• $ 5,7494
  • € 6,3423
  • 272.38
  • 103781
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Türkiye vagon değil lokomotiftir

Amerika’da uzun süredir Türkiye ile ilişkilere dair sorunlu bir yaklaşım var. Bunun en büyük sebebi, ABD’nin özellikle bölgesel konularda müttefikten ziyade lokomotifin arkasındaki vagon rolünü üstlenecek ortak arayışında olmasından kaynaklanıyor. Söz konusu Türkiye gibi milli menfaatleri önceleyen ve müttefiklik hukukuna inanan ülkeler olunca bu arayışlar doğal olarak boşa düşüyor.

Bunun bir tarihi var. Türkiye henüz Soğuk Savaş yıllarında dahi meşhur Johnson Mektubu’na rağmen barış operasyonunun kaçınılmaz olduğu bir noktada milli menfaatler doğrultusunda Kıbrıs’ta adım atmış bir ülke. Soğuk Savaş yıllarının bitmesinden sonra bir türlü tanımlanamayan ikili ilişkiler, Türk-Amerikan ilişkilerinin de kavramsallaştırılmasını zorlaştırdı. Irak’ın işgali öncesinde TBMM’ye takılan tezkere, Arap Baharı’nda farklılaşan vizyonlar, Suriye’de ABD’nin terör örgütü PKK’ya silah yardımı yapması, FETÖ konusunda tüm delillere rağmen adım atmaması ABD ile Türkiye arasındaki ilişkileri zaman zaman gerdi. Gerginliklere rağmen ve ABD’nin müttefiklik hukukuna mugayir tüm politikalarına rağmen Türkiye ikili ilişkileri önemsediğini gösteren adımlar attı. İkili ilişkilerin pozitif tarafı her zaman Türkiye oldu.

Fakat söz konusu milli menfaatler ve vatandaşların güvenliği olunca Türkiye atması gereken adımları atmaktan da geri durmadı. ABD’nin Arap Baharı’nda özellikle Mısır’da takındığı anti-demokratik tavır karşısında Türkiye demokrasiyi destekleyen taraf oldu. ABD’nin Suriye’de önce cesaretlendirip daha sonra terk ettiği muhaliflere karşı Türkiye tutarlı politikalar yürüttü. ABD’nin rezervasyonuna rağmen Fırat Kalkanı’nı başarıyla yürütüp DEAŞ’a karşı Suriye’deki en başarılı operasyonu hayata soktu. Suriye’de PKK’ya karşı operasyonları engellemek için ABD’nin gösterdiği çabalar, Zeytin Dalı’nı engelleyemedi.

Burada ABD’den bir çevrenin ısrarla anlamak istemediği ya da Beyaz Saray’ın anlamasını istemediği nokta şu: Türkiye milli güvenliğini ilgilendiren konularda bir pazarlık içerisinde değil; milli güvenliğin temini için atılacak adımlarda bir cevaz peşinde de değil. Her egemen devlet gibi kendi imkanlarıyla milli güvenliğin temini ve takviyesi için adımlar atıyor. Bu gerçekliğe rağmen Türkiye’nin attığı adımları bağlamından çıkarıp politize etme gayretleri, Türkiye’nin bu adımları atmasını engelleyemediği gibi ikili ilişkileri de gereksiz yere zedeliyor.

Türkiye NATO’nun ana lokomotiflerinden birisidir. Kolektif güvenlik yükünün çekilmesi için hiçbir katkıyı esirgemedi şimdiye kadar. Bundan sonra da değişen bir şey olmayacak. Fakat Türkiye hiçbir zaman vagon olmayacak. Bunun farkına varılması tüm trenin faydasına olur.

<p>Kaza, Slovenya’nın başkenti Lübliyana’nın yakınlarında bulunan Golovec tüneli çıkışında meydana g

Virajı Dönemeyen Otomobil, Tırı Köprüden Attı

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Transferin hayal kırıklıkları

2019 futbolda veda yılı oldu