• $8,5486
  • €10,3743
  • 512.412
  • 1444.57
16 Mayıs 2021 Pazar

Muhalefetin “son fırsat” krizi...

Suyu bulandırıyorlar ama Türkiye "balık" değil, avlayamazlar. Şahsi çıkarları yüzünden giriştikleri kavgalar sonucu ortaya çıkan hesabı Türkiye'ye ödetmek isteyenler olabilir. Ama millet çoğunluğunun feraseti "cambaza bak oyunlarını" bozmakla kalmaz o hesabı asıl sahiplerine ödetmeye yeter de artar b le. Birileri anlamak istemese de "o eşik" çoktan aşıldı.

Ne anlatıyorum?

İsimler, olaylar, iddialar, polemikler. Hepsi detay. Esas mesele nedir, ona bakalım.

Türkiye'nin durdurulamaz bir güç haline geliyor olması küresel güçlerin menfaat denklemlerini bozuyor.

İşte Karabağ, Libya, Akdeniz...

İşte sözüm ona sınırımızda bir terör devleti kurabilsin diye her türlü desteği verdikleri PKK'nın hali...

Tehditler karşısında diz çökmüyoruz. Üç kuruş borç için dil dökmüyoruz. Milli menfaatlerimiz söz konusu olduğunda kök söktürüyoruz.

Gerçeği konuşalım. Evet, başta küçük esnaf ve hizmet sektörü olmak üzere geniş toplum kesimleri Covid-19 salgınının etkisiyle ciddi sıkıntılar yaşadı, yaşıyor. Kısıtlamalar 7'den 70'e hepimizin psikolojisini alt üst etti, ediyor. Art niyetlilerin tüm bu olumsuzlukları bir genel memnuniyetsizliğe ve neticesinde güven erozyonuna dönüştürme gayretleri maalesef hem içeride hem dışarıda hiç hız kaybetmeden sürdü, sürüyor.

Ama Türkiye'de bir "yönetim krizi" yok. Hiçbir anket Cumhur İttifakı'nın arkasındaki halk desteğinin bir yönetim krizine yol açabilecek ölçekte ve "kitlesel kopuş" anlamına gelebilecek oranda azaldığını ortaya koyamıyor.

Muhalefet ittifakı oylarının dramatik şekilde arttığına, siyasetin dengesini tümden sarsabilecek ölçekte bir "seçmen göçü" yaşandığına dair tek bir veri, rakam, izlenim yok.

İktidar gücünü koruyor.

Çünkü tüm makroekonomik tablo Türkiye'nin bu sıkıntıları aşabileceğini gösteriyor.

Dünya'daki tüm ekonomiler küçülürken Türkiye ekonomisinin bir kaç ülke ile birlikte büyüme kaydedebilmiş olması önemsiz mi?

İhracat rakamlarında görülen rekorları yok mu sayacağız?

Yatırımların durmaması bir şey anlatmıyor mu?

Tüm olumsuzluklara rağmen sektörlerin ayakta kalma azmi güçlü bir işaret değil mi?

Şimdi buraya dikkat!

Önümüzde ciddiyet ve "disiplinle" takip edilmesi gereken kritik bir süreç var.

Pandemiye ilişkin normalleşme adımlarıyla birlikte sıkıntılar her geçen gün biraz daha azalacak, toplum psikolojisi düzelmeye başlayacak, var olan umut daha da artacak.

Elbette bu durum "olağan memnuniyetsizliğe" rağmen tüm çabaları sonuçsuz kalan hatta ters tepen muhalefet liderleri için sonun başlangıcı demek. Son fırsatı da kaçırmak üzereler.

Kısa süre içinde Türkiye'yi bir kaos ortamına taşıyamazlarsa "beş benzemezi bir araya getirebilen güç" tarafından tasfiye edileceklerini biliyorlar. Denize düştüklerinin farkındalar.

En olmayacak işlerden, kişilerden, meselelerden medet umuyor olmaları bu yüzden.

Hesap bu, ama tutmaz.

Çünkü içinde millet yok.

Milletin hissiyatını "detaylarda" arıyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün çıkıp "Hadi Filistin'e gidiyoruz" dese milyonların 15 Temmuz ruhuyla, Kudüs'e akmaya hazır olduğunu görmüyorlar.

İşte hep bu yüzden kaybettiler.

Yine kaybedecekler.

Gerisi hikaye...

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz Kasım ayında özgürlüğüne kavuşan Azerbaycan'ın Şuşa kenti

24 TV Genel Yayın Yönetmeni Murat Çiçek Şuşa'dan aktardı

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Aliyev iki ülke arasında ''Şuşa Beyannamesi''ni imzaladı

Türkiye'nin beklediği proje: 2 yılda tamamlanacak

Müsilaj kabusu geri döndü: Caddebostan sahilinde yoğunluğu arttı