• $28,9919
  • €31,2252
  • 1866.62
  • 7913.76
13 Kasım 2023 Pazartesi

Yaptırım olmamasından haz duyan soykırımcı İsrail

İşgalci İsrail tarihin en barbarca soykırımlarından birini yapıyor. Hastanelere doğrudan saldırarak savaş suçu işlemesinin yanı sıra sağlık sistemini çökertiyor. Hastanelerin sistemlerinin vefat sayılarını veremeyecek derecede soykırımcı İsrail tarafından çökertilmiş olması barbarlığın seviyesini gösteriyor. Gazze'deki Filistin Sağlık Bakanlığı 11 Kasım günü vefat sayılarını açıklayamadı. Bu durum soykırımın geldiği boyutu gösteriyor. İsrail, bir ay içinde 3 binden fazla kadın, 5 bine yakın çocuk katletti. Şayet katil İsrail, maktul Filistinliler olmasaydı tüm dünya ayağa kalkardı. Dünyanın her yerinde vicdanlı insanlar ayağa kalkmış olmasına rağmen emperyalist devletlerin yöneticileri İsrail'e destek vermeye devam ediyor. İşgalci İsrail'e verilen destek sadece bugün değil yaklaşık 75 yıldır İsrail'in işgalleri ve soykırımı destek görüyor.

Ünlü bir İtalyan gazeteci bundan 41 yıl önce 22 Ocak 1982 tarihinde La Republica'da İsrail'in nasıl desteklendiğini şöyle yazıyor: "İsrail yönetimleri şaşırtıcı bir süreklilik ve incelikle kaba kuvvet ve oldubittilere dayalı politikalarını ısrarla sürdürmektedir... Her türlü kınamadan uzak oluşundan haz duyarak, girişeceği yeni eylemler için hazırlık yapabilir... Yeryüzünde uluslararası hukuku ihlal eden veya ahlak ve hukuk kurallarını çiğneyen herkes, eylemlerinin, İsrail'in ABD tarafından desteklenen tutumu yanında, son derece sönük ve ahlaki kalacağından emin olabilir." Gerçekten de insanlık tarihinin en vahşi cinayetleri bile İsrail'in katliamları ve savaş suçlarının yanında daha sönük kalır. Üstelik bu insanlık suçlarını planlayarak, düzmece kurgular yaparak ve tahrif edilmiş dini anlayışlarına göre kutsallık katarak yapıyorlar.

Siyonist İsrail, ABD ve Batı'nın şartsız desteğini nasıl alıyor? Sorunun cevabını Livia Rokach'ın "İsrail'in Kutsal Terörü" adlı kitabında bulabiliriz. 1950'li yıllarda İsrail İşçi Partisi günlük gazetesi olan Davar'da şu önerilere yer veriliyor: "50'li yıllarda izlenen politikaya geri dönmeliydik. ABD'nin farklı çıkarlarıyla bölgede İsrail'in konumunu sarsmaması için, körfezdeki petrol yataklarını havaya uçurmakla tehdit etmeliyiz. Aynı şekilde, batıya ve özellikle ABD'ye bu bölgedeki çıkarlarının gerçek temsilcisinin kim olduğunu göstermeliyiz. Batı'ya, İsrail'i ele alırken aşmasına izin verilmeyecek bir sınır olduğunu öğretmeliyiz." İsrail'in yaklaşık 70 yıl önce dile getirdiği ve gizlemeye ihtiyaç duymadığı baskı ve terör strateji bugün de bütün çıplağıyla devam ettiriliyor. Dün nasıl ki kanlı eylemleri Batılı devletleri ve medya kuruluşlarını yanında göreceğini hesaplayarak yaptıysa bugünkü soykırımı da aynı hesapla sürdürüyor. 1950'li yıllarda devreye alınan "Batı'ya, İsrail'i ele alırken aşmasına izin verilmeyecek sınır" stratejisi başarıyla sürüyor. Üstelik işgalci İsrail bu stratejisini hiçbir ahlaki ilkeyi, hukuk kuralını ve insani değeri dikkate almadan yapıyor.

Siyonist İsrail'in ilk Dışişleri Bakanı ve ikinci Başbakanı Moşe Şaret ise işledikleri insanlık suçlarını nasıl maskelediklerini günlüklerinde şöyle anlatıyor: "1930'lu yıllarda intikam duygularını geri plana itmiştik. Şimdi tersine misilleme mantığını haklı göstermeye çalışıyoruz... Bu içgüdüler önündeki ruhsal ve ahlaki engelleri yok ederek, intikamı ahlaki bir değer, kutsal bir ilke olarak kabul edilmesini olanaklı kıldık." Emperyalist devletlerin yöneticileri ve uluslararası medya kuruluşları İsrail'i destekleseler de Siyonistler insanlığın vicdanında mahkum olmuştur.

TRT Tabii'nin orijinal içeriklerinden Rumi'nin ikinci sezonu, platfromdaki yerini aldı. Toplamda üç

Kaan Yıldırım ve Devrim Özkan 'Rumi'nin bilinmeyenlerini anlattılar

Dikkat: Bu otomobiller 350 bin TL ile 450 bin TL arası! Kaçıran adeta pişman oluyor

Gaziantep sise büründü

ŞOK 9 Aralık kataloğu: 2359 TL'ye airfyer, 7299 TL'ye dik süpürge fırsatı!