• $7,3753
  • €8,9818
  • 442.831
  • 1551.57
26 Şubat 2012 Pazar

Ya tecavüze uğrayan sizin çocuğunuz olsaydı?

Bugün için planım gayet renkli bir yazar olmak, renkli ve sevimli yazılar yazmaktı. Özellikle üzerinde düşünmeyi gerektirmeyecek konular seçmiştim. Yeni keşfettiğim bir restoran, yayın hayatına adım atan ve ilk sayısıyla beğenimi kazanan erkek dergisi GQ'dan filan bahsedecektim.
Her sabah olduğu gibi, gazeteleri bitirdikten sonra internet medyasına ve sosyal paylaşım sitelerine göz attım.
Ve yine neredeyse her sabah olduğu gibi midemde aşırı yanma hissiyle bilgisayarı kapattım.
Bir süredir cezaevlerinde yaşananlardan kolay haberdar olur olduk.
Günümüzde; cezaevlerinin sıradan suçlulardan çok, ünlü mahkumları olduğunu düşünürsek bu sonucu da yadırgamayız.
Son birkaç günde; avukatı sayesinde, cezaevinin tuvaleti temizletilmek istenen Çağdaş Ulus'un yaşadıklarından, tahliye edildiğinde, içerideki 'tecrit'i anlatan Doğan Yurdakul sayesinde meslektaşlarımızın uğradığı psikolojik savaştan haberdar olduk.
Aslında ilk defa haberdar olmuş gibi davranmak sahtekarlıktan başka şey olmayacaktır.
'Sızıntı Wikileaks'te Ünlü Türkler' kitabının yazarlarının gece yarısı koğuş değiştirme cezasına çarptırıldığından da hepimiz haberdardık.
Tuncay Özkan'ın karanlık ve minicik tecrithanesinden de...
Hapishane işte, daha iyisi mümkün değil diyerek kendimizi avutuyorduk.
Cezaevinden duruşmaya ellerine bir kuru ekmek ve bir şişe su tutuşturularak gönderilmelerine 'hapishane gerçekleri' diye katlanmaya çalışıyorduk.
Biz ne kadar suçsuzluklarından emin olsak da, suçlu oldukları sistem tarafından dayatılıyordu.
Hapishaneler insanlık öldüren yerlerdi, kabullenmiştik hepimiz. İnsan yaratmak, hayat kurtarmak, hayata kazandırmak için değil; yok etmek, sıfırlamak, hayatını kaydırmak üzere, ait oldukları sisteme hizmet ediyorlardı.
***
Dün sabah, Pozantı Cezaevi'nde defalarca tecavüze uğrayan çocukların haberi düştü işte önüme. 'Taş atan çocuklar'dı bunlar. Bizim çocuklarımız.
İstemsiz ve kontrolsüzce empati kurdum. Ya ben, kardeşim ve abim... Ya biz orada olsaydık. En büyüğümüz 15 yaşında, ne yaptığımızı, neyle cezalandırıldığımızı bilmeden adli suç işlemiş, korkutucu adamların arasına atılsaydık.
Ya biz o aşağılık adamların tecavüzüne uğrasaydık...
Ya biz geceleri küçük kardeşimizin çığlıklarını duymamak için kulaklarımızı yastığın altında tıkasaydık büyüdüğümüzde ne olurduk, kim olurduk biz?
O cezaevinde, o geceleri yaşamak durumunda kalan bizler, erişkin olduğumuzda hayata varlığımızla hizmet edebilecek ruh sağlığına sahip olabilir miydik?
İş sahibi olabilir miydik?
Aile kurabilir miydik?
Sağlıklı arkadaşlıklarımız olabilir miydi ya da sosyal ortama uyum sağlayabilir miydik?
Mesela, aydınlığa, huzura tahammül edebilir miydik?
Barışçıl olabilir miydik?
Nefretimizi yenebilir miydik?
Kendimize ve çevremize zarar vermeden hayata devam edebilir miydik?
***
Biz çocukken tanımadığımız insanlar tarafından hırpalanmadık, boyumuzdan büyük suçları kimse bize yıkmadı, hapishaneye düşmedik. Orada tecavüze uğramadık. Sadece filmlerde izlediğimiz o karanlık, korkutucu adamlardan dayak yemedik.
Pisliğin, kötülüğün, rezilliğin zevk oyuncağı olmadık.
Peki bizi farklı kılan neydi?
Doğduğumuz bölge, taşıdığımız kimlik mi?
Kendi seçimimiz olmayan 'etnik' özelliklerimiz mi?
O cezaevinde tecavüze uğrayan çocuk şanssız, biz ise şanslı mıyız? Konu bu kadar basit mi?
Peki şanslılar şanssızlar için kılını bile kıpırdatmayacak mı?
***
Ben bu yazıyı yazarken henüz konu gazetelere, televizyonlara sıçramamıştı.
Umarım ilerleyen saatlerde bu insanlık ayıbı tüm medyanın ilgisini çekmiş olur, umarım bugün bu konuyu ele alan tüm yetkilileri, tüm insanları, vicdanı olan herkesi göreve çağıran bir tek ben olmamışımdır.
Adalet Bakanlığı'nın bu ortaya çıkan rezilliği cezasız bırakmayacağına eminim.
Ama benim esas meselem çocuklara bundan sonra ne olacağı...
Bu sebeple; Emine Erdoğan'dan Pozantı Cezaevi'nde yaşadıklarını unutturmak, evlatlarımızı hayata kazandırmak, yaralarını sarmak, huzurlu ve normal çocuklara dönüşmeleri için sürece el koymasını rica ediyorum.

<p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu faiz kararını açıkladı. Yüzde 17 olan politika faizi artmad

Yılın ilk faiz kararı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Muğla'da deniz suyu 20 metre çekildi

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü