• $7,3078
  • €8,776
  • 403.203
  • 1533.32
22 Ocak 2012 Pazar

Baylan ve Ducasse'nin adı, bir de yemeklerin tadı!

Birkaç ay önce duymuş ama bir türlü gitmeye fırsat bulamamıştım.  
Bebek'te yeni açılan bir restoranın mönüsünü üç Michelin yıldızı sahibi ünlü Fransız Şef Alain Ducasse yapmış. Restoranın mutfağında çalışanlara Ducasse'nin okulunda eğitim aldırılmış.
Üstüne üstlük bu yeni restoran ünlü Baylan Pastanesi'nin restoranıymış.
Baylan'ı bilmeyen var mıdır bilmiyorum. 1923'ten beri varlığını sürdüren, adı Cemal Süreyya, Behçet Necatigil, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Haldun Taner,  Peyami Safa, Orhan Kemal gibi isimlerle bütünleşmiş bir pastane.
Baylan'ın kurucusu Leans Ailesi'nin genç kuşak temsilcisi Harry Lenas, Türkiye'nin ilk 'akademisyen pastacısı' olarak anılır. Türkiye'de pasta ve pastane kültürüne yenilikler getirmiştir. Kendi icadı birçok pastayı literatüre sokmuştur. En meşhur icadı şüphesiz 'Kup Griye'dir... Yıllar içinde değişen ekonomik koşullar ve müşteri profilleri sebebiyle Baylan çok kan kaybetmiş, Beyoğlu'ndaki şube ve çikolata fabrikası kapanmıştı.
Bu sebeplerden olsa gerek; Baylan 2009 yılında Leans Ailesi tarafından Altınkılıç Ailesi'ne ait Altınmarka'ya devredilmişti...
Ve ünlü Baylan Pastanesi yeni patronların kararıyla Bebek sahilinde şık bir dükkana yerleşmişti.
Geçen yıl pastanenin yanına bir de restoran açmışlar.
İşte Alain Ducasse'in elinin değdiği yemekler de bu mutfaktan çıkıyormuş...
***
Yeme içme işinde fazlaca iddialı bu iki ismi aynı mönüde buluşturan mekana giderken yiyeceğim yemeğin lezzetini düşünerek heyecanlanıyordum.
Mekandan içeriye girip de alt kata indiğimde önce mimari bir hayal kırıklığı yaşadım.
Mustafa Toner imzası taşıyan Baylan denize sıfır... Ancak çelik kontrüksiyon ve pencere çerçevelerinden bırakın manzarayı görmenizi, deniz kenarında olduğunuzu anlamanız bile imkansız.
Neyse...
Yiyeceğimiz yemek dekorasyondan, mimariden ve atmosferden daha önemli...
***
Son derece kısıtlı seçeneğe sahip mönüden zorlanarak siparişlerimizi verdik.
Servis hızlı, mekanda kullanılan malzemeler, gümüş çatal bıçaklar, servis takımları etkileyici derecede şıktı.
Yemeklerimiz geldi. Benim Fener balığım ve arkadaşımın bonfilesi... İkisi de birbirinden kötüydü...
Aç kaldığımız için birkaç deneme daha yaptık ve mutsuz olduk.
Mutsuzluktan çok şaşkındık aslında.
Baylan ve Ducasse'ın adını bir araya getirip, 100 binlerce dolar yatırım yapıp ortaya bu sonucu çıkartabilmek ancak özel çaba gerektirir!
Garsonla biraz sohbet ettik, sorular sorduk... Merakımızı gidermeye çalıştık.
Ve öğrendik ki mutfakta hem bir Fransız hem de Ulus 29'un eski aşçısı olan bir Türk beraber çalışıyormuş...
Naçizane önerim; o mönüyü elden geçirip, lezzetli adamakıllı yemekler ortaya çıkartmaları...
Ulus 29 gibi yemeklerinin lezzetiyle kendini onaylatmış bir yerin aşçısı elinizdeyse Baylan'ın adına bu kötülüğü yapmaya devam etmeyin. Bırakın bu fazlaca özenti, Fransız tutkunuzu bir tarafa da, ölmek üzere olan restoranınızı hayata döndürmeye bakın...
Hem mekanınız bomboş hem yemekler çok kötü...
Alain Ducasse gelse, görse ve yese kahrından ölür...

Teşekkürler...
Dünkü yazıma büyük ilgi gösterdiğiniz için teşekkür ederim.
Herkese tek tek cevap vermem imkansız. Bunu lütfen toplu bir teşekkür olarak kabul edin.
Ağladım, güldüm, canım yandı, alay ettim, sanki benim ağzımdan yazmışsın, geri zekalısın, şehitler öldüğünde ne yaptın diyen herkesi tek tek okudum...
Sadece tek bir cevap vermek istiyorum; beraber yaşamayı öğrenmek zorundayız. Bizi kızdıran fikirlere, duygulara, arzulara sahip insanları yok edemeyiz. Beraber yaşamayı öğrenmezsek bu dünya bize dar gelecek... Ve inanın son sadece uygun bulmadıklarımız için değil, hepimiz için acı olacak!

<p><span>28 Şubat darbesiyle iktidardan uzaklaştırılan ve bu uğurda büyük bedeller ödeyen Erbakan'ı

CHP'nin 'Erbakan' ilgisi

Çorum'da 7 bin 291 litre sahte içki ele geçirildi

İstanbul'da yüzde 50 kapasiteyle kafe ve restoranlar ilk müşterilerini aldı

Yeni normalleşme süreciyle okullarda yüz yüze eğitim başlandı! İşte ilk kareler