• $32,8396
  • €35,1458
  • 2462.97
  • 10741.9
27 Mayıs 2024 Pazartesi

Türk siyasetinin laneti: Darbecilik

Türk siyasi hayatında çok partili ilk seçimde iktidar olan Demokrat Parti, 64 yıl önce bugün darbeyle iktidardan uzaklaştırıldı. 10 yıllık iktidarında ülkemizde büyük bir kalkınma hamlesi yapan, ekonomide ve dış politikada bağımsız politikalar uygulayan, milletin dini değerleriyle barışık uygulamalara imza atan Menderes ile iki bakanı idam edildi. DP'li milletvekilleri, bakanlar ve parti yöneticileri işkence gördü.

Adnan Menderes, güçlü bir Türkiye'nin inşasına koşmasının bedelini, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Kıbrıs davası, Ortadoğu ile ilişkiler ve bağımsız dış politikada attığı adımların bedelini, Maliye Bakanı Hasan Polatkan ise IMF ve Dünya Bankası'ndan bağımsız ekonomik politikaların bedelini maalesef canlarıyla ödediler.

Türk siyasi tarihinde darbelerin anası olarak görülen 27 Mayıs, kötü bir anlayış olarak sürdürüldü. 15 Temmuz hain darbe girişiminin de 27 Mayıs'tan kopyalandığını gösteren çok sayıda vaka görüldü. 27 Mayıs darbesi, ordunun içine yuvalanmış bir çete, CHP, basın, üniversiteler ve ABD desteğiyle gerçekleştirildi.

Menderes'in ilk icraatı ezanı aslına çevirmesi olmuştu. 14 Mayıs 1950 seçimlerini ezici bir çoğunlukla kazanan Menderes ve arkadaşları, 16 Haziran 1950 tarihinde ezanın zorunlu olarak Türkçe okunmasına ilişkin kanun maddesinin TBMM'de iptal edilmesini sağladılar. Ezanın aslına çevrilmesi darbe planlarının başlamasına neden oldu.

Darbeciler, 'ilk işi ezanı Arapçalaştırmak oldu' diyerek Menderes'e bitmeyen bir kinle darbe gerekçeleri oluşturdular. Zaten Arapça olan ezanı Arapçalaştırmak suçlamasının ne kadar akıl dışı olduğu ortadadır. Ancak darbecilerde akıl, vicdan ve insaf gibi insani vasıfları aramak hakka saygısızlık olur.

Gözlerini kin bürümüş darbeciler, ne yaptıklarını bilmez bir halde Menderes ve arkadaşlarını idam etmek için ortaya attıkları iddiaların çelişkilerinin bile farkında değillerdi. Menderes'in ezanı aslına çevirmesini darbe gerekçesi yapanlar, onu Eyüpsultan Camii'ne abdestsiz gittiği" iddiasıyla suçluyorlardı. Yassıada'da kurdukları düzmece mahkemede sözde savcı "Kadir Gecesi'nde halkın arasında görünmek için Eyüpsultan Camii'ne abdestsiz gittiği" suçlamasını yapıyordu.

15 Temmuz dahil Türkiye'de yapılan darbelerin tamamının destekçisi olan ABD, 27 Mayıs'ta da aktif rol almıştı. Dönemin ABD Büyükelçisi Warren, 28 Mayıs sabahı cuntanın atadığı Dışişleri Bakanı ile darbenin elebaşı Cemal Gürsel'i, Genelkurmay Başkanlığı binasına bizzat giderek kutlamıştı. ABD Büyükelçisi, "Görev yaptığım ülkelerde çok darbe gördüm. Bu ise şimdiye kadar şahit olduğum en dakik, en etkin ve en süratli darbe" ifadeleriyle 27 Mayıs darbecilerini övmüştü.

Menderes, MİT personelinin maaşını ABD'nin ödemesi ayıbına son vermişti. Teşkilata örtülü ödenekten para aktararak Türkiye'yi bu ayıptan kurtarmasının bedelini ABD'nin içinde olduğu darbeyle ödemişti.

Bağımsız ve güçlü bir Türkiye ideali için çalışan liderler genellikle darbeyle indirildiler. Bunun tek istisnası Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır. 15 Temmuz'da darbe girişimine rağmen ayakta kalmayı başaran tek liderdir.

Yaşanan bunca acıya rağmen halen Yassıada zihniyetini taşıyan 27 Mayıs anlayışının varlığı demokrasi mücadelesini zorunlu kılmaktadır. Bugün bile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Menderes'in akıbetiyle tehdit etmeleri mücadelenin sürmesi gerektiğini gösteriyor.

CIA şeflerinin Türkiye'deki darbeleri "Bizim çocuklar başardı" olarak gördüğü günler vardı. 15 Temmuz'da ise bu milletin çocuklarının durdurduğu darbe girişimi oldu.

Yassıada zihniyetiyle mücadelemiz hep devam edecektir. Aradan ne kadar zaman geçerse geçsin Menderes ve arkadaşları rahmetle, darbeciler lanetle anılacaktır.

<p>Devrek'te hayvancılık işi yapan Kayhan Ayvacı ve ev hanımı Rabia Ayvacı, düğün salonunda gerçekle

Düğünde damada takı yerine koyun hediye ettiler

Yetişen alıyor: 80.000 TL'den başlıyor! İşte ikinci el araba modelleri

Dünya mirası Nemrut bayramda ziyaretçi akınına uğradı

Etiyopya'da müzedeki dev kaplumbağa görenleri şaşırtıyor!