• $8,058
  • €9,6752
  • 460.376
  • 1408.14
17 Mart 2012 Cumartesi

Ahu Yağtu'dan nefret mi ettiniz?

Sık sık kadın hakları tartışılır bu ülkede. Sorsanız herkes 'kadın önemli' der... 
Özellikle de medya mensupları.
Ama küçücük bir olayda bile esas duruşları çıkar meydana.
Misal; sansasyonel bir magazin olayı gündem olur.
Olayın kadın kahramanı hemen, oracıkta asılır. Erkeğin ise bir sırtını sıvazlamadıkları kalır.
Bu hep böyle olmuştur.
Erkek yaşlı kadın genç ise 'babası yaşında adamla' diye yazarlar. Kadın yaşlı erkek genç ise 'çocuğu yaşında' diye...
Bu örnek tam bir klişedir ama medyanın kadınla kurduğu ilişkiyi anlamak için de çok şahanedir!
Her daim, kadını toplumdan önce medya asar. Gazeteciler, yöneticiler, editörler sağlam birer kadın düşmanıdırlar. Aman yanlış anlamayın, sadece erkekler değil, kadınlarda sağlam birer hemcins düşmanıdır memleketimde!
Kendinden iyi gördüğü hemcinsi hakaret yağmuruna tutulsun, bayılır bayılır!
***


Mesela; geçen haftanın gündemi Cem Yılmaz'ın evlenmesiydi. Düğün, davetliler, twitter'a konan fotoğraflar filan derken işin rengi değişmeye, gazetelerde 'kimdir bu Ahu Yağtu bakalım' tadında haberler çıkmaya başladı. Elbette her zaman olduğu gibi iş en çirkin noktaya kadar getirildi; Cem Yılmaz neden Ahu'yu tercih etti? Yani kısacası Ahu'nun neyi vardı da Cem onu 'aldı' diye sordular sayfalarından. Kafaları öyle çalışıyor, akıllarına bu sorular geliyor, normal, makul, herkesi kendileri gibi sanıyorlar, ne yapsınlar!
Ve sonra yaptıkları haberlerle  birtakım seçenekler sunuyorlar önümüze...
Acaba Cem, Ahu'yu;
Kendisini özgür bırakacağı, boğmayacağı için mi,
Gözlerden uzak yaşamayı sevdiği için mi,
Hırssız bir kadın olduğu için mi,
Tok gözlü olduğu için mi,
Fazla 'ortalara dökülmemiş', adını koruyabilmiş olduğu için mi,
Yoksa sadece hamile olduğu için mi tercih etmiştir...
Bu yüksek zihinli, hastalıksız ruhları tebrik etmek lazım her şeyden önce.
Cem Yılmaz ve Ahu Yağtu'nun evlenirken çekilmiş bir fotoğrafını görür görmez 'ya abi, bu adam bu kızı neden tercih etmiştir? Hangi meziyetinden dolayı evlenmiştir?' diye merak edecek kadar sorgulayıcı kişilikler lazım bu ülkeye!

Özür diliyorum!
Çok üzgünüm... Ülkemde yaşanan birçok olaydan dolayı üzgünüm ama geçen hafta zamanaşımına uğrayan Sivas katliamı davasından dolayı karanlıklara gömülecek kadar üzgünüm.
Kabullenemiyorum.
Gazetecileri, işadamlarını, yöneticileri, askerleri yıllarca ortaya net bir sebep koyamadan 'olasılıklarınız' üzerine kurulu mantıksız iddianamelerinizle hapishanelerde çürütüyorsunuz ama insanları köşeye kıstırıp, çaresiz bırakıp, cayır cayır yakarak öldüren ve sevinç çığlıkları atan, tekbir haykırışlarıyla cinayetlerini Allah'ın izniyle işlemişçesine meşrulaştırmaya çalışan o pislik, o çöp, o aşağılık canlıları zamanaşımıyla ödüllendiriyorsunuz öyle mi?
Ve bunu yaparken de gece yastığa başınızı huzurla koyuyorsunuz?
Cayır cayır yakılarak öldürülmüş insanlarınızın hakkını aramıyor, yakınlarına borcunuz olan adaleti bile çok görüyorsunuz öyle mi?
Hepinize birden yazıklar olsun!
Ben ise; Sivas katliamında hayatını kaybeden;
Muhlis Akarsu, Muhibe Akarsu, Gülender Akça, Metin Altıok, Mehmet Atay, Sehergül Ateş, Behçet Sefa Aysan, Erdal Ayrancı, Asım Bezirci, Belkıs Çakır, Serpil Canik, Muammer Çiçek, Nesimi Çimen, Carina Cuanna Thuijs, Erkan Doğan, Hasret Gültekin, Murat Gündüz, Gülsüm Karababa, Uğur Kaynar, Emin Buğdaycı, Asaf Koçak, Koray Kaya, Menekşe Kaya, Handan Metin, Sait Metin, Huriye Özkan, Yeşim Özkan, Ahmet Özyurt, Nurcan Şahin, Özlem Şahin, Asuman Sivri, Yasemin Sivri, Edibe Sulari ve İnci Türk'ün ailelerinden ve sevenlerinden özür diliyorum. Böylesine vahşi bir insanlık suçuna karşı duyarsız kaldığımız, hakkınızın teslimini sağlayamadığımız için. Lütfen bizi affedin kiminiz annesiz, babasız, evlatsız kaldınız, kiminiz böylesine bir katliama kurban gittiniz ve biz sizi koruyamadık! Koruyamamakla da kalmadık sizi yakarak katledenleri cezalandırmadık! En basit insanlık hakkı olan 'yaşam hakkınızı' elinizden alan, adaletini göstermeyen bu ülkeyi ve bizleri nasıl affedeceksiniz, bilmiyorum...

Allah da seni güldürsün!
Ülke gündemi belli. Her gün, her saniye içimizi sıkan gelişmelerden kafayı üşütmek üzereyiz.
Endişeden tımarhanelik olmamız an meselesi.
Gazeteler, televizyonlar ya içimizi daha da karartacak bilgilerle dolu, ya da sıkıntı verecek derecede boş, bomboş.
Yine her zamanki gibi 'karanlık' bir sabah, tüm gazeteleri okumuşum. AKŞAM'ın ikinci sayfasında Hakan Uç imzasıyla, 'Bir ışın kılıcı eksik' başlığıyla yayımlanmış Bülent Ersoy fotoğrafını görünce yudumlamakta olduğum kahveyi püskürttüm! Uzun zamandır bu kadar gülmemiştim. Var ol Hakan! Ve elbette Bülent Ersoy... Sen beni böylesine güldürdün ya, Allah da seni güldürsün...

Necmettin Erbakan'ın kemikleri sızlıyordur!
Necmettin Erbakan sağ kesim için çok kıymetli bir isimdir. Daha sonra kendisinden kopmuş olan, başka yöne yürümüş olanlar bile 'hocaları'na saygıda kusur etmez, önemini vurgularlar.
Böyle birinin çocuğu olmak, eşi olmak, anası-babası olmak beraberinde bazı sorumlulukları da getirir.
Haliyle, çocuklarının da Necmettin Erbakan'ın miras bıraktığı 'inanmışlarına' ihanet etmemek gibi büyük bir sorumlulukları vardır.
Aksi takdirde, Necmettin Erbakan'ın bunca yılık çizgisi bir kenara atılacak ve yıllar sonra da 'çocukları cihat paralarını yedi. Sonra da para kavgasına tutuştu' bilgisiyle anılır olacak.
Hem böyle ortalık yerde kavga etmeye devam ederseniz sormazlar mı 'Nerede sizin Müslümanlığınız Erbakan kardeşler? Para kavgası, senin hakkın olmayanı cebe indirmek filan yakışır mı Müslüman adama?' diye...

<p>Belarus'ta askeri darbe planladığı iddia edilen kişilerin videosu ortaya çıktı. Belarus'ta gizli

Belarus'ta gizli kamera ile kayda alındı: 1 numaralı görevin onu ortadan kaldırmak

Bakanı Karaismailoğlu, Hasankeyf-2 Köprüsü Açılış Töreninde katıldı

Milli Savunma Bakanlığı fotoğrafları paylaştı

''Baharın müjdecisi'' leylekler Bingöl'e renk kattı