• $ 5,7477
  • € 6,3537
  • 279.031
  • 100237
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Suriye’de rejiminin sicili

Yedi senedir devam eden Suriye krizi şimdiye kadar yaklaşık bir milyon insanın hayatına mal oldu. Uzun bir süre önce BM’nin ilgili kurumları can kaybını saymayı bıraktı. İnsan hakları gözlem evlerinin can kaybı rakamları ise toplam can kaybının sadece bir kısmına denk geliyor. Zira sadece belgeleyebildiklerini kayda geçiriyorlar. Krizin hangi tarafından bakarsak bakalım 21. yüzyılın en büyük insani felaketlerinden birisiyle karşı karşıyayız. Can kayıplarının çok büyük bir kısmını maalesef siviller oluşturuyor.

Esed rejimi şimdiye kadar yüz binlerce Suriyeli sivilin hayatına kastetti. Kimyasal silah kullanımı, varil bombaları, sivil hedeflere yönelik hava saldırıları artık maalesef adiyattan hadiselere dönüştü. Buna rağmen krizin başından itibaren ısrarla rejimi bu suçlardan beri tutma gayreti var. Rejimin suç işleme kapasitesinin inkarı Suriye krizinin en büyük garabetlerinden birisidir.

Bu inkar gayreti yeni değil; daha krizin başından beri Suriye’deki sivil kayıpları görünmez bir yabancı güce yoruluyor. İlk aylardaki barışçıl gösterilerde öldürülen sivillerin sorumluluğu bile ya muhaliflerin kendilerine ya da dış güçlere hasrediliyor. O günlerdeki en kayda değer vaka, Cisreşşuğur’da öldürülen çok sayıdaki askerdi. Rejim yüz civarındaki askerin (infaz edilerek) öldürülmesinin sorumluluğunu muhalefete atmıştı. Oysa sahadaki herkes bu askerlerin halka silah sıkmayı reddettiği için rejim tarafından infaz edildiği biliyordu. Kaldı ki muhalifler bırakın krizin henüz başladığı günleri, momentumun zirvesinde olduğu günlerde dahi o miktarda bir askeri infaz edebilecek bir güce erişemedi.

Ayırt etmeksizin hedef alınan pazar yerleri, parklar, okullar, hastaneler, sivil yerleşim yerlerinin cezai sorumluluğu da rejimi şimdiye kadar hiç bağlamadı. Kırmızıçizgi sadece kimyasal silahlar için çekildi; fakat bu da sahada bir değişiklik yaratmadı. Rejim kimyasal saldırıları dahi muhaliflerin kendilerinin yaptığını iddia etti. BM’nin ve diğer uluslararası kuruluşların rejimin sorumluluğuna işaret eden raporları da hiçbir anlam ifade etmedi. Rejimin Doğu Guta’daki kimyasal saldırısı sonrasında, Rusya’nın arabuluculuğuyla kimyasal silahların tasfiyesi anlaşmasına varıldı. Dosya o zaman için kapandı; ama kimse “rejimin elinde neden bu kadar kimyasal silah vardı” diye sormadı. Oysa kimyasal silah envanteri bile rejimin şiddet ve suç işleme kapasitesini göstermeye yeterdi.

Ne rejim bu envanteri tamamen teslim etti, ne de bu kimyasal silahları kullanmayı bıraktı. 2017’nin Nisan ayında bu sefer Han Şeyhun’da rejim yine kimyasal silahlara sarıldı. ABD’nin kimyasal saldırının kaynağı Şayrat Hava Üssü’nü Cruise füzeleriyle hedef almasıyla sonuçlanan Han Şeyhun’dan sonra da maalesef tablo pek değişmedi. En son Duma’da gerçekleştirilen kimyasal saldırıya kadar çok sayıda benzeri saldırı kayda geçti.

Son yedi senedir uluslararası toplumun gözleri önünde işlediği suçlar ve özellikle kimyasal silah kullanımı, sadece rejimin suç işleme kapasitesine işaret etmiyor. Aynı zamanda Suriyelilerin 2011’de neden sokağa döküldüğü sorusunu da başka bir açıklamaya gerek kalmaksızın cevaplıyor.

<p>Çanakkale´nin Biga ilçesine bağlı Kemer köyü yakınında yer alan antik çağın önemli liman kenti Pa

18 Asırlık Parion Antik Kenti´nin Surları Gün Yüzüne Çıkıyor

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

ABD'de asparagas davet yüzlerce kişiyi harekete geçirdi

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları