• $13,7307
  • €15,559
  • 787.531
  • 1910.41
9 Ocak 2013 Çarşamba

Yok mu Martı Jonathan'ı ihbar bir edecek veli!

Çocukluğum, yarıyıl ve yaz tatillerinde okumak zorunda olduğum kitaplardan kaçmaya, kurtulmaya çalışmakla geçti.
Dışarıda oyun oynamak, arkadaşlarımla beraber olmak yerine neden o sıkıcı kitapları okumak zorundaydım hiç anlayamıyordum.
Güya adı tatildi.
Her gün işaretlenmiş onlarca sayfayı okumak zorunluydu.
O kitap elde sallanır ve 'Her gün bir saat' derken gözler açılırdı.
Bu şarta uymayanın tatili yanar yani!
***
Şeker Portakalı da uzun süre kaçmaya çalıştığım kitaplardan biriydi.
Dışarıda koşturan çocukların sesinden sıyrılıp, 'her gün bir saat okunacak' aşamasına geçmeye zorlanmaktan bıkmıştım.
Çoğunlukla sayfalara bakarken düşüncelere dalıyor, dışarıda gördüğüm sokak kedisini eve sokmanın, aileye kabul ettirmenin yollarını falan düşünüyordum.
Okumak için odada yalnız bırakıldıysam heyecanlanıyor, hemen gizli bir oyuna başlıyordum.
Odaya girildiği an kitap okuma süsü verilebilecek şekilde oyunumu dizayn ediyordum.
Az kafa patlatmadım bu işlere!
***
Fakat bu eylemler sadece kitabın okunma sürecini uzatıyordu.
'Hadi anlat bakalım bugün okuduğun sayfalardan ne anladın' adlı sözlüye sıra geldi mi, benim hiçbir şey okumadığım anlaşılıyor ve yeniden aynı sayfayla baş başa bırakılıyordum.
Üstelik okumaktan kaçan, okumayı sevmeyen insanlarla ilgili korkunç sözler işitmek ve 'Onlardan biri olma yolunda ilerliyorsun' imasıyla baş etmek zorunda kalıyordum.
Yahu ne alakası var, çocuğum ben. Ağaca tırmanmak istiyorum, komşunun zilini çalıp kaçmak istiyorum, terlemek ve soğuk su içmek istiyorum da diyemiyorsun...
***
Öğlen vakit bulunamadıysa akşam yatağa girdiğinde o kitap mutlaka eline veriliyordu.
Ne çok dua ettim, 'Tanrım şu an elektrikler kesilse' diye... Ama tek bir kere bile dualarım kabul olmadı.
'Çok sıkıcı bu kitap' diye ağladığım, 'Okumak istemiyorum' diye böğürdüğüm günler de oldu ama nafile...
Bizim 'Bu kitap sakıncalı' diye, o kitabı ve onu tavsiye eden öğretmeni bakanlığa şikayet edecek ana-babamız olmadı; şansızlık oradaydı!
***
Düşünsenize... Ben 'Sıkılıyorum' diye tepinirken, annem kitabı elimden alıp şöyle bir karıştırsa... 'Aman Tanrım bu çocuk hayli dramatik olaylar yaşıyor, üstelik de fazla yaramaz. Kitabın bir yerinde tangodan bile söz ediliyor' dese... Kitabı elimden alsa, başımı okşayıp, 'Yavrumun ahlakını, psikolojisini bozacaklar' diye hak ettiğim şefkati gösterse... Bir hışımla gidip, beni o kitabı okumaya mecbur eden öğretmenin kafasında paralasa...
Her şey bambaşka olurdu, ben de bambaşka bir yerde bambaşka biri olurdum.
Yetişkin biri olduğumda bu tutumun bana öğrettiklerinin faydasını görür, okumadığım kitapların kazanımını kat ve kat alırdım.
Ama nerde bizde böyle anne!
Bizimki tam tersine, okumayana nefes alacak bir hayat yok cinsindendi.
Biz de böyle tuhaf biri olduk çıktık.
Şimdi ülkede yaşanan gelişmelerin, yapılan hareketlerin, içine girilen durumların, insanların ağzından dökülen sözlerin çoğu bana tuhaf geliyor.
Bu durumun suçlularından biri de işte o Şeker Portakalı!
Ha bir de Martı Jonathan vardı! Sıra ona da gelir mi?
O Jonathan da az değildi ha... Şikayet etmek gibi olmasın ama bir devrimci havalar ki sormayın gitsin. Sınır tanımamalar, kahramanlık peşinde koşmalar falan... Bir kahraman anne çıksın da Talim Terbiye Kurulu'nu göreve çağırsın!
İdealist martı çocuğumu zehirliyor, ahlakını çelmeye çalışıyor desin.
Benden söylemesi; sadece Zeze ile olmaz bu iş, Martı Jonathan da mutlaka ceza alsın.
Alsın ki geleceğin yetişkinleri müthiş birer bilge olsun, olabilsin!

NOT:
Bahçelievler'deki Behiye Doktor Nevhiz Işıl İlköğretim Okulu'nda görevli bir Türkçe öğretmeni, geçen kasım ayında öğrencilerine Jose Mauro de Vasconcelos'un 1968 yılında yazdığı Şeker Portakalı isimli kitabı okumaları için ödev verdi. Çocuğunun Şeker Portakalı isimli kitabı okuduğunu gören bir veli, öğretmen hakkında Başbakanlık İletişim Merkezi'ne (BİMER) yazdığı şikayet dilekçesinde kitabın Türk örf ve adetlerine aykırı olduğunu ve argo kelimler içerdiğini belirtti. BİMER'in talimatı üzerine Bahçelievler İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, kitabı ödev olarak veren öğretmen hakkında soruşturma başlattı. Şeker Portakalı'nda; yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Zeze'nin yaşadıkları anlatılıyor.

Siz kazandınız
Uzun zamandır beni yediniz bitirdiniz. 'Köşe fotoğrafını değiştir' diye tutturdunuz. Başka bir konuda hiç sizi bu denli ısrarcı görmemiştim. Her hafta 'Ne oldu fotoğraf işi?' diye üşenmeden mail atanlarınız var! Bu ne görsel merakmış! Eski köşe fotoğrafımı yerin dibine soktunuz, alayın kralını çevirdiniz ve işte kazandınız...
Buyurun size yeni bir fotoğraf. Ancak peşin peşin söyleyeyim uzun süre değiştiremem. Çünkü poz vermekten nefret ediyorum.

<p> </p>

Parasosyal etkileşimi çocuklarımıza neden anlatmalıyız?

Güvenlik güçleri teröristlere göz açtırmıyor!

Keykubadiye Sarayı'ndaki kazılarda ortaya çıktı! 1220'li yıllarda yapıldı

2021'in en etkili kadınları seçildi! İşte listede yer alan isimler