• $ 5,2818
  • € 5,9673
  • 224.35
  • 102.715
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Slovakya, Galatasaray, Çanakkale

1993... Eylül'ün 29'u... Galatasaray, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası birinci turunda İrlanda'nın Cork City takımı ile karşılaştığında maçı kısa dalga Türkiye'nin Sesi Radyosu'ndan Slovakya'nın Kosice kentinde, öğrenci yurdunun bahçesinde dinlemiştim. Radyo başka yerde çekmiyordu.
O sıralar IAESTE'nin 6 haftalık bir staj programı ile Kosice'deyim. Maçı G.Saray 1-0 kazanıp tur atladı. Öğrenci yurdunda o gece bir veda partisi vardı. Benim gibi IAESTE stajyeri olan arkadaşlardan bazıları yakında ülkelerine geri dönecekleri için bir araya gelelim istemiştik. Partiye katılıp sevinçle G.Saray'ın tur atladığını söylediğimde, İngiliz bir arkadaşın beni nasıl aşağıladığını hiç unutamam. Bu böbürlenmeye karşı aklıma ilk gelen şey 18 Mart 1915'te ve sonrasında Çanakkale'de İngilizleri nasıl perişan ettiğimizdi.
1993… Ekim'in 2'si, saat sabah 06.50…Kosice otobüs terminalindeyim. Arkadaşlarla buluşup Michalovce tarafında bir kanyonda doğa yürüyüşüne gideceğiz. Bir gün önce kuralar çekilmiş, G.Saray'ın ikinci turdaki rakibi belli olmuş ama ben bilmiyorum. O yıllarda cep telefonu yok, internet yok. Terminalde Slovakça bir spor gazetesi alıp, tırım tırım kura sonuçlarını aradığımı hatırlıyorum, buluyorum. GS-Manchester United. Yine Çanakkale'yi hatırlıyorum. Eleriz diyorum…
1993… Ekimin son haftası… Boğaziçi Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak göreve başlamışım. Kütüphanede geniş bir mikrofilm arşivi olduğunu biliyorum. Kütüphaneye gidiyorum. İngiliz The Times Gazetesi'nin arşivinde 19 ve 20 Mart 1915'in manşetlerini keyifle süzüyorum. İngilizlerin mağlubiyetle ilgili şaşkın ve üzgün manşetlerini gördükçe gururlanıyorum. Köşe yazılarını okudukça, Kosice'deki İngiliz arkadaşı hatırlıyorum…
1993… Kasım'ın 3'ü… Ali Sami Yen Stadı'nda eski açık tribünündeyim. G.Saray ile M. United 0-0 berabere kalıyor ve GS tur atlıyor…
Sanırım bu ülke vatandaşı olup da Çanakkale Savaşı'nda yaşananlardan etkilenmeyen, Çanakkale'yi içselleştirmeyen yoktur. 1915'teki ülke nüfusu düşünüldüğünde savaşta verilen 250 bin şehit, her ailede bir ya da birkaç kayıp yaşanması anlamına geliyor. Benim ailemde de durum farklı değil.
Birkaç gün önce George S. Patton'un TheDefense of Gallipoli (Gelibolu Savunması) isimli kitabı elime geçti. İkinci Dünya Savaşı'nda üstlendiği rol ile savaşın gidişatına etki eden Patton'un, daha genç bir teğmen iken Gelibolu'da yaşananları aktardığı kitapta oldukça ilginç ve tarafsız saptamalar var. Patton, itilaf devletlerinin Çanakkale'de kaybetmesinin esas nedeni olarak savaşın tarafları arasında ortaya çıkan liderlik ve yönetim tarzı farklılığını görüyor. Aynen aktarıyorum: "Lider dediğin bizzat kendisi liderlik eder. Bakın, Türk tarafında Kemal Paşa, elinde haritası, kendi alayını bizzat kendisi harekete geçirip yüzden az askeriyle kazanırken, öbür tarafta General Bridges elindeki Avustralyalı tümeni sahilden, koltuğunda oturarak yönettik ve kaybetti… Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, dünya savaşının bizlere öğrettiği en acı ders şudur. Komutanın lider olması yetmez. Komutan askerinin yanında olmalıdır, askerinin arkasında durmalıdır… İki tarafın komutanlarını değiş tokuş yapma şansımız olsaydı, çıkarma büyük bir yenilgiyle değil büyük bir zaferle sonuçlanırdı."
Değerli okurlar, haftaya yazacağım köşe yazım, 18 Mart'ın sonrasına rastlıyor. Şimdiden 1915'te Çanakkale'de yaşamını yitiren tüm vatan evlatlarının aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.
Unutmadan. Herkesin, kendilerine liderlik ederken, arkalarında da durabilen yöneticilerle çalışabilmesi dileğiyle…

Çorum´da istinat duvarının çökme anı saniye saniye görüntülendi

İstinat duvarı böyle çöktü

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

Büyüleyici tasarımlar

Ticari araçtan cephanelik çıktı