• $ 5,7652
  • € 6,3971
  • 277.213
  • 95394.2
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Tehdit, şantaj, dayatma...

Eli kulağında, Yüksek Seçim Kurulu, artık gereğini yapacak. Topladığı verileri masaya yatıracak. Seçimin adil yapılıp yapılmadığına bakacak. Varsa bile ufak tefek sonucu etkilemeyecek madrabazlıkları dikkate almayacak. Ancak, ortada ciddi usulsüzlük, yolsuzluk ve hırsızlık varsa İstanbul Seçiminin iptaline karar verecek.

Yapılması gereken bu! Hukuk böyle diyor çünkü! Adalet kavramı bunu gerektiriyor!

Şu şunu dermiş, bu böyle davranırmış, alınacak kararın muhtemel sonuçları şöyle ya da böyle olurmuş; hukuk bakmaz buna. Zaten bakmaması ve dış tesirlerden etkilenmemesi gerekir. Hukukun görevi, kanunlara uygun karar verip adaleti sağlamaktır. Dünyanın her yerinde, Roma Hukuku’ndan beri bütün hukuk devletlerinde temel mantık budur. Ancak mutabık değiliz bu temel doğruda!

Bizde 31 Mart’tan bu yana belli çevreler tarafından hukuk rafa kaldırılmış durumda. Bunu da geçmişte en fazla “hak, hukuk, adalet” diye bağıranlar yapıyor. Utanılacak değerlendirmeler, insanın kanını donduracak yönlendirme çabaları peş peşe geliyor… Belli çevreler, adeta “hukuk da neymiş” dercesine tavırlar sergiliyorlar! Şu ifadelere bakın:

*Türkiye’nin çok ciddi sorunları varmış. O yüzden İstanbul seçimlerine takılıp kalmak doğru değilmiş!

*İstanbul seçimi yenilenirse, Türkiye’de gerilim olurmuş!

*Ülkenin birlik ve beraberliğe ihtiyacı olduğu bir dönemde seçim yenileme kararı vermek de neymiş!

*Türkiye İstanbul’dan çok önemliymiş!

*Önümüzde S-400, Suriye Meselesi ve alınması gereken çok önemli ekonomik kararlar varmış! Konuyu kapatıp, o tarafa bakmak gerekirmiş!

*Eğer seçimi yenileme kararı verilirse, batıda zaten var olan Türkiye’ye karşı olumsuz bakış daha da perçinlenirmiş! Ekonomimiz ve uluslararası menfaatlerimiz sıkıntıya girermiş!

Vesaire, vesaire…

İçinde her türlü tehdit, şantaj ve dayatmayı barındıran; çirkin, hukuka aykırı, kimliksiz ve kişiliksiz değerlendirmeler bunlar!

Kimse kusura bakmasın, ama hukuk devleti kavramının ve demokrasinin ayaklar altına alınmasıdır böyle bir tavır. Bağımsızlık kavramının bir kenara atılması ve düpedüz teslimiyettir. Ama hiç utanmadan ve sıkılmadan yapabiliyorlar bunu!

***

Asıl dikkat çekici olan şu ki:

Malum güçler dışarıdan, bunlar da içeriden bastırıyorlar. Türkiye’ye yönelik tehdit ve şantajda ağız birliği etmiş gibiler.

Osmanlı’nın son dönemlerinde İngiliz Muhipleri Cemiyeti kurulmuştu bu ülkede. “Bırakalım mücadeleyi, idareyi İngilizlere verelim” diyorlardı. Ne farkı var birbirlerinden? Bugünküler de “Ne olmuşsa olmuş, üzerini kapatalım ve batıyı rahatsız etmeyelim” tavrı içindeler. Kafa, aynı kafa!

Adalet kavramını ayaklar altına almaktır bu sergilenenler. Milli şuuru felce uğratmaya çalışmaktır. Yabancı müdahalesine açık bir destektir.

Bu kafalara teslim olmak, Türkiye’nin son yıllarda elde ettiği bütün kazanımları bir köşeye atmaktır! İşte en çok da bu yüzden hukukun üstünlüğünü ayakta tutmak zorundayız. Türk yargısının görevi adil karar vermektir. Ülkemiz üzerine hesaplar yapıp, bize rota çizmeye çalışanları mesut ve mutlu etmek değil!

<p>Erzincan´a bağlı Günbağı köyünde Nevzat Gökdemir, inşaat halindeki evini kontrol ederken ilk gün

Evcilleşen Kargalar Cips Yiyip Kıraathaneye Gidiyor

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Bir bölümü ziyarete açıldı turist akınına uğradı

Abant Gölü'nden daha büyük olacak... Doğaseverleri büyülüyor