• $8,4844
  • €10,288
  • 508.807
  • 1454.25
22 Mayıs 2021 Cumartesi

İnönü'nün şapkası ve Akşener…

Mayıs 1959, Uşak...

Türkiye'nin adım adım darbeye sürüklendiği günler...

İnönü tüm provokasyon uyarılarına rağmen yanına 46 CHP milletvekilini alarak "Ege Taarruzu" adını verdiği geziye çıktı.

Gezi sırasında atılan kesme şekerin yarısından küçük bir taş İnönü'nün şapkasının çeperinden sekip hafifçe başına isabet etti.

Ertesi gün gazeteler olayı "İnönü'ye suikast" olarak yansıttı.

CHP meseleyi darbe sürecinin önemli malzemelerden biri olarak kullandı.

Hatta "Uşak Hadisesi" 27 Mayıs 1960 Darbesi'nin gerekçelerinden biri olarak gösterildi ve 27 Mayıs mahkemelerinde dava konusu yapıldı.

Peki sonuç?

Uşak'ta "İnönü'ye suikast" olarak yansıtılan hadiselere karıştığı iddia edilen 11 kişi gözaltına alınıp Balmumcu Cezaevi'ne gönderildi.

Ne oldu bu 11 kişiye?

Hiç...

Bu 11 kişi sadece birkaç ay cezaevinde tutulduktan sonra mahkemeye dahi çıkarılmadan serbest bırakıldı.

Gerçek neydi?

İsmet İnönü'nün Uşak ziyareti sırasında konakladığı evin sahibi CHP Milletvekili Rıza Salıcı'ydı.

Oğlu İrfan Salıcı şahit olduğu gerçeği yıllar sonra "İstasyona varınca Demokrat Parti'nin adamlarının ellerinde flamalarla bizi beklediklerini gördük. Bir baktık ki, bizi bekleyen kalabalık, flamaları bırakıp İnönü'nün elini öpme yarışına girdi. Selamlaşma faslının ardından trene bindi. Pencereden halka selam verirken kalabalıktan bir taş gelip hafifçe başına değdi" ifadeleriyle anlattı ama Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşları çoktan idam edilmişti.

İnönü'nün "Ege Taarruzu" adını verdiği gezi, darbe sürecine malzeme taşıma amaçlı ve zaman ayarlı bir organizasyondu.

Çünkü Demokrat Parti iktidarının seçim yoluyla devrilmesi mümkün değildi. Menderes milletin sevgilisiydi. Ama Türkiye'yi kaosa sürüklemek isteyenlerin gözü kararmıştı. Millet iradesi hiçe sayılarak demokrasiye 27 Mayıs Darbesi vuruldu. Hukuk cinayetleri ile Başbakan Menderes ve arkadaşları darağacına çekildi.

Türkiye o günden sonra vesayet odaklarının tam kontrolü altında kapkaranlık bir tünele girmiş oldu. Darbeler, sabotajlar, suikastlar, komplolar birbirini kovaladı. Türkiye on yıllarca üretimi, yatırımı, kalkınmayı, gelişmeyi düşünemedi, konuşamadı, başaramadı.

Kısır çekişmelerle, sahte gündemlerle, dar kalıplarla koskoca ülkenin vaktini, yetişmiş insan kaynağını, gücünü, enerjisini heba ettiler.

Ve bugün...

Mayıs 2021...

İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik "Netanyahu" hakaretinin hemen ardından kaos için her role hazır olduğunu ortaya koyarcasına, kelimenin tam anlamıyla provokasyon kovalamak için Rize'ye gitti. Amaç, Başkan Erdoğan'a her zaman en büyük desteği veren Rizelilerin "gıyabi" tepkisinden memleketi yangın yerine çevirecek bir kıvılcım çıkartmaktı. Akşener'in her soru sormak isteyeni azarlamasına, yanındakilerin tekme tokat saldırılarına rağmen Rize oyuna gelmedi.

Ve zaman ayarlı ziyaret birilerine "FETÖ ve PKK yoksa ben varım" mesajı olarak algılandığı ile kaldı.

İnönü'nün müzelik şapkasının içinde "tavşan adaycılık" oyunuyla buraya kadar...

Ötesini "sihirbaz ajans" düşünsün!

<p class='MsoNormal'>NATO Zirvesi bugün Belçika'nın başkenti Brüksel'de gerçekleşecek.  Burada akşam

Erdoğan-Biden görüşmesinden ne çıkar?

3 günlüğüne geldikleri Türkiye'den 1,5 yıldır ayrılamadılar

Kanal İstanbul'da temelin atılacağı nokta

Ağrı'da gönüllü öğretmenler arama ve kurtarma tatbikatı yaptı