• $7,397
  • €8,9929
  • 443.629
  • 1542.81
03 Kasım 2011 Perşembe

'AKP, depremi tam bir kaosa dönüstürdü'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün ilk bölümünü yayınladığımız açıklamalarına kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Depremin hemen ardından Van'a giden CHP lideri, bayramda da Van'da olacak. Depremzedelerle görüştükten sonra ilkokulu Erciş'te okuduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu'na çocukluğundan aklında kalan ve depremin ardından gördüğü Erciş'i sordum:  'O bölgenin insanları son derece güzeldir; devletine, topluma saygılıdır. Depremin ardından tüm olumsuzluklara rağmen insanlar, enkaz kaldırılacak, çadır gelecek diye umutla beklediler. Ancak hep olumsuz olaylarla karşılaştılar. Benim gittiğim dönemde kaos vardı. Her ne kadar Beşir Atalay, Ankara'da oturduğu yerden, 'Biz her yere ulaştık' dese de, vatandaşlar yanımızdaki İçişleri Bakanı'na çadır sıkıntısını dile getiriyorlardı. Hatada ısrar ederseniz yeni hataları getirir. Burada hata yaptılar. Deprem tam bir kaosa dönüştü.'
Kılıçdaroğlu, Başbakan Yardımcısı Atalay ile İçişleri Bakanı Şahin'i
ise şu sözlerle eleştirdi:

Tümüyle beceriksizlik! Hatalarını, söyledikleri başka sözlerle gidermeye çalıştılar ama başka hatalar yaptılar. Atalay dış yardımları neden geri çevirdiklerini, 'Performansımızı görmek istedik' sözleriyle anlatıyor. Bu nasıl söz? İnsan hayatı üzerine kumar oynanır mı? Bunu söyleyen kişi, bırakın köstebek olayını, o koltukta oturmaması gerekir. İçişleri Bakanı'nın sözleri de ortada. Daha önce de ölen vatandaşlar için '3 adet' demişti. Ne söyleyeyim ben bunlara?
Atalay'dan söz edince konu hemen Deniz Feneri'ne geliyor. Tüm isimlerin serbest bırakılmasını, 'Bizde yargı yok ki!' sözleriyle değerlendiriyor CHP lideri.
'Yargı Başbakan'ın emrinde. İddianame ortada yok. Hakim diyor ki deliller toplandı. İddianame ortada yokken delillerin toplandığını nereden keşfettin Sayın Hakim? Silivri'ye bakıyoruz; orada iddianame var ama henüz deliller toplanmadı diyorlar. Buna bir Allah'ın kulunun çıkıp yanıt vermesi lazım.'
'Ama Başbakan sizin iyi bir lider olmadığınızı söylüyor' diyorum gülerek...
'Benim söylemlerin onu rahatsız ediyor. Rahatsız olmaya da devam edecek' diyor Kılıçdaroğlu ve ekliyor:  'O istiyor ki, ben ne yaparsam yapayım, muhalefet beni alkışlasın. Doğru yaparsa alkışlarım, ama yanlış yapıyor. Beni eleştireceğine açsın 2011 Avrupa Birliği raporunu okusun. O raporun hükümleri Türkiye Cumhuriyeti'ne yakışıyor mu? Başbakansın, ülkeyi yönetiyorsun. 'Yolsuzluklar konusunda mesafe alamadın'  diyorlar sana. Nerede yolsuzluk yapan varsa onların avukatlığını üstlenmiş durumdadır Başbakan. Milletin sırtından geçinenleri bugüne kadar hep korudu, korumaya da devam ediyor.'

TERAPİST TAVSİYESİ
Başbakan'ın üslubunu eleştiren ana muhalefet lideri 'Recep Tayyip Erdoğan bir an önce terapiste gitmeli' diyor. O konuşurken ben not alıyorum. Bu söz üzerine başımı kaldırıp gülüyor mu diye bakıyorum. Çok ciddi. Sözlerini şöyle noktalıyor, 'Daha önce de söyledim. Çok iyi niyetli söylüyorum. Başbakan'ın kesinlikle terapiye ihtiyacı var. Ayrıca okumaya ve sorgulamaya da... Okumuyor, sorgulamıyor. Doğruyu, eğriyi birbirinden ayıramıyor. Sadece kendi söylediklerinin doğru olduğuna inanıyor. Bu Türkiye'yi felakete götürür.'

<p>Dünyanın pek çok yerinde şehir yönetimleri marka olabilmek için birbirleriyle yarışıyor. Gastrono

Taşradan Türkiye'ye açılan bir edebiyat penceresi: İkindi Yazıları...

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Haftanın yalanları

Caddebostan Sahili kırmızıya bürüdü