• $7,4026
  • €9,0255
  • 443.545
  • 1539.88
16 Eylül 2011 Cuma

Açıklama için Başbakan bekleniyor

MİT Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ve Başbakan'ın özel temsilcisi sıfatıyla dönemin Başbakanlık Müsteşar Yardımcısı -şimdinin MİT Müsteşarı- Hakan Fidan'ın PKK yöneticileriyle yaptığı görüşmenin kayıtları basına sızınca iktidar partisi sessizliğe büründü. İki gün önce gün CNN Türk'te yayına çıkan Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Hande Fırat'ın ısrarlı sorularına rağmen 'Kasetin içeriğine dair bir yorum yapmam' dedi. Önceki gün TGRT'de canlı yayına çıkan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, terörün bitirilmesi için hükümetin kararlı olduğunu söylemekle yetindi. Konuyla ilgilenen bazı isimler ve bazı bakanlar ise Başbakan'la 'Arap Baharı' turundalar.
Konuş(a)mamakta haklılar. Oysa sonuna kadar savunmaları gerekir Başbakan'ın aldığı bu büyük riski. Başbakan Erdoğan siyasi risk alarak doğru olanı yapmıştır. Şimdi muhalefetin eleştirilerine, 'Hani teröristle görüşen şerefsizdi?' hatırlatmalarına yanıt vermek, hatta 'neden muhalefetin desteğini almadın?' sorusunu cevaplamak da onun sorumluluğundadır. Keşke çıkıp şunu söylese Başbakan, 'Ben bu sorunu çözmek için risk aldım. Yaptıklarımın sonuna kadar arkasındayım!' İşte o zaman 'kara harekatı' yerine yeniden 'barışı' konuşmaya başlayabiliriz.
Şehit yakınları ya da PKK'lılarla çarpışan güvenlik güçleri için çok zor olsa da anlamak, 'görüşme' dediğiniz böyle yapılır. Ancak siyasette 'doğru' her zaman doğru kabul edilmez. Liderlerin zaman zaman hamaset nutuklarına sarılması da bundandır. Küfür, sert üslup, milliyetçilik nutukları bahanedir çoğu zaman. Sonuç ise bellidir!

Erdoğan'ın hayal kırıklığı
Seçim öncesi, Başbakan'ın 'Kürt sorunu yoktur, terör sorunu vardır' sözlerini bölge halkına sorduğumda aldığım yanıt aynıydı: Biz Başbakan'a güvenmiştik. Kendimizi kandırılmış hissediyoruz. Önce açılım dedi, şimdi de Kürt sorunu yoktur diyor. Bundan sonra ona nasıl güveneceğiz?
Başbakan Erdoğan'ın tavır değişikliğini sorgulamak yerine Kürtlerde yarattığı hayal kırıklığına odaklandım çoğu zaman. Oysa bugünkü gelişmelere bakınca anlaşılıyor ki Başbakan, aldığı bunca riske rağmen istediği sonuca ulaşamayınca büyük bir hayal kırıklığı yaşamış.
'Öcalan'la İmralı'da kimler görüşüyor?' tartışmalarının olduğu günlerde, Başbakan'a yakın ve bu meseleye kafa yoran bir isimle yaptığım görüşmeyi hatırladım. Demişti ki, 'Karşımızda, uzun yıllar farklı istihbarat örgütleriyle ilişkiler kurmuş bir kişi ve onun yarattığı örgüt var. Yani sözlerine itibar etmek mümkün değil. Bir gün farklı ertesi gün farklı konuşuyorlar. Öcalan'ın aklı başında, her şeyin farkında ama bazen bizi oyaladığı hissine kapılıyoruz.'
Her şeye rağmen Başbakan'ın Türkiye'ye dönüşünde yapacağı açıklama Kürt sorunu açısından tarihi bir öneme sahiptir.

PKK ile başka kimler görüştü?
3 Kasım 2002 seçimleri öncesi birileri kulağıma fısıldadı: ... partisinin lideri Avrupa'da PKK sorumlularıyla görüşüp seçimlerde destek istedi.
İddiaya göre partisinin barajı geçemeyeceğini anlayan bir lider, DEHAP'la bölgede gizli bir ittifaka girmek istemiş, bunun için PKK yöneticileriyle görüşmüştü. Tek başına iktidara geldiğinde Kürt sorununu çözmek için bazı vaatlerde de bulunmuştu. Bu görüşmenin fotoğraflarının istihbarat birimlerinin elinde olduğu da öne sürülüyordu.
İddianın peşine düştüm ama ispatlayamadım. Bu nedenle o liderin adını yazmıyorum. Zaten böyle bir ittifak da gerçekleşmedi. Ya o lider buna cesaret edemedi ya da başka bir gerekçeyle işler başka türlü gelişti. O parti artık siyasette olmasa da yaşananlar gösteriyor ki, bir gün tek başına güçlü bir şekilde iktidara gelen her liderin gönlünden geçen Kürt sorununu bitirmektir. Ve mayınlarla dolu bu yolda ödenecek bedeller ağır olabilir. Yeter ki göğüsleyebilecek gücü olsun!

<p>Trump'ın ayrılışının ardından ABD'nin 46'ncı başkanı Joe  Biden ailesiyle birlikte yemin ederek r

Joe Biden, AB ile buzları eritir mi?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Binlerce su maymunu taşkın nedeniyle Edirne'ye geldi

Doğada yaptığı yemeklerle kentleri tanıtıyor