• $7,3885
  • €8,9494
  • 437.25
  • 1464.94
29 Mayıs 2011 Pazar

Hayvanları insanlardan çok mu seviyoruz?

Her şeyden önce evimde iki kedim olduğunu, hayvanları sevdiğimi açıklayarak başlamak isterim yazıya.
Neme lazım, yanlış anlaşılmalara mahal vermeyelim.
Farkındaysanız son zamanlarda hayvan hakları için çok şey yapılır oldu.
Paneller, yürüyüşler, festivaller, fotoğraf çekimleri vs vs...
Ünlü sanatçılar hayvan hakları için Başbakan'la görüştü.
Gazeteciler adına Ömür Gedik sıkı bir savunucuya dönüştü.
Yonca Evcimik üzeri hayvan hakları ihlali haberleriyle dolu bir elbise giydi gibi sağlam örnekler var önümüzde.
Gelişmiş toplumlarda hayvana zarar vermek suçtur.
Evet, hayvan hakları olmalıdır, yoksa da olması için çaba sarf edilmelidir.
Buna hiçbir itirazım yok. Hatta desteğim var.
Ancak itirazım işin şu tarafınadır; sokakta eziyet gören bir köpek söz konusu olduğunda, o anın görüntülerinin medyaya yansımasıyla ayaklanan, canhıraş kendini yetkili mercilerin kapısına atan, olayı şiddetle kınayan insanlar var.
Bir kadının yollarda dövülüp, sürüklenerek işkence görmesi ve bu anın medyaya yansımasıyla yaşanan da bir hiçlik var.
Aynı insanlar neden bu iki olaya benzer şiddetle tepki vermez?
Konu sadece kadın da değil elbet.
Ben konu insan hakları olunca neden aynı hassasiyetle yaklaşılmadığını sorgulamak istiyorum.
Hapishanelerde haksız yere ömür çürütenler, sırf adamın biri trafikte bunaldı diye şiddet görenler, güçsüz olduğu için ezilenler vicdanlarımızı hayvanların gördüğü eziyet kadar rahatsız etmiyor belli ki.
Kanunsuzca köpek dövüştüren, bundan para kazanan adama açılan toplumsal savaşla kanunsuzca hatta zorla fuhuş yaptıran ve bundan para kazanan adama açılan savaş arasında dağlar kadar fark var.
İlla insan haklarını savunun, boşverin hayvanları önceliği kendinize tanıyın filan da demiyorum.
Ama en az hayvanları savunduğunuz kadar şiddetli insanları ve haklarını da savunun diyorum!
Aksi biraz anormal kaçıyor çünkü!

Kanımı donduran diyaloglar!
Bu hafta gündemden ikili diyaloglar öne çıktı. Her biri birbirinden tuhaf ve ürkütücü. Bu üç konu birbiriyle alakasız gibi görünse de aslında bağlantılı. Buyurun hep beraber yorum yapmadan hatırlayalım;
- Ajda Pekkan ve Egemen Bağış. Ajda Pekkan: Sizin için canımı vermeye hazırım. Egemen Bağış: Ben ve eşim kendisine her zaman sevgi ve saygıyla karşılık veririz.
- Ertuğrul Özkök ve Ayşe Arman. Ayşe Arman: Allah gecinden versin, sizin gideceğiniz yer neresi?
Ertuğrul Özkök: Cennet!
- Bülent Arınç ve Ümit Boyner. Bülent Arınç: Boyner gibiler iktidara gelirse porno sitelerini serbest bırakabilirler.
Ümit Boyner: Arınç'ın açıklamaları korkutucu. Bireysel özgürlüğü savunmayı porno ile bağdaştırmak sağlıksız düşünce yapısını ortaya çıkarıyor.

Güneri Cıvaoğlu dersimi verdi
İlginç biridir Güneri Bey. Tanıyanlar bilir.
Kibarlığını bozduğu, terbiye sınırını aştığı görülmemiştir.
Hatta her daim yüzünde büyük bir gülümseme ile dolaşır.
Geçen gün karşılaştık.
İltifat, kıyamet...
Aradan da ince ince ders...
O kadar hoş veriyor ki dersimi cevap veremiyorum.
Aslında çok haklı söylediklerinde.
Şimdi söylediklerini yazsam 'ne var bunda adam sana iltifat etmiş' dersiniz...
Ama öyle değil, kendi üslubunca bana dersimi verdi. Hatta iyiden iyiye haddimi bildirdi.
Ama ben de aldım, anladım, itirazsız.
Ve bundan sonra da unutmayacağım, şaşırmayacağım. Söz!

Yeni 'arınma' biçimi
Nazardan korkan, nazara inananların yaygın tercihidir kurşun döktürmek.
Hayli zorlu, şahsen beni korkutan bir eylemdir. Kurşun ocağın üzerinde eritilir. Bir tas su kafanızın üzerine konulur ve kurşun içine dökülür.
İnanca göre; kem gözler, kötü niyetler çıkar gider.
Elbette yıllarla beraber bazı inançlarda da kaymalar, değişimler gözlenir.
Şimdilerde kurşun döktürmek demode, karma temizlemek moda.
Karma; hayatınızda gerçekleştirdiğiniz tüm eylemlerin bundan sonrasında etkili olacağını anlatan bir kavramdır.  Hinduizm, Budizm, Jainizm gibi inançlarda önemli kabul edilir.
İstanbul'da da birçok kişi 'karma temizliği' yapmaktadır.
400 ila 1000 TL arasında değişen fiyatlar karşılığında.
Kapılarda kuyruk var. Randevu almak da hiç kolay değil, aylar öncesinden sıraya gireceksin.
Ritüel üç aşağı beş yukarı şöyle gerçekleşmektedir:
Bu hayatta yaptığın hataları, affedemediğin kişileri, özür dilemek istediklerini uzun uzun, hissede hissede yazıyorsun. Daha sonra bunları yakarak yok ediyor ve karmanı temizliyorsun.
Anlayacağınız eskinin kurşuncu teyzeleri zamana yenik düştü ve yerlerini 'karma temizlikçileri' aldı.

Soner Yalçın'a özel not: Hayat bana birçok şeyi aynı anda öğretiyor. 'Ben sana söylemiştim' dediğini duyar gibi oluyorum. Zor günler, ama geçip gidiyor işte bir şekilde. Geçenlerde 'kapını çalmaya ihtiyacım var' diye yazmıştım ya hani, okurlar pek üzülmüş. Çok komik, gazeteye çiçek yollayan bile oldu. Zaten sana yazdığım notlar ciddi sayıda okur mektubu alıyor.
Biz de bir şekilde hafta sonları buluşuyor sayılırız. Sen okuyorsun, ben de okuduğunu biliyorum. 'Buna da şükür!' diyorum...

<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Şayet Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın müs

'Bahçeli'nin Şuşa'da yaptırmak istediği okul kardeşliğin sembolü olacak'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları