• $8,4565
  • €10,2732
  • 500.624
  • 1441.33
17 Ocak 2019 Perşembe

Amerika ile nereye kadar?

ABD’nin Suriye’den çekilme kararını açıklanmasından sonra ortaya çıkan tablo bir gerçeğe işaret etmektedir. Evet, bir çekilme ‘kararı vardır’ fakat somut bir ‘çekilme planı’ henüz ortada yoktur. Bu planı oluşturmak aynı zamanda ABD’de Ortadoğu siyasetinin yenilenip yenilenmemesi gibi bir konuya gelip dayanmaktadır.

Meseleyi ABD Başkanı Trump’ın davranışına bağlayarak açıklamak ne kadar doğrudur? Bir uluslararası siyaset meselesini ABD’deki Trump karşıtlarının ürettiği politik esprilere dayanarak açıklamak ya da Başkan’ın dalgalı tavrına indirgeyerek anlamak da yetersiz kalacaktır. İşin kurumsal boyutunu, ideolojisini, ABD’deki güçler arasındaki hiyerarşiyi, politik iktidar elitlerinin yapısını dikkate almadan Trump’ın davranışlarını dahi açıklamak yetersiz olacaktır.

ESKİ DÜNYANIN EFENDİLERİ

Meselenin birkaç boyutunu birlikte ele almak gerekir. İlki, ABD’nin yaklaşık İkinci Savaş’tan bu yana yürüttüğü uluslararası düzende kurulu ‘dünya sistemiyle’ ilgilidir. ABD hegemonyası bir anlamda kapitalist ekonominin dayandığı gücün yansımasıdır; ABD ekonomisi dünya sistemi üzerinden politik bir hegemonya kurarken aynı zamanda sermaye hareketleri, hammadde ve pazarların paylaşımı konusunda da bir denetim kurmuş bulunmaktaydı. Sanayi kapitalizminin kitlesel üretim gücü, bunun askeri endüstrilere yansımaları, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumsal araçlarla sağladığı finansal denetim düzeni, ABD siyasetinin önlenemez bir yükselişi olarak görülmüştür. İşte bugün bu düzende ve bunun mekanizmalarında ciddi sorunlar yaşanmaktadır.

Diğer boyutu ise, doğrudan doğruya ABD’nin dünyayla kurduğu ilişkilerin değişmesiyle ilgilidir. ABD Batı sisteminin patronajında dünya ile kurduğu bağımlılık ilişkileri yapısal olarak değişime maruz kalmaktadır. Dün sömürge olan, daha sonra emperyalist bağımlılık zincirine eklemlenmiş ülkeler son çeyrek yüz yılda konumlarını hızla değiştirmeye başlamışlardır. Kısaca Batı sisteminin yaşadığı hegemonya kaybını önlemek, konumunu sürdürmek için askeri güç kullanımı çatışma ve ülkeleri ya da bölgeleri istikrarsızlaştırma siyaseti hegemonya kaybını engelleyemediği gibi, giderek maliyetini de artırmakta sorunu büyütmektedir.

YENİ DURUMU ANLAMAK

Burada ABD kapitalizminin üretim sisteminde, finansal sermayenin yaşadığı değişimler, teknolojinin ve sermaye hareketlerinde ortaya çıkan yeni arayışlar, kaçınılmaz olarak ABD’nin politik iktidar elitlerinin değişimine sebep olduğunu da belirtmek durumundayız. Bu tablo, aslında ABD siyasetinde yaşanan değişim krizinin ifadesi olarak değerlendirilebilir.

Yeni teknolojiler, yeni üretim süreçleri, yeni ekonomi diye ifade edilen yapı ile ‘eski endüstriyel yapılarla’ askeri elitlerin kurduğu ittifakları ve elbette bunların siyaset etme biçimini sürdürmek ne kadar mümkün olacaktır!

Bütün bunlar ABD ve Türkiye arasında kurulan geleneksel ilişki tarzının sürdürülmesinin artık mümkün olmadığını da ortaya koymaktadır. Bunun anlamı açıktır: ABD’nin eski siyasetini sürdürmek isteyenler sadece Türkiye’yi değil bütün Ortadoğu’yu kaybetmeyi göze almak durumundadırlar.

<p>Libya açıklarında batmak üzere olan şişme bottaki 97 düzensiz göçmen, bölgedeki Deniz Kuvvetleri

MSB duyurdu: Mehmetçiğin dikkati faciayı önledi

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, emekli öğretmenlerle çevrim içi bayramlaştı

İşgalci İsrail, içlerinde hamile bir kadınında bulunduğu ailenin tüm fertlerini öldürdü

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi