• $7,3589
  • €8,9552
  • 437.544
  • 1536.11
20 Kasım 2011 Pazar

Lady Diana da töre cinayetine mi kurban edildi?

Kitap alışverişi konusunda nasıl hastalıklı biri olduğumu biliyorsunuz. Her ay iki kere uğradığım kitapçının raflarını bir deli edasıyla karıştırıyorum.
Önce hızlı bir göz taraması hemen ardından da itinalı el temasları!
En son, heyecanlı sayfa karıştırmaları ve aradığımı bulmanın hazzı ile kitabı koltuk altıma sıkıştırıp yeni raflara doğru vahşice ilerleme...
Bazen, sonuç verimli, bazen 'ellerim bomboş'.
Üstelik mesele sadece heyecanlandıran kitabı bulmakla da sınırlı değil benim için. Kapağı temiz, sayfaları kıvrılmamış olacak. Hiç el değmemiş gibi.
Neyse, lafı uzatmayayım...
Bu hafta raflarda aradığımı buldum!
Mazhar Bağlı ve Ertan Özensel'in ortak çalışma sonucu yazdıkları 'Türkiye'de töre ve namus cinayetleri'...
Annesini, kızını, karısını, kız kardeşini öldürenlerin ruh dünyasından, onları tetikleyen etkenlerden birebir haberdar olmamızı, meseleyi daha net görmemizi sağlayan sosyolojik bir araştırma kitabı.
Sosyolojik araştırma deyince gözünüz korkmasın. Dili öyle zorlu, bunaltıcı, anlaşılmaz ve sıkıcı değil.
Kitap, okura namus, şeref, haysiyet ve toplumsal değerleri anlatarak başlıyor. Zaten toplumun geneline bu tip kavramların nasıl yerleştirildiğini anlamadan töre cinayetlerini tam olarak yorumlamak anlamsız olur.  Ardından tarihe yolculuk başlıyor.
Sparta Kralı Melenos'un karısı Helen'i kaçıran Paris'e karşı Troya savaşını başlattığını, genel savaş mantığından çok işin içinde namus temizleme duygusunun ağırlıklı olduğunu anlatıyor. Aynı şekilde Anne Boleyn'in idamında da 'namus kirlenmesi' suçlamasını örnek veriyor. Birçok edebiyat eserine de konu olan namus cinayetine Gabriel Garcia Marquez'in Kırmızı Pazartesi'si güçlü bir örnek olarak gösteriliyor.
Hatta Lady Diana'nın bile 'bir nevi töre cinayeti'ne kurban gittiğini söylüyor. Sonuçta istenmeyen ve doğru bulunmayan ilişkisi sebebiyle öldürüldüğü iddiası henüz çürütülemedi. Kitapta Diana 'kaza süsü verilmiş bir namus cinayetine kurban gitmiştir' deniyor.
Sonra konu kıskançlık ve hemen ardından 'karşı tarafı suçlama refleksi'ne dayanıyor ki sık sık haberlerde de rastlıyoruz. Namus cinayetine kurban edilen kadınlar hep katilleri tarafından suçlanıyor!
En etkileyici kısım ise; katillerin yani namus, töre cinayetini işleyenlerin durumu kendi ağızlarıyla anlatıyor olmaları. İşin ilginci çoğu 'katil' töre ve namus kavramlarını birbirinden ayrı tutuyor. Namus cinayetinin töre cinayetiyle bir tutulmaması gerektiğini savunuyor.
Çoğu mahkemelere güvenmiyor. Haklı olduğuna, ancak heyette kadınların varlığı ve avukatın başarısızlığından cezaevinde yatmaya devam ettiğine inanıyor.

ÖLDÜRDÜM AMA PİŞMAN DEĞİLİM!
Kitapta yer verilen örneklerde genel olarak pek pişmanlık duyulmadığı gözlemleniyor.
Mesela evladını öldüren bir baba; 'Kızımı hep düşünüyorum. Ben ona her şeyimi vermiştim. Ama pişman değilim. Yine olsa yine yaparım çünkü o işi benim evimde yapmış' diyor.
Eşini öldüren adamlar: Karımı öldürdüğüm için bazen rahatsızlık hissediyorum ama vicdanen rahatım. Yani pişman değilim. Beni buna o mecbur etti. Yine olsa yine yaparım.
- Hiç pişman değilim, çıkınca mezarına dinamit koyacağım.
- Onu öldürmüş olmaktan rahatsız olmuyorum ama onunla evlenmiş olmaktan oluyorum!
Kardeşini öldürmüş olanlar: İlk başta biraz pişmandım şimdi değilim. Tecavüze uğrasa öldürmezdim onu.
- Ben ona gelinlikle gittiğin yerden kefenle gelirsin demiştim.
Kitabı okurken, katillerin cinayeti işlemeden hemen önce mutlaka etkilendikleri biri olduğunu görüyoruz. Bu çoğu zaman kişinin kendi annesi olarak görülüyor. Cinayet işlendikten sonra ise çoğu çevre tarafından bu cinayetin onaylandığını iddia ediyor.
Mahkumlardan biri, 'Çevremden takdir gördüm. Eşim dostum 'helal olsun sana' dediler' diye anlatıyor kendi durumunu.

MÜLAKATLAR ÇARPICI
Kitabın içine serpiştirilmiş mülakatlarda cinayet anı ve öncesi mahkumlar tarafından detaylı şekilde anlatılıyor. Beni en çok etkileyenlerden biri kardeşini uyurken bıçaklayan ve karakolda polisin yanına yaklaşıp 'Ölmemiş, dua et de ölmesin' dediğini duyduğu anda duvarları yumruklamaya başlayıp, beceriksizliğine lanetler yağdıran erkek kardeş oldu...
Kitap etkileyici. Meseleyi tüm çıplaklığıyla önümüze seriyor. Özellikle töre ve namus cinayetlerinin arttığı bu günlerde hepimizin okuması ve çevremizdekilere de ders kitabı niteliğinde okutması gerektiğini düşünüyorum!

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

40 kilometrelik alanı kaplayan Nazik Gölü'nün yüzeyi buzla kaplandı

Mutfakta işinizi yarayacak pratik bilgiler! Yumurtayı pişirirken içine buz atarsanız...