• $7,5124
  • €9,0748
  • 442.974
  • 1523.51
16 Kasım 2011 Çarşamba

Vicdani ret bir haktır

1989'da Sokak Dergisi sayesinde tanıştık 'vicdani retçiler' ile. Tayfun Gönül ile Vedat Zencir 'askere gitmeyeceğiz' diyen ilk kişilerdi... 'Halkı askerlikten soğutmakla' suçlanıp yargılandılar.
Arkadaşlarımdı... Sonradan vicdani retçi olduğunu açıklayan pek çok kişi de öyle... Gençtim... Ne kadar büyük bir işe girişildiğinin farkında değildim. 'Halkı askerlikten soğutmanın nesi kötü?' diyordum(!)
1992'de Savaş Karşıtları Derneği (SKD) kuruldu. 6 kişinin toplu vicdani reddi de bir 'ilk'ti... O fotoğraf hala arşivimdedir. Sonra, dünyanın dört bir yanından yüzlerce insan, Uluslararası Vicdani Retçiler Buluşması (ICOM) için Gökova'ya geldi. Gazeteciler haber için geldiklerinde sevinmiştik. Oysa medyanın sesi, tek bir davayla kısılmıştı. 1993'te HBB kanalında SKD Başkanı Aytek Özel ve vicdani retçi Menderes Meletli ile röportaj yapan Erhan Akyıldız ile Ali Tevfik Berber, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş'in emriyle tutuklanıp askeri mahkemede yargılandılar. Sivillerin askeri mahkemede yargılanmasının önü açıldı.
1995'te vicdani retçi olduğunu açıklayan SKD Başkanı, sevgili dostum Osman Murat Ülke de tutuklandı. Askeri cezaevinde, gördüğü baskıları protesto için 23 gün açlık grevi yaptı. Açlık grevinin nasıl yapılacağı ve cezaevinin hukuki sorumlulukları belliyken askeri cezaevi bunlardan habersizdi. Bir komutan, 'Bana mı sordun aç kalırken? Sana su da yok!' bile dedi. Tahliye edildiği halde davalara gitmekten kaçmayan Ossi yine tutuklandı. 'Kimseyle savaşmayacağım' demesinin bedeli 701 gün hapis oldu.  'Sözde özgür' kaldıktan sonra da baskılar devam etti. Her an gözaltına alınabilirim endişesiyle yaşadı yıllarca. Annesinin evine düzenli aralıklarla askerlik şubesinden ekipler gidiyor hala! AİHM, Osman Murat Ülke davasında Ocak 2006'da Türkiye'yi 11 bin euro tazminata mahkum etti. Son olarak eylül ayında, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye'ye, benzer ihlalleri önlemek adına yasal önlem alması için aralık ayına kadar süre verdi. İşte hükümetin 'vicdani ret' sürprizinin altında bu baskı yatıyor.
MEHMET TARHAN DİYOR Kİ...
2001'de Afganistan'ın bombalanmasına karşı çıkarak vicdani reddini açıklayan Mehmet Tarhan, Nisan 2005'te gözaltına alındı. Götürüldüğü askeri birlikte tutuklandı. 4 yıl hapis cezası Yargıtay'ca bozuldu, 12 ay hapis cezasına çevrildi. 9 Mart 2006'da tahliye oldu. Tarhan'ın askeri cezaevinde maruz kaldığı ve cezaevi yönetiminin değişimine neden olan işkence, darp, haraç uygulamaları için açılan davada suçlular aklandı. AİHM'e başvuruldu. Hükümetin girişimini sorduğum Tarhan şunları söyledi...

l Bu adım sürpriz değil çünkü AB İlerleme Raporu ile Avrupa Konseyi'nin kararı ortada.
l Hükümetin sivil toplum örgütlerine, hukukçulara danışmadan bu çalışmayı tek başına yapmaya kalkışmasından kaygılıyım.
l Zorunlu askerlik yerine alternatif veya sivil hizmetlerin kötü örnekleri dayatılabilir. Örneğin Yunanistan'da sivil hizmet, askerlik süresinin 2 katı ve genelde aşağılayıcı, bezdirici, ağır işler yaptırılıyor...
l Tuvalet temizlemek aşağılanacak bir iş değildir ama askerlik yapmayı reddediyorsan buna layıksın demek vicdani reddin mantığına aykırı.
l Neden retçi olduğunuzu 'vicdani ret jürisine' kanıtlamanız gereken örnekler de var ve ne hikmetse o jüri bir türlü ikna olmuyor. Bu tip sivil haklardan vazgeçme, Türkiye'nin anayasasında yer verdiği Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır.
Ossi sayesinde takvimlerimize aldığımız 15 Mayıs'ta (Vicdani Retçiler Günü) yasalarımız, 'elime silah almak istemiyorum' diyenlere vatan haini muamelesi yapmaktan vazgeçecek mi? Keşke!
Not: Tarihleri hatırlamak için faydalandığım www.barisicinvicdaniret.org, www.savaskarsitlari.org sitelerine teşekkürler...

<p>Türk savunma sanayisi şirketi HAVELSAN kimyasal, biyolojik, radyolojik ve nükleer risklerin tespi

İHA'lara 'milli' dokunuş: Kimyasal riskleri de tespit edecek

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Kısıtlamaların sona ermesiyle İstanbul'da hareketlilik başladı