• $13,7194
  • €15,5684
  • 786.53
  • 1910.41
8 Temmuz 2014 Salı

Üniversiteler ne öğretir?

Bir önceki yazımdan sonra çok fazla telefon ve e-mail aldım. Aslında insanlar ne çok şeyin farkındaymış bu çok sevindirici. Anlatmak istediğim dönüşümü aslında toplum doğal olarak anlamış. Ama üzüldüğüm şey iki üniversite dışında hiçbir üniversiteden bu konuda dönüş olmadı. 177 üniversitemiz var ama bunlar maalesef bu dönüşümü hissetmekten ikisi dışında çok uzaklar.
Önceki yazımda anlattım konuyu bir cümleyle özetleyeyim. Sayın öğrenci arkadaşlarım. Üniversiteye hazırlanıyorsunuz. Bu hazırlık sürecinde birileri size üniversiteleri büyük büyük kampuslarda anlı şanlı hocaların anlattığı derslerin sonucunda kocaman diplomaların verildiği yer olarak tanımladı. Bu tamamen yanlış ve size dayatılan bir konsepttir. Üniversite bu değildir. Eğer bunun için hayatınızı heba ediyorsanız etmeyin. Çünkü dünyanın gelişmiş ülkelerinde bu konsept çoktan yok oldu.
Yeni üniversite sınırları tüm dünya olan, müfredatı esnek, iş dünyasıyla iç içe, akademik takvim yerine sürekli eğitim ortamı olan üniversitedir. Bu konuda ABD üniversitelerine, Japonya üniversitelerine bakın ne demek istediğimi anlayacaksınız. Ta 1970 yılında Stanford üniversitesini yönetenler “öğrencilerimiz tüm dünyayı tanımalı” diyerek dünyanın dört bir yanında programlar açtılar ve öğrencilerini oralara gönderip eğitimlerine katkı sundular ve sonuçta Stanford mezunlarının geldiği nokta ortadadır.
“Peki Türkiye’de yaşıyoruz. Biz nasıl üniversite seçeceğiz, bu konsepte uyan üniversite var mı?” diye sorduğunuzu hissediyorum. Yani sınırları olmayan, müfredatı esnek, öğrencilerine tüm dünyayı açan, kampusunu 7/24 yaşatan, sanayi işbirliği kurmuş, öğrencilerine 12 ay eğitim olanağı sunan üniversite var. Eminim siz de araştırsanız benim bulduğum sonucu bulacaksınız. Ama buradan yazmazsam haksızlık etmiş olurum. Bu yazdıklarımı tam olarak uygulamaya çalışan üniversitelerin başında Bahçeşehir Üniversitesi geliyor. Dünyanın 9 farklı noktasında akademik merkez açıp bu merkezlerde sadece bu yaz 24 farklı program açmış. Üstelik bu programı sadece kendi öğrencilerine değil tüm üniversitelere açmış. Bunun yanında Bilkent, Sabancı gibi üniversitelerin de bazı çalışmalara başladığını belirtmek isterim.
İşte ülke olarak lider olmak istiyorsak bundan en büyük pay üniversitelere düşüyor. Ama yüksek lise gibi çalışan değil gerçekten üniversite olanlara düşüyor. Dünya üniversite olanlara düşüyor…

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

UNESCO'nun geçici listesindeki Yesemek'te 15 heykel gün yüzüne çıkarıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Siirt'te toplu açılış törenine katıldı

Ürdün'ün Salt kentindeki müze dünyanın en küçük Kuran-ı Kerim'ine ev sahipliği yapıyor