• $32,5208
  • €35,0055
  • 2433.64
  • 10471.3
1 Eylül 2022 Perşembe

Kılıçdaroğlu'ndan sonrası ebem kuşağı

B.

Kurtuluş Tayiz dün Akşam'da yazdı "mesele ağaç değil, Abdullah Gül potaya girmek için var gücüyle yükleniyor" dedi. "Kılıçdaroğlu'nun kendisini bu kadar yüksek perdeden refere edişinin en önemli sebebi uluslararası karar vericilerin Abdullah Gül dayatması sebebidir. Abdullah Gül'e razı olmayanları Kılıçdaroğlu ihtimali ile razı etmektir" dedi Kurtuluş Tayiz. İronik ama hakikatten yana hissesiz değil.

Öyle bir CHP Genel Başkanı düşünün ki, ismi ölüm gibi sıtmaya razı etmek için kullanılıyor, üstelik bizzat kendince.

Olabilir mi? Olabilir. Oldu işte...

Aylardır sürüp giden tartışmalar esnasında gördüğümüz, Millet İttifakı'na oy vermesi muhtemel kesimde dahi Kemal Kılıçdaroğlu ismine karşı büyük bir reaksiyon olduğu.

O halde doğal olarak soruyoruz, Kemal Bey hangi amaçla gaipten gelen bir müdahaleyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin liderlik koltuğuna oturtulmuştur? Kendi kitlesi açısından dahi bu kadar kabule yakın olmayan bir siyasal figürün iktidar hasretiyle ne yapacağını şaşırmış bir siyasal hareketin liderliğinde ne işi vardır? Bütün bu kasetler, bu senaryo Cumhuriyet Halk Partisi içindeki bütün değişim ne için, neye hizmet etmek için sahnelendi?

Öyle ya, Deniz Baykal'ın en azından siyaseten bir karşılığı vardı. En azından CHP seçmeni tarafından kabul gören bir genel başkandı. Onu tasfiye edip, yerine Kemal Kılıçdaroğlu'nu getirmek isteyenler neyi amaçlamış olabilirler? Baykal'ın bir türlü aşamadığı o eşiği aşmasını amaçlamadıkları aşikar; zira masadaki ortakları Sayın Kılıçdaroğlu'na biteviye Alevi diye, antipatik diye kulplar takıp "uzak dur aday olma!" mesajı veriyor.

Öyle görülüyor ki bir irade Kılıçdaroğlu'nu 2023 seçimlerinde de bir şekilde aday yaptırmayarak Türkiye siyasetini dizayn etme çabası içinde.

Kılıçdaroğlu bu seçimde de aday olmayarak siyasal kariyerini sonlandırırsa bir hakikat gün gibi yüzümüze çarpacak: Sayın Kılıçdaroğlu'nun koltuğunun altına dosyaları sıkıştırarak bir siyaset starı yaratan; kaset komplosuyla onu CHP Genel Başkanlık koltuğuna oturtan o gizemli güç aslında Erdoğan'ı devirecek bir lider yaratmak peşinde değilmiş. Zaten bildiğimiz, ancak yok canım diyerek muhayyilemizden uzaklaştırdığımız bu gerçek delil bulacak. Ve bizler asıl maksadın ne olduğunu badel harab-ı Basra göreceğiz.

Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığı ve ana muhalefet liderliği ile amaçladıkları şey, Türkiye siyasetini ebem kuşağının altından geçirmek ve meşruiyet zeminimizi tepetaklak etmek, algımızı dizayn etmekmiş; bir kez daha ispat olunacak. Geldiğimiz noktada HDP'li Meral Danış Beştaş eğer Ak Partilileri yargılamaktan bahsedebiliyorsa, bir kanlanma varsa yani ve CHP'liler Selahattin Demirtaş'ı serbest bırakıp AK Partili siyasileri hapse atmaktan bahsedebiliyorlarsa bu meşruiyet algımızın nasıl ters yüzü olduğunu gözler önüne sermeye kâfidir.

Darbeci hainleri meşru görüp darbeye direnenleri nameşru ilan etmek şenaatini görmedi mi bu gözler?

Algımız hakikate yaklaşımımız meşruiyet zeminimiz nasıl da altımızdan çekilmeye çalışılıyor köy odasının kırk yamalı kilimi gibi...

Eyyam hakikaten eyyama benzemiyor... Meğer günü gelecekmiş de, bizler "Deniz Baykal ne kadar da organik bir siyasetçiymiş" diyecekmişiz.

Demiş bulunduk. Allah selamet versin. Vesselam.

<p>Yer Hakkari'nin Yükseova ilçesine bağlı Kısıklı köyü.</p><p>260 haneli yaklaşık 1500 nüfuslu Kısı

Türkiye'de tek: İmece usulü kurban!

Etiyopya'da müzedeki dev kaplumbağa görenleri şaşırtıyor!

Dünya bizimkileri konuşuyor! ''Türkler mücevherine güvendi''

Milliler inanmış bir kere!