• $7,3498
  • €8,9418
  • 437.241
  • 1536.11
05 Şubat 2012 Pazar

Neden dedelerimiz kadar sağlıklı değiliz?

Simge Çıtak
Simge Çıtak
YAZARIN SAYFASI

Bu hafta, sizin de ilginizi çekebileceğini düşündüğüm bir konuda aldığım okuyucu mektubuna yanıt veriyorum. Yaşar Usluer, hepimizin merak ettiği bir konuyu sormuş: Neden dedelerimiz kadar sağlıklı değiliz?
erhum dedem, 86 yaşında; dedemin anası, 104 yaşında, babam da  69 yaşında Hakk'a yürüdüler. Dedem, ömür boyu yemekler dahil tereyağı ve genelde kırmızı et yedi. Prostat hariç doktor yüzü görmedi. Anası hiç doktor görmedi. Babam da doğal gıdalarla beslendi. Karın fıtığı hariç doktor yüzü görmedi. Bense,         58 yaşındayım. Et ve süt ürünleri dışında hemen her şeyi bahçemde organik üretiyorum. Uzmanların diyet tavsiyelerine aynen uyuyorum. Mitral kapak ameliyatı olduğumdan iki-üç ayda bir kan değerlerimi ölçtürüyorum. Bir türlü hepsini dengeleyemedim. Trigliserit yine yüksek çıktı, diğerleri normal. Şimdi, yukarıda verdiğim örnekler, uzun yaşamalarını doğal gıdalara borçlu olabilirler mi?                 26 Ocak'ta kızartılmış yiyeceklerle ilgili bir haber okudum gazetede. İspanyol bilim adamlarının araştırmasına göre, düzenli olarak kızartılmış gıdalar tüketmek kalp krizine yol açmıyormuş. Buna ne diyeceksiniz? Meyveleri kimi, 'aç karnına'; kimi de 'yemekten iki saat sonra ye' diyor. Sizin öneriniz nedir?
YENİ İDDİA BOL
Okurumuzun satırları böyle... Gün geçmiyor ki yeni bir araştırma ve yeni iddialar ortaya çıkmasın. Öncelikle yağlar konusunu ele alalım...
Yağlar doymuş ve doymamış yağlar olmak üzere; doymamış yağlar da tekli doymamış ve çoklu doymamış olmak üzere iki grupta incelenir. Doymuş yağlar, genellikle hayvansal kaynaklı ve oda sıcaklığında katı halde olan yağlardır. Tekli doymamış yağlar; zeytin, ceviz, fındık, fıstık, badem gibi yağları içerirken çoklu doymamış yağlara örnek olarak mısır özü, ayçiçeği, soya fasulyesi ve balık yağı örnek verilebilir. Her ne kadar toplumda zeytinyağına karşı olumlu bir yaklaşım olsa da kızartmalarda en güvenilir yağın ayçiçeği yağı olduğunu söylememiz mümkün. Ayçiçeği yağının tütme noktası düşük olduğundan, yanma hızı zeytinyağına göre daha düşüktür. Buna bağlı olarak kanserojen etkileri minimumdur. Kızartmaların zararına gelirsek yine yapıldığı yağın türüne, tüketim sıklığına ve birden fazla kez yağın kullanılıp kullanılmadığına bağlı olarak sağlığımıza zararları değişiklik gösterir. Yaşar Bey'in kalp hastası olduğunu göz önünde bulundurursak, tekli doymamış yağ asitlerini standart beslenenlere kıyasla daha yüksek oranda tüketmesi gerekir. Yağların kişinin hastalığına, genetik durumuna ve beslenme şekline göre günlük diyette belli bir oranda dağıtılması gerekir. Bu dağılımı yapmak ve gerekli diyeti hazırlamak diyetisyenin görevidir.
Kızartmalarla ilgili araştırmayı ben de okudum. Bu araştırma sadece bir tek kalp krizi riskini araştırmış ancak; kızartma sadece kalp krizi riskinden dolayı tüketilmemesi gereken bir yiyecek değildir. Fazla kızartma tüketiminin damar sertliğini ve kanser riskini artırdığı ve şişmanlığa neden olduğu da bilinmektedir. Ayrıca, gerçekler tek bir araştırmayla değişemez!
Yaşar Bey, ailesinde hiç doktora gidilmediğinden bahsetmiş. Umarım hiç kimse buna mecbur kalmaz fakat kalp ameliyatı olmuş birinin kontrollerini düzenli yaptırması çok önemlidir. Değerlerinin birçoğunun normal olduğunu fakat trigliserit seviyesinin düzenlenemediğini dile getiren okurum, bunu uygun bir beslenme planıyla gerekli olan seviyeye getirebilecektir.
Ailesindeki insanların uzun yaşamasıyla ilgili konuya gelince... Onların beslenme şekilleri, o dönemde bitki ve hayvanların yetiştirilme tarz ve koşullarıyla çağımızdaki üretim koşullarını göz önünde bulundurarak ailelerimizle aynı yaşam kalitesine sahip olduğumuzu söylemek mümkün değil. Aynı tarzda beslensek bile birtakım üretim farklılıkları bizi olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir... Yaşar Bey'in günlük beslenmesi hakkında verdiği bilgiler teoride doğru olsa da, bir diyetisyenle görüşüp kendine özel beslenme programı oluşturması şart.
Son olarak meyve konusundaki soruya gelirsek; meyve yemek için en uygun zaman dilimi ortalama yemeklerden iki saat önce veya iki saat sonradır. Bu da ara öğüne denk gelir. Bu saatin verimli olmasının sebebi meyveler yemeklerden hemen sonra yenildiğinde sindirimi zaman alan diğer besinlerle birleşerek midede gereğinden fazla kalacaktır. Bu da fermente olmasına sebep olacaktır ve gaz, hazımsızlık gibi sorunlar ortaya çıkar. Fermentasyon sonucu meyve alkole dönüşür fakat bu içkinin bileşiminde bulunan alkolle aynı değildir, kimyasal yapısından dolayı alkol denir.

<p>İki ülke arasında gerçekleştirilen istikşafi görüşmelerin 61. turu tamamlandı. Bir sonraki turun

Atina ile hangi konular masada?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Muğla'da tarım alanları su altında kaldı

''Eren-4 Karlıova-Varto'' ve ''Eren-5 Bagok'' operasyonları başlatıldı! İşte ilk kareler