• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
04 Temmuz 2011 Pazartesi

18 yıl önce Sivas'ta ne olmuştu?

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

'2 Temmuz 1993'te gerçekleştirilen Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nde yangın çıkmış, aralarında otel görevlilerinin de bulunduğu 37 kişi ölmüştü.'
Evet, maalesef birileri o devlet katliamını tam da böyle görmeyi (göstermeyi) yeğlemişti.
Oysa yangın çıkmamış... Otel düpedüz yakılmıştı. Yaşananlar da 'çıkan olaylar' değil kontgerilla destekli katliamdı.
Bugün anma için toplanan insanların meselesini 'esnaf dertli' düzeyine indirmek gerçekten Alevi alerjisinin bir tezahürüdür.
 18 yıl önce diri diri yakılan 35 insandan biriydi Altıok...
Metin Altıok'un kızı Zeynep Altıok Madımak önünde anmaya izin verilmeyeceğini öğrendiğinde bir yazı yazdı:
Sizin hiç babanız yandı mı? Hiç evladınız öldü mü? Siz kimi o otelden uzak tuttuğunuzun farkında mısınız? Oradan uzak tutamadıklarınızı adaletten uzak tutmayı pekala biliyorsunuz.
Sivas'ta deprem ya da sel gibi bir doğal bir afet yaşanmadı. Orada gözü dönmüş bir kalabalık insanları öldürdü. 'Olaya insan merkezli baktığımız için hiçbir ayrım yapılmadı' diyemezsiniz. Orada insanlar tesadüfen ölmedi. Onları öldürmeye kalkanla öleni bir arada anamazsınız. Madımak binasının yerine talep ettiğimiz utanç müzesini kurmaktan özenle kaçınıp sözde 'bilim ve kültür merkezi' kurmanız kabul edilemezken orada -hele bizlerin izni olmadan- kayıplarımızın isimlerini kullanamazsınız. Saldırganla mağdurun adını birlikte yazmak şuursuzluk ya da aymazlık değildir. Bu bilinçli yapılmış bir tercihtir. Meydan okumadır, gözdağı vermektir, kudret gösterisidir, vicdansızlıktır, hakarettir, saygısızlıktır. Derhal ama derhal babam Metin Altıok'un adının oradan kaldırılmasını talep ediyorum. 18 yıldır duygusal sebeplerle Sivas'a adım atmadım. Sadece bir utanç müzesi ya da bir insanlık anıtı yapılırsa gideceğimi söyledim. Şimdi gerekirse oraya gider o plaketi sökerim. Beni buna mecbur etmeyin. Bir zahmet siz kaldırın. Hemen!
(...)
Diri diri yakılan bir ozanın kızına bu satırları yazdırmak gerçekten zulümde mahir olmayı gerektirir.
Zeynep Altıok'a babasının bir şiiriyle destek vermek istiyorum.
Tarihe geçsin. İnsanlık türküsü bu toprağın kalbinden ancak şairlerinin dizelerinden akar.
Bunu unutmayın ey vicdansızlar!
(...)
Özenle boyadım ipliğini sevginin,
gidip de bulamamanın incinmiş rengine.
Sisi gümüş bir rüzgarla tepelerden eğirdim,
dokudum yalnızlığın bu serin kumaşını,
sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim.
Ölümü tastamam ezberledim de geldim,
dilimde bu buruk türkü tadıyla. Bilmem ki buradan nereye giderim.
Sonunda kendime bir top yangın edindim,
soluğumla besledim dudağımın ucunda.
Ömrümün külüydü savrulan hep ardımda,
örterek yavaş yavaş bıraktığım izleri. Yanmış bir günün sürüklenen kanatlarıyla.
Koştum, durmadan koştum o küçük yangınımla,
adımın çaresiz kıyılarında kendi göğümü bulmaya.

<p>HDP Esenyurt ilçe binasında asılı, terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın afiş ve posterleri

HDP binasına baskın

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Soğuk havaların etkisini arttırdığı Erzincan'da, Girlevik Şelalesi dondu

Kurşun kalemlerin ucunda sanat