• $7,3623
  • €8,908
  • 410.987
  • 1528.82
03 Nisan 2011 Pazar

Yiyeceklere hükmetmenin hazzı

Simge Çıtak
Simge Çıtak
YAZARIN SAYFASI

Bu hafta sizlerle bir danışanımın mailini paylaşıyorum.
Diyete başlama-bırakma macerasını anlatıyor önce sonra da 'yediğim şeyleri midemin ihtiyacı olduğu için yiyorum, beynimin değil' sözleriyle özetlediği farkındalık sürecini.

Bu hafta bir senedir 'düzensiz' olarak bana gelen bir danışanımdan hafta içi bir mail aldım. Mailleri sizinle paylaşmayı seviyorum. Çünkü; hep uzmanlar konuşuyor 'şunu yap, bunu yapma' diye ama bunları yapabilenleri görmenizin sizin için bizden çok daha etkili olduğunu düşünüyorum.
Bazen başka birine onun için en doğruyu anlatmak çok zor olabiliyor. Çünkü; siz onun kendi yarattığı illüzyondan çıkışının ne kadar kolay olduğunu görürken çıkış kapısı yanı başındayken, ona gösterememek ve onun görememesi sizi çok üzebiliyor. Bazen de seansta ona söylediğiniz 100 kelimeden 1 tanesi o kadar etkili olabiliyor ki, kendisi için çıkışa yönelebiliyor. Ve o zaman danışanınız adına çok mutlu oluyorsunuz sonunda görebildiği için!  Sizin de bu hazza erişmeniz dileğiyle...

İşte danışanımın bana yazdığı mail:
'Hayatta başarılı adımlar atmak için bazen bir dokunuşa ihtiyaç duyarsınız.
Ben en büyük başarısızlıklarımı kilolarımla mücadele ederken, tam olarak 8 yıl boyunca tekrar ve tekrar yaşadım. Hep bir umutla, o diyetisyenden bu diyetisyene koştum. Kilo vermedim mi verdim, ama sonra geri aldım hatta üstüne kata kata. Bu süreçte de çok iyi bir diyet listesi koleksiyoneri oldum.
Doktora gittiğim dönemlerde diyet yapmam, elimdeki listeye uymam gerekiyordu ve uyuyordum da. Sorun, doktora gitmeye son verdiğimde, elime artık yeni bir liste geçmediğinde başlıyordu. Artık yeni bir listem yoksa diyet yapmama da gerek yoktu ve işte o noktada ne yapmam gerektiğini şaşırıyordum.

YİYEMEDİĞİM NE VARSA YEMEK İSTİYORDUM
Diyet sürecinde yemediğim ne varsa yemem için baskı yapıyordu beynim mideme. Aç olmadığım halde yediklerim, ikram edenin hatırı kırılmasın diye geri çevirmediklerim, bir tabak kondu diye yemenin de ölçüsü bir tabaktır diye düşünüp tükettiklerim beni eski kilolu halime geri döndürüyordu hep. Sonra sil baştan, yeni bir doktor, yeni listeler, yeni karar(sızlık)lar, yeni umut(suzluk)lar. Ta ki bir gün bir yerde okuduğum yazı yemeye olan bakış açımı değiştirene kadar. Diyordu ki Simge Hanım; 'yaşamınızı diyetli ve normal diye ikiye bölmeyin!' İşte ben her defasında bunu yapıyordum. Ve her defasında hem bedenimi hem ruhumu yoruyordum. Artık yorulmaktan yorulmuştum ve siz benim için 'köprüden önceki son' çıkış gibiydiniz. Sizinle ilk buluşmamız yaklaşık 10 ay önceydi ve 2 hafta önce tekrar seanslara başlayana kadar ben yine kendimden kaçarak eski deneyimlerimi yeniden deneyimledim.
Hani ilk seanslarımızda demiştiniz ya, 'Nasıl beslenmen gerektiğini biliyorsun ama bunu içselleştirememişsin henüz. Bu yüzden de hedefine ulaşmakta zorlanıyorsun.' Evet, bir türlü yapamıyordum bunu, onca şey okumama, dinlememe, izlememe, denememe rağmen yapamıyordum. Yapamadıkça da kaçıyordum. Ve sizden gelen telefon ile kaçmayı bıraktım, bu defa kendi içime doğru koşmaya başladım.

ARTIK HİÇBİR   GIDANIN ESİRİ DEĞİLİM
Bu iki haftayı çok rahat geçirdim. Bir listeye bağlı olmaksızın dikkat ettim yediklerime, yediğim küçük bir dilim börek için de vicdan azabı yapmadım. Masada duran, kilerde dizili olan, markette göz boyayan, misafirlikte önüme sunulan hiçbir gıdanın esiri olmadım. İlk defa onlara hükmedebilmenin hazzını yaşadım. Daha önce hiç hissetmediğim bu duygunun hazzı nasıl rahatlattı beni, nasıl güçlü hissettirdi kendimi anlatamam. Meğerse tüm o sıkıntılı zamanlarımda eksikliğini hissettiğim şey yiyeceklerin bana değil benim yiyeceklere hükmedebilmenin gücüymüş.
Eskiden olsa elimdeki listenin herhangi bir 'EMRİ'ne uymadığım için ya zorla kusardım ya da doktora gideceğim güne kadar suçlu hissederdim kendimi. Oysa şimdi biliyorum ki yediğim şeyleri midemin ihtiyacı olduğu için yiyorum, beynimin değil.
Bir diğer farkındalığım da eskiden diyete başladığımda, hep geçmişimi düşünüp 'neden geldim yeniden bu hale, bu kadar kilo alana kadar aklım neredeydi' diye yakınmam. Artık önüme bakıyorum ve bu kiloları nasıl verebileceğime, verdikten sonra da nasıl formumu koruyacağıma odaklıyorum kendimi. 'Neden'i 'nasıl'a çevirebilmenin hafifliği var içimde.

HAREKET ETMEK ÇOK KOLAY!
Sadece yeme alışkanlığımı değiştirmekle kalmadım bu süreçte. Olabildiğince de hareket katmaya çalıştım hayatıma, ya yürüyüş yaptım ya da günlük yarım saat pilates. Eskiden masayı toplarken git-gel olmasın diye kucakladıklarımı bıraktım masada; iki elim var diyerek iki parça aldım, daha çok gittim-geldim mutfağa. İşyerinde inerken değil ama çıkarken kullanmayı tercih ettiğim asansör benim için şimdi koca bir demir yığınından ibaret. İnip çıkarken merdivenleri kullanmak ise bir zevk. Artık akşamları yemek sofrası hazırlanırken eksik olduğunu düşündüğüm şeyler varsa eşimi telefonla arayıp gelirken almasını istemiyorum. Kendim çıkıp 20-30 dakika yürümeyi seçiyorum eksikleri tamamlamak için.

Tıpkı ilkokul 1. sınıftayken okumadaki ilerleyişimizi gösteren o büyük elmadan çizdim bir tane kendime. Kahverengiye boyadım, şimdi kendimi kahverengi görüyorum. İstediğim kiloya ulaştığımda ise elmamın rengi mavi olacak... Çok küçük bir bölümü mavi şimdilik. Elma tamamen maviye döndüğümde 1 gün ya da 1 hafta mavi bir kurdele takıp gezeceğim kendimi takdir etmek, başarımı unutulmaz kılmak için. 30 yaşında mavi bir kurdele ile gezdiğim için komik görüneceğimi mi düşünüyorsunuz? Bence 30 yıl boyunca kilolu gezmekten daha komik olamaz.
Nurdan'
www.simgecitak.com

<p>Türkiye, CHP'li belediyelerdeki çöp rezaletini konuşuyor. Nuh Albayrak, Maltepe'deki çöp toplama

CHP'de 'çöp' krizi ve Bülent Tezcan'ın 'Maltepe' yalanı

Düzce'de altyapı çalışması sırasında şans eseri bulundu!

Her yerde uyuyabilen vurdum duymaz insanlar

Endonezya'nın Sinabung Yanardağı'nda hareketlilik