• $9,4863
  • €11,0494
  • 547.893
  • 1519.25
16 Mart 2020 Pazartesi

Devlet

Türkiye’yi çevreleyen bölgelerde yıllardır devam eden kaos ortamının en temel sebeplerinden birisi, uluslararası ilişkilerde “başarısız devlet” olarak tabir edilen kavramdır. Kavram, bir devletin değişik sebeplerden kaynaklanabilecek zayıf yapısından dolayı devlet kurumlarındaki idare ve eylem kapasitesini büyük oranda yitirmiş olması durumunu ifade eder. Ekonomik sorunlara çözümler üretemez, vatandaşa sürdürülebilir güvenlik sağlayamaz, siyasi tıkanmaları aşamaz, devlet dışı aktörlerin etkisinden kurtulamaz, krizlerle baş edemez, halkı nezdinde meşruiyet kesp edemez, kendisine yetemez, dışarıya bağımlılığını sona erdiremez.

Bunların bir kısmı bilinçli olarak güçlü ve sürdürülebilir devlet yapılarından mahrum bırakılmışlar. Bir kısmı da özgürlük-güvenlik arasındaki dengesizlikleri sebebiyle ve Batı’nın ihtiyacına binaen otoriterlik döngüsünden çıkamamışlar ve kırılganlıklarını aşamamışlar. Her halükarda devam eden kırılganlıklar, bu ülkelerde ve bölgede baş gösteren krizleri yine bu ülkeler için bir çıkmaza dönüştürüyor. Sorunlara, krizlere, salgınlara hatta temel uluslararası ilişkilere bir ‘devlet’ gibi yaklaşmakta zorluk yaşıyorlar. Vatandaşlarına arkalarını dayayacakları bir ‘devlet’ olgusunu çoğu zaman tattıramıyorlar.

Tarih testini yüzyıllara meydan okuyarak geçmiş devletselliğiyle bu duruma en büyük istisnalardan birisi Türkiye. Güçlü bir devlet yapısının parçası olduğunu sınırlarında hatta ötesinde yaşayan herkese hissettiren bir devletsellikten söz ediyoruz. Olaylara maalesef birçok bölgesel aktörün yaptığı gibi kısa vadeli ve devletdışı aktör edasıyla değil; kısa, orta ve uzun uzun vadeli planlar yaparak, orantılı müdahalelerde bulunarak, bir devlet çerçevesi içerisinde yaklaşabilen Türkiye dışında nadir bölgesel aktör bulunmakta.

***

İki örnekle açalım:

Son birkaç senedir Türkiye’nin gerçekleştirdiği sınır ötesi harekatlar ve bu harekatlarda ortaya koyulan performans sadece güçlü devlet yapılanmasına sahip aktörlerin başarabileceği türdendi. Yaygın seferberlik ve kriz yönetme becerisi, güçlü siyasi irade, askeri ve teknolojik kapasiteyi sahaya yansıtma kabiliyeti, dur durak bilmeyen diplomasi, tali hasara inanmamak, tüm baskılara rağmen uluslararası hukuk ilkelerinden taviz vermemek Türkiye’nin güçlü devlet yapısının tezahürleriydi.

Aynı şekilde tüm dünyadan distopik görüntülerin geldiği korona salgınında ortaya koyulan organize, şeffaf ve güven telkin edici performans da sadece güçlü devletlerin vatandaşlarına sunabileceği bir ayrıcalık. Yurtdışı kaynaklı ve mevcut küresel çağda yayılmama ihtimali neredeyse olmayan salgına karşı devlet tüm kurumlarıyla muazzam bir performans ortaya koyuyor. Müzmin muhalifler istisna, halkın ekserisinin zihnine ‘kamu sağlığının her şeyin üstünde tutulduğu’ fikrini bilimsellik ve eylemselliğiyle yerleştiriyor. Salgın günlerinde dünyanın hasret kaldığı ‘koruyucu devlet’ örneğini başarıyla hayata sokuyor.

Şu küresel kaos çağında arkamızda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin olduğu düşüncesi gerçekten de büyük bir ayrıcalık.

<p>Almanya'da önemli bir ilk yaşandı. Türk  kökenli bir milletvekili, ilk kez federal mecliste başka

Federal meclise Türk başkanvekili

Türkiye'ye has uçak! Motoru dursa bile uçuyor

Çorum'da anne ile kızı aynı üniversitede eğitim görüyor

Kayseri'de Geç Roma-Erken Bizans dönemine ait mozaikli yapı bulundu