• $9,5411
  • €11,0828
  • 549.87
  • 1509.2
1 Ekim 2013 Salı

Normalleşme paketi ve normalleşemeyenler

Türkiye sadece kendisi için değil; coğrafi veya siyasi temasa sahip olduğu bölgeler için de kritik olan dönüşümlere sahne oluyor. Kendi iç dinamikleriyle değişebilmenin, dönüşebilmenin ve demokratik olarak ilerleyebilmenin en güzel örneklerinden birisini ortaya koyuyor. Evet, bu dönüşüm sadece Türkiye’deki bir dönüşüme değil, bölgesel bir dönüşüme de işaret ediyor. 
1997’de 28 Şubat MGK kararlarının gündemi belirlediği ve hatta dayattığı bir Türkiye’den, gözlerin 30 Eylül demokratikleşme paketine çevrildiği bir Türkiye’ye doğru evrim bile kendi başına devrim niteliğinde. Paketin içeriği bir yana, pakete duyulan gereksinim ve kendi saikleriyle siyasi, sosyal ve dini konularda değişim ortaya koyma iradesi takdire şayan. 
Değişimin dışarıda dizayn edilip dayatılmaya çalışıldığı Ortadoğu da Türkiye’deki demokratikleşme adımlarını yakından izliyor. Türkiye’deki değişimi kendi ülkelerindeki kaçınılmaz değişim için referans noktası olarak görenler hiç az değil. Bu yönüyle Türkiye kendini de bölgeyi de değiştiriyor. 

PLANLI PROBLEMLERE YERLİ ÇÖZÜMLER

Türkiye normalleşiyor. Demokratikleşerek, on yıllardır süregelen planlı problemlere yerli çözüm arayarak, halklar arasındaki “ayrı-gayrı”yı kaldırarak, yaşam tarzı dayatmasına meydan okuyarak, inorganik Kemalist icatlarını organik ve doğal yollarla kaldırarak normalleşiyor. Bu normalleşme bir taraftan Türkiye halkına dayatılan saçmalıkları “reset”lerken, diğer taraftan da ülkede sağlıklı siyaset yapmanın kapılarını aralıyor. 
Açılan seçim sistemi tartışması, yaşam tarzına saygının TCK ile güvence altına alınması, Q,W ve X harflerini kullanmanın serbest bırakılması, gösteri yürüyüşleri kanunundaki değişiklikler, özel okullarda anadilde eğitim hakkı, köy isimlerinde değişiklik kapısının aralanması, yardım toplamadaki kısıtlamaların kaldırılması, ilkokullardaki “andımızın” kaldırılması, Mor Gabriel Manastırı’nın arazisinin iade edilmesi, Roman dili ve kültürü enstitülerinin kurulması ve kamuda başörtüsü serbestliği paketin göze çarpan tarafları. 

DEVAMI GELECEK

Paket bu haliyle tabi ki Türkiye’nin on yıllardır süregelen problemlerine deva olmayacak. Kaldı ki Türkiye’nin maruz bırakıldığı problemlerin önemli bir kısmı sadece yasal düzenlemelerle ve demokratikleşme paketleriyle çözülebilecek cinsten değil. Demokrasi bir paketler bütününe değil nihayetinde bir zihniyete işaret etmekte ve maalesef  Türkiye’de bu zihniyetin henüz dayatmacı-elitist-istemezükçü zihniyete karşı mücadeleyi tam olarak kazandığını söylememiz mümkün değil. 
Demokratikleşme paketinin ne içerdiğine değil de ne içermediğine bakmak da biraz bu zihniyetle alakalı. Defalarca dile getirildiği gibi bu paket bir nokta değil bir virgül. Diğer bir deyişle, daha sonra gelecek paketlerin bir habercisi. 
Paketin en belirgin özelliği toplumun geniş kesimlerinin günlük hayatına direkt olarak etki edecek değişiklikleri getirmesi ve hayatını bardağın boş tarafını görmek üzere kurgulayanlar hariç herkesin pakette kendisinden bir parça bulabilecek olması: Süryani bir din adamı, Kürt bir ilkokul çocuğu, başörtülü bir Türk öğretmen, bir Roman esnaf veya yaşam tarzı kaygısı duyan herhangi bir etnik, dini veya mezhepsel gruptan bir vatandaş... Paket herkese normalleşme sunuyor. 
Aleviliğe ilişkin bazı maddeler paketteki en fazla göze çarpan eksiklik ki hükümetten gelen açıklamalara bakılırsa bu da ayrı bir paketle ele alınacak. Bu konuda bir süredir devam eden çalışmaları da dikkate aldığımızda, hükümetin kapsamlı bir pakete olan ihtiyacın farkında olduğunu ve bu yönde adımlar atacağını da söyleyebiliriz. 
Arkamıza yaslanıp normalleşmenin tadını çıkaralım. Daha sonra gelecek paketler için de ihtiyaçları dillendirmeye devam! 

<p>Ankaralılar AKM Millet Bahçesi'nde yeşille  buluşacak. Başkent'e yeni soluk getirecek millet bahç

AKM Millet Bahçesi açılıyor

Kepçe ile yol kapatıp drift yaptılar

Muğla'daki fosil alanında yeni buluntulara ulaşıldı

''UÇBEY''in ilk kez kullanıldığı operasyonda gri listedeki terörist vuruldu