘mezhepçi etnik hassasiyetlerden’ öteye düşünmek gereğinin sorumluluğu vardır.”

CHP´li vekiller İP´e geçiyor

CHP´li vekiller İP´e geçiyor

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

En Çok Okunanlar