• $8,6595
  • €10,1397
  • 491.841
  • 1407.46
28 Ekim 2013 Pazartesi

Yeni Türkiye’ye saldırmanın dayanılmaz hafifliği

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş

“Türklüğünden utanan” ama aynı zamanda “Türkçülük” yapan Recep Tayyip Erdoğan. “ABD taşeronu” ama aynı zamanda “Batı’nın yalnız bıraktığı” dış politikanın mimarı Ahmet Davutoğlu. “Suriye’de İran’a karşı savaşan radikal grupları destekleyen” ama aynı zamanda “İrancı” olan Hakan Fidan... 
Bu ifadelerde size de saçma gelen bir şeyler yok mu? Bir süredir bir taraftan dış basında diğer taraftan da içeride muhalif çevreler tarafından dillendirilen ifadeler bunlar. Yeni Türkiye, bazen aynı aktörler tarafından birbirine külliyen zıt iki pozisyona sahip olmakla suçlanabiliyor. 
BDP’ye göre Başbakan Türkçülük yaparak çözüm sürecini dinamitliyor, MHP’ye göre ise çözüm sürecinde irade ortaya koyarak rejimi dinamitliyor. 
Taşeron söylemi BOP saçmalığına vahiy olarak yaklaşan çevreler tarafından dillendiriliyordu. Suriye meselesiyle tekrar elverişlilik kazandı. Sonra aniden Türkiye, “taşeronu olduğu ülkeler tarafından terkedilince yalnız kovboyluğa” soyundu. 

Her tutarsızlık mubah 

Suriye ise bu garabeti zirveye çıkardı. İsrail’in ortaya attığı Hakan Fidan-İran münasebeti, ABD Suriye konusunda İran’ın pozisyonuna yaklaşınca İran karşıtı radikal guruplara destek veren Hakan Fidan söylemine kaydı. 
Tamam anlıyorum, bu iddiaların Bektaşi misali “namaza sarhoşken yaklaşmayın” ayetinin sadece “namaza yaklaşmayın” kısmını okuyan zihniyette bir karşılığı var. Bir deli, bir taş, bir kuyu ve bin akıllı bildiğimiz bir deyim. Kaldı ki her topal atın bir kör alıcısı da vardır. Fakat hiç olmazsa özsaygı gereği biraz tutarlı davranmakta fayda var. 
Tüm bu tutarsızlıkların Türkiye’nin içerde ve dışarıda karşılaştığı en büyük iki meydan okuma olan Kürt meselesi ve Suriye krizi etrafında yoğunlaşması tesadüf değil. Yeni Türkiye’ye bu iki mesele üzerinden gem vurulmaya çalışılıyor. Bu çaba içeride ve dışarıda “garip yatak arkadaşlarını” ortaya çıkarıyor. 

Statükonun kırmızı çizgisi: Kürt meselesi ve Suriye 

Kürt meselesinin çözümünü kendisine “kırmızı çizgi” addetmiş çevreler var. Bazıları için Kürt meselesinin çözülmesi ihtimaline elinden şekeri alınan çocuk misali yaklaşıyor. Şehir veya dağ kadrosundan PKK’lılar, tüm söylemini Kürt meselesi üzerine kurmuş siyasetçiler, şöhretlerini Kürt meselesine borçlu olan yazar-çizerler, çözüm için ortaya koyulan iradenin karşısında çözümsüzlük için güçlü bir karşı irade koyuyorlar. Bazıları ise Kürt meselesi ağırlığından kurtulmuş bir Türkiye’ye ve bunu başaran AK Parti hükümetine kazandıracağı irtifayı hesap edip, çözüme yeni ağırlıklar bağlama peşinde. Niyet Türkiye’yi Kürt meselesi prangasıyla yaşamaya icbar etmek. 
Suriye meselesi de aynı çizginin bir parçası. 32 aydır Suriye meselesini iç siyasette muhalefet yapma aracı olarak seçmiş, popülizmin dibine vurmuş ve ara sıra yalanlara da başvuran siyasi çevreler var. İkinci halka, Suriye’de Türkiye’nin pozisyonunun kuvvetlenmesinin Baas’ın çöküşü manasına geleceğini bilen, Baassever katliam övücüleri var. Bir de Suriye meselesinin Baas’ın tasfiyesiyle çözülmesinin Türkiye’ye kazandıracağı nüfuzu, müesses nizam için bir kâbus olarak addeden statükocu güçler var. Her üç gurup da tüm kağıtlarını Suriye meselesindeki çözümsüzlük üzerine yatırmış ve çözümsüz geçen her günün Türkiye için oluşturduğu maliyetten mazoşist bir zevk alır durumda. 
Orijinal bir şey söylemiyorum çünkü Kürt meselesi ve Suriye’yi bölgesel hesaplaşma ve siyasi güç mücadelesi aracına dönüştürmeye çalışanlar artık herkesin gözüne batıyor. “Bugün de çözüm sürecini bitiremedik”, “bugün de Türkiye’yi Suriye’de devre dışı bırakamadık” diye karalar bağlayanlar artık gözden kaçmıyor. Yeni Türkiye, iç ve dış operasyonlara rağmen kırmızı çizgileri aşmaya çalışıyor. 

<p class='MsoNormal'>Akşam Gazetesi Güneş Eki Haber Müdürü ve Akşam TV  programcısı Yasemin İlan'ın

8. Mood Ödül Töreni'nde Arzum Onan ve Gülenay Kalkan'dan özel açıklamalar

Bodrum'un suyunu karşılayan Mumcular Barajı yüzde 10'luk seviyenin altına düştü

İETT tarihinin aynı hatta çalışan ilk şoför çifti

Van Gölü'nde binlerce yıllık mikrobiyalitler görüntülendi